İyilikte yardımlaşın zulümde yardımlaşmayın

İyilikte yardımlaşın zulümde yardımlaşmayın


Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: 

 

“Bir topluluğa sizi Mescidi Haram’dan alıkoymaları dolayısıyla duyduğunuz kin sınırı aşmanıza sebep olmasın. İyilik ve takvada birbirinizle yardımlaşın. Günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, cezası çok şiddetli olandır.” (Maide, 5/2)

 

İslam dünyasında son yarım asır içinde önemli çalkantılar oldu. Bunların hepsini aynı kalıba oturtmamız mümkün değildir. Çünkü her birinin kendine göre farklı konumları, arka planları, gelişme süreçleri ve doğurduğu sonuçlar var. Ama bizim tavrımızı, birlikte olduklarımızın tercihleri ve birtakım çıkar hesapları değil adalet ve hukuk ilkeleri belirlemelidir. 

 

Kazakistan’da son dönemde yaşanan hadiseler üzücü olmakla birlikte hadiselerden dolayı çevrilen tezgahlardan doğan sonuç da hiç iç açıcı değildir. Ama bu tezgahların çevrilmesinin sebebi olarak meşru talepleri olan halkı suçlu gösterip asıl perdenin arkasında duran elleri tebri etmek de isabetli bir tavır olmayacaktır. Onun için her şeyi yerli yerine oturtmak gerekiyor. 

 

Öncelikle otuz yıldan beri ülkede hüküm süren yönetimin bir dikta rejimi olduğu gerçeğini görmezden gelemeyiz. Dolayısıyla olaylara geniş açıdan baktığımızda karşımıza çıkan en önemli sebebin bu diktatörlük olduğunu en başta görmeliyiz.

 

Son olayların gelişme sürecine baktığımızda ise şunlar karşımıza çıkıyor: 

 

Birinci aşama: Toplumun tepkisine neden olan ve aslında hükümetin çok fazla ihtiyacının olmadığı düşünülen astronomik fiyat artışıdır. 

 

İkinci aşama: Halkın genel tepkisi ve hükümetin tavrından duyulan rahatsızlığın meydanlara yansımasıdır. 

 

Üçüncü aşama: Bazı karanlık güçlerin devreye girmesiyle ortaya çıkan, halkın haklı isteklerini kirleten ve komplocuların işine yarayan fitne olaylarıdır. Bu, Mısır’daki Baltacı fitnesine benziyor. Mısır’da halk uzun süren bir direnişten sonra Mübarek saltanatına son vermiş, ama daha sonra birtakım karanlık güçler söz konusu Baltacı fitnesini devreye sokarak Sisi darbesi için zemini hazırlamışlardı. Kazakistan’da bu Baltacı fitnesi, çok daha hızlı bir şekilde devreye sokularak meşru istekler ve hükümetin yanlış politikalarına muhalefet için meydanlara çıkan kitlelerin protestoları da çok hızlı bir şekilde amacından saptırılmıştır. 

 

Baltacı fitnesini kimin çıkardığı ve yönlendirdiği konusunda farklı şeyler söylendi. Bu, Kazakistan’daki konumunu sağlamlaştırmak isteyen Rusya’nın işi olabilir. Ama bunu sadece dıştan parmak sokarak değil halkın haklı çıkışını kirletmek suretiyle diktatörlüğün kazıklarını sağlamlaştırmaya çalışan içerideki derin güçlerle işbirliği içinde de yapmış olabilir. 

 

Dördüncü aşama: Söz konusu baltacı fitnesini gerekçe olarak kullanan dış güçlerin müdahalesidir ki bu da ülkenin siyasi iradesini ipotek vermekten başka bir şey değildir. 

 

Eğer olayların başlamasında bir komplo ve oyun varsa suçu sonuçta değil sebepte aramak gerekir. Halkın meydanlara çıkması ve tavır koyması sebep değil sonuçtur. Sebep ise iki tanedir. Bunlardan biri geniş açılı diğeri dar açılıdır. Geniş açılı sebep 30 yıldan beri süren diktatörlük, dar açılı olan ise zorunlu olmadığı halde ani bir şekilde astronomik fiyat artışları yapılması suretiyle halkın provoke edilmesidir. Eğer birileri, önceden plan kurdu ve sosyopolitik zemini belli bir amaç doğrultusunda yönlendirmek için oyun oynadıysa ışığı sebeplerin üzerine çevirip bu sebeplerin arkasında duran elleri ve zihniyeti iyi teşhis etmek gerekiyor. 

 

Sonrasında baltacı fitnesi çıkarılmasından dolayı, meşru ve haklı talepleri olan halkı suçlamak da adilce bir tavır olmaz. Mısır’daki baltacı fitnesini çıkaranlarla diktatörlüğe son verilmesini isteyenler aynı kesimler değildi. 

 

Sorunun kökten çözümü de diktatörlüğün kazıklarının sağlamlaştırılması ile değil adalet ve hukukun hakim kılınmasıyla mümkündür. Bu itibarla Kazakistan’la işbirliğinin zulüm üzere değil iyilik üzere olması, bunun için meşru talepleri olan halkın sesinin duyulması gerekir. 

Google+ WhatsApp