İyilikler iyiliklere güç katar

İyilikler iyiliklere güç katar


Olumsuzluklar üzerine olanlar insanın ruhunu karartır ve bunaltır. Bunların üzerinde durmak da insanı yorar. Adeta onu tetikleyen durumlar oluşur. Bunlardan kurtulmanın uzak durmanın insan sağlığı açısından önemli. Kargaşalar büyüdükçe insanın psikolojisi bozulur, gerilimi artar, giderek bunalımlı bir ortam oluşur.

 

Dünya elbette ki huzur alanı değil. Çatışmaların olduğu bir alan. Olumlu ile olumsuzlukların çatışması gerilim oluşturur. İnsanın tahammül edemeyeceği, etkileneceği bir gerçek.

 

İnsanlığın huzura gereksinimi var. Hem kendisi hem de gelecek açısından. İnsanlığa kalan miraslar da insandan. Kimi iyi ve güzel eylemlerde bulunursa bunlar etkili ve yararlı olur. İnsanlığın şu zamanda veya her zaman yaşaması gerektiği hâller. Yani güzellikler üzerine kurulu bir hayat anlayışı.

 

Huzur bozan olumsuzluklara neden olanlar, insanın asıl doğasına aykırı olanlar. Düşünce ve inanç geleneğimiz güzellikler üzerine kurulu. Her hâl ve davranış kendi doğasında denetim altında. Çünkü insanın bir denetime gereksinimi var. Bu manevî oluşu sağlayan bir ruh dünyasından söz ediyoruz.

 

İnsanı uçuruma iten ve sürükleyen nefse ait duygulardır. Bunların kendi hâline kalması sürüklemeye neden olur. İnsan hırs ve tamaha kapılınca sınır tanımıyor. İstedikçe istiyor. Hani bazen kimi deyimlerimiz var ki insan için belirleyici ve tanımlayıcı olur. “İnsanın gözünü ancak toprak doyurur” diye. Ölünceye kadar bu hâl devam eder. İnsanın durulma anı ölüm ile olur anlamında.

 

İyilik ve güzellikler insan ruhuna sinerse her hâl ve davranış ona göre şekillenir. İnsanı olumsuzluklardan koruyan güzellikler var. Bunlar görünürde insana zor gelebilir. Veliler sürekli abdestli olmaktan söz ederler. İnsan onunla donanınca kendiliğinden bir koruma altında olur.

 

Bu, Batılı ve o ruhu olanların asla anlamayacağı bir yaşama biçimidir. İnsanın bedensel arınmasının yanında ruhsal arınmaya büyük gereksinimi var. Bunlar manevî olanlar. Bir de maddî iyilik ve güzellikleri var insanın.

 

İnsana can ve güven veren iyilik ve güzelliklerdir. İnsanın bencil olmayacağı bir yaşama biçimi. Sürekli olarak etrafa güzel bakan güzellikleri görür. Güzellikler içinde olanlar güzel hâlleri kendilerine manevî bir koruma oluştururlar.

 

Güvenli insanlar itibar sahibidirler. Onlar çekim alanı içinde olurlar.

 

İnsanın dili ve bakışı kendisini tanımlar. Güzel bakışlı, güzel sözlü olanlar bir dünya oluştururlar. Bu dünyanın bir halesi güzel ve etkili olur.

 

Şeytanların dili ve bakışı hem yanılsatıcı hem de iç karartıcıdır. O dili ve ruhu kalıcı kılmak insanın iç karartıcısı.

 

İnsanı insana çeken iyilik ve güzelliklerdir.

 

Dünya hayatı hemen her gün belli bir düzen üzere yaşanmıyor.  İnişli, çıkışlı, dinlendirici ve yorucu. Zorluklara direnme ve sabırla atlatma da ancak iyilik ve güzelliklerle sağlanabilir.

 

Büyük İslâm medeniyetinin insanı hep vericidir. Ruhu ve inancı onu gerektirir. Bu inanç ve ruhtan uzaklaşanlar veya yaşamayanlar bunu bilemez ve anlayamazlar. Tebessümün bir sadaka olduğu inanış ve düşünüşü bile yeterdir. Çünkü bu hayatın her hâl ve durumu güzelliklerin ve iyiliklerin birer sadaka olduğu gerçeğidir. Sadaka basit bir olgu değil. Hayatın doğasındaki iyilik ve güzellik hâl ve davranışlarıdır. Bunlar insanın iyilikler hanesinin kaydına geçer.

 

İyilik ve güzellik melekleriyle olanlar onlar gibi olur. Hani “melek gibi” insan denir ve bu onu tanımlar.

 

Şeytanlarla olan ve onlara eşlik edenler de onlar gibi olur. Şeytan gibi olanların elbette tanımları var. Konumuz onlar değil. İyilik ve güzelliklerdir.

Google+ WhatsApp