İyimserlikle kötümserlik arasında

İyimserlikle kötümserlik arasında


Yaşanmakta olanlar insanların tedirgin ve karamsar olmalarına neden. Hızlı bir değişim var. Çocuklarımız ve torunlarımız arasındaki büyük uçurum ister istemez bir tedirginlik oluşturuyor. Birbirlerini anlama sorunu yaşanıyor. Bu da karşılıklı tepkiler ve uzaklaşmalar oluşturuyor. Çatışılıyor.

 

Belli yaş üzerindekilerin bilişim ve teknolojik karşısında tedirginlikleri var. Kavrama ve içinde bulunulan durumu anlamada zorlanılıyor. Normaldir bu. Çocuğun elindeki bir nesne oyuncak gibi. Altından giriyor üstünden çıkıyor. Bu işin teknik yönü. Bir de diğer yönü var, nesneler kültürleri ve dilleriyle hayata giriyor. İngilizcenin ağırlığı hayatın hemen bütün alanlarında etkisini gösteriyor. Çünkü onun kendine özgü dili ve kavramları var. Teknolojik ve bilişim güç olmadığı sürece onların karşısında ezik ve yenik durumda kalınıyor.

 

Bir millet kendi inanç değerlerinden beslenemiyor ve oluşmuyorsa, bu gelişmeler karşısında kapılıp gitmesi hiç de zor olmuyor. Akış o yöne doğru hızla eviriliyor.

 

İnsanın veya gençliğin geleceğe hazırlanması donanımlı olması çok yönlü çabalar gerektiriyor. Düşünce bilinci, kültür ve tarih bilinci, inanç ve iman bilinci. İnsanın karşısında bulunan en büyük tehlike bilişim, teknoloji ve bunlara dayalı bilgiye tapınmaya sürüklenmesidir. Hayranlık duygusu adım adım o yöne doğru sürüklüyor.

 

Yakınılan durumlar var, ancak bu, yakınmayla veya tepki vermeyle sınırlı kalınıyor. İnsan gücü ve enerjisi birçok şeyi başarmaya neden. Zaten bunları geliştirenler de insan. Özel çabalarıyla bugünlere gelinmiş durumda. Yenilgi, karamsarlık ve teslimiyet duygusu insanı tutsak ediyor.

 

Bu genç enerji kabına sığmadığından başka kapılardan çıkış arıyor. Tabiî sadece bu yönüyle değil, modernizm ve aşırı serbestliğin getirdiği nedenler de bulunuyor.

 

İnancına ve medeniyetine bağlılık aşk düzeyinde olmadıkça kaçışlar da kaçınılmaz oluyor. Gelecek duygusu, buna bağlı bir hayat anlayışı baskınlaşıyor.

 

Bir milletin gençliği var olduğu sürece karamsar olmayı gerektirecek bir durum yok. Onun içinden filizlenen ve bir akıma dönüşen bir oluş yeni bir başlangıç olmak için yeter neden. Gençliğe inanma ve güvenme, onu gönendirme, yol gösterme, yol açma, ışık saçma öncülerin sorumluluğunda.

 

Modern bilişim ve teknoloji bir kültür abanmasıdır. Onun karşısında bilinçli bir duruş belki algı kendini yitirmemeyi sağlayabilir.

 

Milletlerin dönemlerdeki kimi düşüşleri sonrasında da benzer karamsarlıklar yaşanmıştır geçmişte, bundan sonra da olacak. Hayatın içinde olmak, var olmak, bilgi ve bilincin derinliğine sahip olma hayatın kendisidir ve değerlidir.

 

Uç düşünceler insanı gerçeklerden uzaklaştırır. Olan bir şeyin varlığını yok sayma deve kuşu gibi olmadır. Dönen bir dünya var ve bunun akışı oldukça hızlı. Bunların karşısında rüzgâra, etkilere kapılınmadan hayatın gerçekleri içinde varolma daha çok değerlidir. Uzaklara gitmeye gerek yok kapılarımıza dayanan evlerimize giren şeylerden söz ediyoruz. İçeriden kuşatılmışız. İnsanlara buyruk vermek, hötlemek ne gibi bir yarar sağlar. Gençlerle birlikte hayatın içindeki oluşların farkına varmak ve kendini yaşamak gerekir.

 

Bir Müslüman’ın karamsar olması için hiçbir neden yok. O zaten konumu ve varlığıyla üstün insan konumunda. İman etmesi yeter bir neden. Fakat imanın kendisi bir başına yeterli olmuyor. Bunu bilince dönüştürmedikçe bir yarar sağlamıyor.

 

Değişen dünya insanı karşısında, yabancılaşmayla ve bu kültürle bilinçli bir hesaplaşmaya girilmedikçe bir direniş sağlanamaz. Hem bilgi, hem inanç, hem inanış, hem de derinliğine bir kavrayışla var olunabilir. Çünkü akan ve dalgalar hâlinde gelen bir bora var. Bunun karşısında direnmenin tek yol daha çok bilgi ve bilinç sahibi olma, kendi gücünü geliştirme, ona karşı tezini sunmayla olur. Biz asla karamsar olamayız ancak çalışarak, bilgilenerek tedbirli oluruz.

Google+ WhatsApp