İstiklal-İstikbal ve Umut Şairi Mehmet Âkif

İstiklal-İstikbal ve Umut Şairi Mehmet Âkif


İstiklal Harbi’nin en zorlu günlerinde kaleme aldığı İstiklal Marşı’nın Meclis tarafından 12 Mart 1921 tarihinde kabul edilişinin 100. Yılı dolayısıyla ve 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi ile onu izleyen savaşlar anısına yazdığı “Çanakkale Şehidlerine” adlı destansı şiiri vesilesiyle anılacak olan İstiklal ve İstikbal şairimiz Mehmet Akif Ersoy, aynı zamanda “umut şairi”dir. “Safahat”ında -özellikle de “Süleymaniye Kürsüsünde” adını verdiği İkinci Kitabında- İslâm alemini perişan hale getiren temel sorunları taassup, kör taklitçilik, hurafeler, yabancılaşma ve ümmeti parçalayan kavmiyetçilik… olarak isabetle teşhis eden Akif, bir İslam mütefekkiri olarak bütün Müslümanları, bu İslâm dışı tavır ve anlayışları terk edip yeniden Kur’ân’a ve onun diriltici ilkelerine tutunarak sa’y ü gayret ile hep birlikte ayağa kalkmaya davet eder. 

 

GerekÜçüncü Kitabı “Hakkın Sesleri”nde ve gerekse Dördüncü Kitabı olan “Fatih Kürsüsünde” isimli uzun şiirinde; Balkan Harbi sürecinde yaşanan can yakıcı katliamları ve toprak kayıplarını milleti adına yüreğinin ta derinliklerinde hissederek çığlıklar koparan Mehmed Âkif, bir “Kur’ân şairi” olarak da umudunu kaybetmediği gibi, Cenâb-ı Hakk’ın mutlak hakikati içeren ilahi kelamından ayet ayet diriltici mesajlar devşirerek yine milletine birlik ve dayanışma ruhu, gelecek umudu ve mücadele azmi aşılar.  

 

O günlerde yayımladığı Sebilürreşad’ın (28 Haziran 1328/1912) “Tefsir-i Şerif” kısmında “Ey iman eden kimseler, Allah ile Peygamberin size hayat verecek davetine icabet ediniz…” (Enfal, 24) âyetini tefsir ederken ümmete şöyle seslenir -ki, bu çağrı, Âkif’in şiir, nesir ve vaazlarındaki mesajlarının özeti gibidir-: 

 

“Ey Müslümanlar topluluğu! İlahi emirleri dinlememekte biraz daha devam ederseniz büsbütün mahvolursunuz. Allah size “İlim öğrenin, kuvvet hazırlayın, çalışın, adaleti düstur edinin, birbirinize yardım edin, hakkı tanıyın, ayrılıktan sakının” dedikçe, siz aksine cehle değer verdiniz; miskinliğe düştünüz, tembelliğe kapıldınız; zulmü âdet edindiniz; birbirinizin gözünü oydunuz; haktan yüz çevirdiniz; sayısız fırkalara ayrıldınız… Artık bu tuttuğunuz yolu bırakınız. Çünkü o sizi izmihlal uçurumuna doğru götürüyor. Şeriatın gösterdiği büyük kurtuluş yolunu tutunuz. Zira sizi kurtaracak ancak odur.”

 

Yine o yıllarında yazdığı şu şiiriyle de Hz. Yakub’un Yusuf’una dair yeissiz ümidini günceller:

 

“Oğullarım! Gidiniz de Yusuf’la kardeşini araştırınız; hem sakın Allah’ın inâyetinden ümîdinizi kesmeyiniz. Zîrâ, kâfirlerden başkası Alah’ın inâyetinden ümîdini kesmez.” (Yusuf Suresi, 87. Âyet) 

 

Âtîyi karanlık görerek azmi bırakmak…

Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.

Dünyâda inanmam, hani, görsem de gözümle:

Îmânı olan kimse gebermez bu ölümle.

Ey dipdiri meyyit! “İki el bir baş içindir”

Davransana… Eller de senin, baş da senindir!

His yok hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana… Sen böyle değildin.

Kurtulmaya azmin, niye bilmem ki, süreksiz?

Kendin mi senin, yoksa, ümîdin mi yüreksiz?

Âtîyi karanlık görüvermekle apıştın?

Esbâbı elinden atarak ye’se yapıştın!

Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan,

Tek bir ışık olsun buluver… Kalma yolundan.

Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!

Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk! (…)

Ye’s öyle bataktır ki: Düşersen boğulursun.

Ümmîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun! (…)

Hüsrâna rızâ verme… Çalış… Azmi bırakma;

Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma! (…)

 

Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;

Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır. (…)

“İş bitti… Sebâtın sonu yoktur!” deme; yılma.

Ey millet-i merhûme, sakın ye’se kapılma. 

 

(27 Mart 1913)

 

Mehmet Âkif’i rahmet ve minnetle anarken, onu anmaktan çok “anlamaya” katkı sağlamak amacıyla yazdığımız “İstiklal ve İstikbal Şairi Mehmet Âkif Ersoy” adlı kitabımızın yayımlandığını da duyuralım.

Google+ WhatsApp