‘Jenga’…

‘Jenga’…


Bir…

 

Ermenistan-Azerbaycan savaşının jeopolitik çıktılarından biri olarak, Rusya-Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan-İran-Ermenistan ‘kasnağı’ projeksiyonu ve dört yönde yarattığı değişim baskısı…

 

İki, Afganistan’da ABD ve Avrupa’nın yenilmesi, buradan doğan Çin-Suriye yönlü kama…

 

Üç, ABD’nin Ortadoğu’da ‘light-politik’e geçmesi. Körfez ülkeleri, Irak ve hatta Suriye’de kilo kaybetmesi…

 

Dört, Bölge ülkelerinin İsrail’le normalleşmesini besleyen dinamiklerin diyete girmesi, bu vesileyle kurulmuş kimi ittifakların; Körfez-İsrail, Akdeniz-İsrail, Afrika-İsrail çarklarının ve Abraham Anlaşmaları ruhunun yavaşlaması…

 

Beş, bağlı olarak, İran’ın nükleer müzakerelerde-başta Çin ve Rusya’nın sırt vermesiyle-avantajlı konuma geçmesi, ABD’nin etkin pozisyonunu-muhtemelen isteyerek-terk etmesi…

 

Altı, Tel Aviv’in ilk defa ABD’yi de hedef alarak, ‘Tahran’la müzakerelerin derhal sona erdirilmesini’ ikaz etmesi!..

 

Yedi, S. Arabistan ile BAE, yani prensler arasındaki ergen ortaklığının bozulması, rekabete dönüşmesi. BAE’nin Türkiye’ye-ister seve seve ister kerhen ama benim tercihim ‘ikna edilerek’-gelmesi…

 

Sekiz, kökten sarsılan ve tekrar yazalım, ‘Kafkaslar-Batı Asya (Ortadoğu’yu da içine alır)-Karadeniz-Dedeağaç’la sembolleşen kartografi, bütün taşları yerinden çıkarmış, hakkını verirse, doğru yerlerine yerleştirilmek üzere Türkiye’nin önüne yığmış bulunuyor…

 

İNGİLTERE HÜCRELERİNİ YENİLİYOR…

 

Projeksiyonun taraflarının/cephelerinin ibra edilmesi gerekiyor. Ve tek olay, basit bir ziyaret bu maketi müstakbel dünyanın proje eskizine dönüştürüyor…

 

Yunanistan’ın BAE veliaht prensinin Ankara ziyareti nedeniyle kudurması karine ise, Fransa Devlet Başkanı Macron’un, S. Arabistan-Katar-BAE’ye gideceğini ilan etmesi delildir!..

 

Hem kaybetmeye başlayanları işaret ediyor hem oyuna vaziyet eden-zaten bildiğimiz ve pek evvelden yazıp/konuştuğumuz/paylaştığımız-oyuncuyu da ifşa ediyor…

 

Paris, kaybedecek oyunculardan biridir. Macron’un şapkası uçmuş durumda ve İngiltere’nin coğrafyada ‘hücrelerini yenilemesi’ karşısında paniğe kapılıyor.

 

Fransa-İngiltere rekabetinin uzantılarından biridir bu. Aynısı Brexit’te, Manş Denizinde, ‘Avrupa Ordusu’ tartışmalarında, NATO içinde, Rusya ile ilişkilerde, Almanya ile ortaklıklarda, Afrika’da yaşanıyor. Somuttur. Libya krizinden başlayarak, Kuzey Afrika’nın tamamında yaşananlar da aynı vakadır.

