İyi şeyler

İyi şeyler


Her doğan gün yeni bir başlangıçtır ve yeni bir güne başlarken akşamdan kalan ne varsa savurur ve günün bereketinden pay alabilmek için harekete geçersiniz. Dün dünde kalmıştır ve yarınlara açılır kanatlarınızı çırparak yol almaya başlarsınız. İdrakiniz açılır, ışığı, ısıyı iç gözünüzle görür ve nefes alıp verdiğinizi hissedersiniz. Başınızı gökyüzüne çevirip tevekkül etmenin, özgürce nefes alıp vermenin, sağlığın, huzurun hayatınız için büyük bir zenginlik olduğunu fark eder ve başınızı yere eğersiniz. Neden kapılırsınız karamsarlığa, iyi şeyler de vardır hayatta bunu görebilmek için gözlerinizi birkaç dakika da olsa dışarıdan çekip iç dünyanıza çevirmeniz yeterli.

 

Kuşluk vakti güneşin ışığı ve ısısı başınızın üzerine doğru yayılır ve içinizdeki karamsar düşüncelere yol verirken derin bir huzura ulaşırsınız. Gözlerinizi dünyanın bitmek bilmeyen meşgalelerinden uzaklaştırıp iç âleminize çevirdiğinizde Allah’ın bahşettiği nimetlerle donatılmış olduğunuzun farkına varır ve şükredersiniz. Sonra başınızı gökyüzüne çevirir mavinin derinliklerinde kaybolur ve sonsuz bir huzurun iç dünyanıza doğru aktığını fark edersiniz. Kendinizi dünyanın meşgalelerine bu kadar kaptırmanızın hayatınızdan neler alıp götürdüğünü görür ve suçlu bir çocuk gibi başınızı önünüze eğersiniz.

 

İç gözünüzü, hayatın bitmek bilmeyen kargaşalarından, şiddet içerikli görüntülerinden, siyasi polemiklerden, magazin adı altında pazarlanan dedikodulardan, hayat pahalılığından uzaklaştırıp kendinize çevirdiğinizde hayatta iyi şeylerin de olduğunun farkına varır ve üzerinizdeki yükü atıp yola devam edersiniz. Nefes alıp verdiğinizi, hareket edebildiğinizi, konuşabildiğinizi ve iyilik yapabilecek vakte sahip olduğunuzu bilmek içinizi aydınlatır ve şikâyet etmez, şükredersiniz.

 

Öğle vakti evinizden çıktığınızda bir çocuğun gözlerindeki umutla karşılaşır ve sevgiden pay alırsınız. Karamsarlığa yer yoktur çocuğun hayatında ve o bunca karmaşaya rağmen hayatın hep iyi renklerini görmüş ve ağır şartlarda dahi neşesinden ödün vermemiştir. Bir tebessümle, bir sözle ve bir elma şekeri ile mutlu olabilen çocuk, muhterislerin gözlerindeki mutsuzluğa ve nefrete hiçbir anlam verememektedir.

 

Modern psikoloji insanın davranışlarındaki patolojiyi anlamaya ve tedavi etmeye yönelir ki;  bu çukura düşen kişiyi buradan çıkarıp kendi haline bırakıvermektir. Peki, kişi bu müşkül durumdan kurtulduktan sonra ne yapacak? Hayatına nasıl yön verecek? İnsanın tutarlı bir hayat sürebilmesi için kim olduğunun ve sorumluluklarının ne olduğunun bilincinde olması ve hayatını bu doğrultuda sürdürmesi gerekir. Bu da ancak maneviyatla mümkün olabilir.

 

Toplum olarak hüzne çok yatkınız ve olayları olumsuz yanları ile değerlendirerek omuzlarımızdaki yükü kat bet kat artırıyoruz. Oysa birkaç dakikalık tefekkürle sahip olduğumuz iyi şeylerin farkına varabilir, duygu ve düşüncelerimiz arasındaki dengeyi kurabiliriz. Bu mümkün…

Google+ WhatsApp