Jeopolitik vadeli işlemler...

Jeopolitik vadeli işlemler...


Suriye, İdlib, Libya, Akdeniz düştü. Hatta büyük Ortadoğu düştü. Artık onlar daha büyük krizin, Virüs’ün alt başlıkları.. Özellikle küresel ekonomi söz konusu olduğunda dipnotlara dahi dönüşebilirler...

Bu çapta durgunluk; her kıta ve bölgeden gelen garip ama gerçek haberlerle birleştiğinde ancak sermayenin el değiştiriyor oluşuyla açıklanabilir...

Her seçimden/iktidardan sonra paranın ve medyanın yapılanması gibi genel geçer, neredeyse standart değişimlerden söz etmiyorum...

Koronavirüsle birlikte yerkürenin kimi bölgelerinde görülen Çekirge (İran, Irak, Somali, Kenya, Etiyopya, Sudan, S. Arabistan, BAE, Pakistan, Kuveyt, 15/03) ya da Karınca (Umman, 16/03.) ataklarındaki anomalilerden veya yerküremize hızlı yaklaştığı bilinen-elbette çarpmayacak-göktaşından bahsetmiyorum. (‘29 Nisan’da dünyaya göktaşı mı çarpacak’, 16/03, Milliyet.)

Merakım daha dünyevi; Çin’deki (Wuhan’daki) kimi Amerikan şirketlerini ve özellikle yatırımlarını kim ucuza kapatıyor?..

Pekin bu işten elbette kazançlı çıkacaktır ve şüphesiz; büyük sermayenin el değiştirmesi onun “ortaklığı” olmadan mümkün gözükmüyor...

O halde iki soru vardır, belki cevap da içerir; Çin’deki Amerikan ve Batı yatırımlarını ‘ölmüş virüs’ fiyatına kimler topluyor? Çin’in ortağı/ortakları kimlerdir?..

Bu öyle bir sermaye hareketi ki, ekonomide hiç bir araç, oyuncak, oyuncu kalmıyor. Sığınılacak herhangi bir liman bulunmuyor. Döviz, petrol, dolar, borsa kimse kefil olamıyor. Kıtasal bile değil, kutuplar kayıyor.

***

Salgın karşısında İtalya ve Fransa’nın durumu ortada. Almanya ve İngiltere ise başlıbaşına ele alınması gereken ülkeler; Berlin, Virüs’ün, ülke nüfusunun %65-80 aralığında bir kesimini etkileyeceğini söylüyor ki, ülkenin yaş ortalaması düşünüldüğünde.. Avrupa’nın üretim ve ihracat merkezinin, AB’nin kasasının durumu bu.

Londra ise çözümü, ‘Sürü Bağışıklığı’ gibi, ‘kalan sağlar bizimdir’ başlıklı, bilimsel temeli hayli kumlu bir teoride arıyor. Gerçek; İngiltere’nin uzman ekip, personel, ilaç ve sağlık altyapısının bu virüsle mücadele etmek için ‘yok’ niceliğinde bulunması. Düşünün ki, ‘Kraliçe karantinada’ ve ‘500 bin ölü’ gibi rakamları kendileri söylüyor. Batı’nın finans merkezinin durumu da bu.

Hâsılı, bağışıklık sistemi çok önceden düşmüş AB için son test diyebiliriz.

Petrolün pazartesi günü 30 doların altına inmesi de vadettikleri açısından hayra alamet değil. Esasen 40 veya 50 dolar da hem üreticileri hem küresel istikrarsızlık noktaları açısından iyi değildi ama son rakam bambaşka. Savaş(lar) çıkarır. ‘Şu kadar yıl dayanırım, bu kadar param var’ kimseyi kurtarmaz. Görülmesi gereken; durgunluk, sermaye kaymaları, salgın, petrol, siyaset/istikrar çökmelerinin birleşerek ayrı bir vakum oluşturması. ‘Kara delik’ diyebilirsiniz...

***

ABD Başkanlık seçimlerinin bu kadar yaklaştığı bir zamanlamada hepsi, özellikle de salgın, gömlek kolundan kart çıkarmaya benziyor. Beşince as gibi. Nereden geldiğini kimse anlamıyor. Trump’ın da bunu düşündüğüne eminim. Virüs doğal mıdır suni midir bilemem ama mikrobun sorumlusu olarak ABD gösteriliyorsa, orada da ‘sermaye sahipleri’nin kime oynadığını bilmek gerekiyor. Tıpkı İngiltere gibi. Londra’nın, AB’yi terk etmesinin ardından Rusya ve Çin ile nihayet Amerika ile ilişkilerini nasıl kurmak gerektiğine ilişkin tercihleri, zıtlaşan oyuncuları da aynı işbirliği/şüphe altında bırakıyor.

ABD Başkanı, ‘test yaptırmadım, kendimi iyi hissediyorum’ dedikten bir gün sonra tahlile giriyorsa, ‘rakamları’ getirip önüne koymuşlar demektir! Almanya’daki bir aşı şirketini tüm hakları ile satın alma girişimi de o demek, Çin’in aşıyı kullanmaya başlaması da o demek!

***

Salgın, politik sonuçlar üretir... Bu biraz da virüsü yönetecek, yenecek liderlikle ilgili! ‘Homo Deus’ ve ‘Sapiens’ kitaplarının yazarı, İsrailli tarihçi Yuval Noah Harari, CNN İnternational’a verdiği röportajda, “Virüs totaliter rejimleri güçlendirebilir” diyor. Çin’in salgınla baş etme yöntemlerine övgülü vurguların, karar alma sürecindeki keskinliğe yapıldığını anımsayalım. Ancak Harari yanılacak. Bunun siyasi sistemlerin demokrasi derecesi ile ilgisi sınırlı. Ekonominin nereye aktığı önemli! ‘Virüsle başa çıkabilecek global bir liderin bulunmamasından’ çok en az hasarla krizden kimin çıkacağı önemli.

Aşı yarışının anlamı o. Kaldı ki, ‘aşının kullanılabilmesi için en az bir-iki yıl gerekiyor’ diyenler de bunu düşünmeli. Çünkü virüs yapaysa aşı bulunalı çok oldu demektir...

***

Türkiye’nin sıra dışı ve ağır önlemleri ardı sıra ve gözünü kırpmadan almasının birincil sebebi elbette insanını ve ülkeyi korumak. Sağlık sisteminin ulaştığı kaliteyi konuşturmak.

Ama ikincil yani jeopolitik ve siyasi sebepleri de olsa gerek! Krizin mümkün olan en az hasarla, özellikle Avrupa’ya kıyasla hiç mertebesinde savuşturulması, ortaya çıkacak ekonomik durum ve küresel tercihlerde ilk sıraya yükseltebilir Ankara’yı. (‘Türk şirketi, Çinli ilaç devi ile aşı için anlaştı’, 17/03, AA?)

Meşhur Foreign Policy şöyle yazıyor; “Salgın, insanların ve malların serbest dolaşımını uzun vadede etkileyecek gibi. Avrupa şirketleri üretimlerini Çin’den Türkiye’ye kaydırabilir”... (16/03, OdaTv.)

Ankara salgın için önümüzdeki iki-üç haftayı kritik görüyor. Sağlıklı atlatmalıyız...

Google+ WhatsApp