 

Yetmez diyorsanız, sorun değil, AUKUS da öyledir. Avustralya-Fransa arasındaki milyar dolarlık denizaltı ihaleleri de aynı maçın raundlarından biridir. Haliyle, Yunanistan da, hani Fransa ile bir sürü askerî anlaşma yapan, “Türkiye ile gerginlik olursa nükleer güç Fransa bize destek sözü verdi” diyen Atina da kaybedecekler listesine yazılıyor. ‘Amerikan Üssü’ olmasını bile anlamıyor…

 

DÖRT-DÖRT-DÖRT…

 

İngiltere’yi de anlayalım…

 

MI6’in Başkanı Richard Moore’un ilk kez kamuoyu önüne çıkarak, Londra’nın algıladığı dört tehdidi açıklaması; Çin, İran, Rusya ve müstakbel sorun çıkartacak ülkelere hazırlık olsun için ‘uluslararası terörizm’…

 

Peki, bunun sahadaki karşılığı ne? Yani askeri karşılığı ne? Pasifik aynı denklem ama orada zaten artık varlar. Hem donanmalarıyla hem ittifaklar içinde…

 

Ama MI6 Şefi’nin listesinden bir kaç gün önce açıklanan; İngiliz ordusu dört askeri kuvvet oluşturuyor; son teknolojik ekipmanlarla donatılmış bir özel birlik Doğu Avrupa’ya (Rusya). Bir tanesi Ortadoğu’ya. İki tanesi Afrika’ya… (26/09.)

 

Karenin dört köşesini birleştirin. Hangi harita ortaya çıkıyor? Maket görünüyor ama ‘maket bıçağının’ kimin elinde olduğu da ortaya çıkıyor; o ülke Türkiye’dir…

 

NATO ve AGİT Zirveleri vesilesiyle ABD Dışişleri Bakanı Blinken ile Sayın Çavuşoğlu arasında gerçekleşen görüşmenin açıklanan başlıklarına bakalım; Ukrayna (Avrupa), Suriye (Ortadoğu), Kafkasya (Rusya), Etiyopya, Libya (Afrika)…

 

Amerika bu dörtgenlerde hafiflemeye çalışıyor ama daha çok ‘ustaya’ bırakmak sayalım. Kaldı ki siyasi seçimdir, askeri seçim olmadığını gözlemliyoruz, akılda dursun; Pentagon’un Pazartesi açıklanan 2021 Küresel Duruş İncelemesi, Amerikan politikasının yalnızca Hint-Pasifik ve Avrupa’da değil, Orta Doğu’da da-Afrika dahil-kalıcı duruşun gerekliliklerini kayda geçiriyor. Biden’ın benimsediği, diplomasinin ABD dış politikasının merkezinde olduğu iddiasıyla çelişse de.. ‘Bir işi yapmanın üç yolu vardır; doğru yolu, yanlış yolu, askeri yolu’!..

 

MAYININ YANINDAKİ BAYRAK…

 

Olası sonuçlardan biri Suriye’de yaşanabilir; YPG’nin Moskova ve ABD’de ağırlanması, Şam yönetimi ile YPG’nin uzlaştırılması için adımlar atılması, İsrail-Rusya arasındaki özgün ilişki, İran’ın buradaki varlığı konusundaki tartışmalar, Irak seçim sonuçlarından sonra Kuzey Irak’ta gelişecek Suriye ilintili projeksiyonlar, kendi sınırları paramparçayken Suriye parlamentosunun ‘Hatay’ı geri almak için her şeyi yapacağız’ bildirisi yayınlaması…

 

Veya…

 

Türkiye’nin Mısır ve İsrail’le ilişkilerinin başka bir evreye geçeceğine ilişkin Cumhurbaşkanı’nın, “BAE ile aramızda nasıl bir adım atıldıysa bu ülkelerle de buna benzer adımları atacağız” açıklaması da yeni jeopolitiğin anlaşılır kılınmasında önemli bir veri…

 

Yazının finalinde ama oyunun başında kırmızı bayrağı mayının yanına dikelim; İngiltere’nin bölgedeki yeni/güncellenen rolü Türkiye lehine sonuçlar üretme potansiyeli barındırsa, hatta üretecek olsa da son perdede sahneye neyin çıkacağından kimse/hiçbir ülke emin değil. Ankara zaten emin olmamalı. ‘Hakkı verilirse’ şerhimiz ondan…

Google+ WhatsApp