Issız evler

Issız evler


Kütüphanemi düzenlerken, şehit Hasan El-Benna’ya ait olan şu ifadeye rastladım: “Siz evlerinizde İslam devletini kurun ki Allah sokaklarınızı İslamlaştırsın.” Düşündüm… Neşesini kaybeden evlerimizin iklimini hangi yöntemle ve nasıl değiştirebilecektik acaba? Ruhlarımız kadar yalnız ve ıssızdı tek çocuklu evlerimiz. Ve evlerin bereketini kaybettiğimiz gün sokaklarımızı da kaybetmiştik aslında.

 

Kadim kültürümüzde ev, içinde barındırdığı bireylerin duygu, düşünce, yaşam tarzı, inanç ve paylaşım şekillerini de taşıyan verimli bir toprak gibiydi. Dünyaya gözlerini açan çocuklar sevgiyi önce burada tanır, iyi ve kötünün renklerini burada öğrenirlerdi. Okullarda öğretilmeyen paylaşım ve fedakârlığı burada edinirlerdi çocuklar. Okullarda öğretilmeyen dürüstlüğü, diğerkâmlığı, halden anlamayı ve sabrı burada öğrenir ve içselleştirirlerdi.

 

Ev, topluma insan yetiştiren bir mektepti kadim geleneğimizde. Fakat bir okul kadar önemli işleve sahip olan evlerimiz şu günlerde ıssızlığa ve yalnızlığa terk edildiler. Bugünün çocukları evde kaybettikleri huzuru alışveriş merkezlerinde ve eğlence ortamlarında arıyorlar. Evde kaybedilen huzuru dışarıda arayan bu çocuklar evle bağlarını kopardılar. Ve artık sokağa terk edilmiş bir insandan farksız hale geldi evlerimiz.

 

Resulullah vahiyle ilk muhatap olduğunda bunu önce evinde eşi ile mütalaa etmiş ve evini bir okula çevirmişti. Resulullahın evi bir okul, bir yardım kuruluşu, sorunların tartışıldığı bir kurum, sevginin inşa edildiği bir alan ve dini bir mektepti. Bizler evlerimizi O’nun pratize ettiği bu zenginliğe taşımak ve burada edindiğimiz erdemlerle topluma açılmak zorundayız.

 

KATİLİ HEPİMİZ TANIYORUZ

 

ABD’li ünlü düşünür Chomasky, ABD’li liberal entelektüellerin dünyanın geri kalanları için oluşturdukları tehlikeyi göremediklerini söyledi ve “bu kişilerin ABD’nin önde gelen bir terörist devlet olduğunu görmelerini ve kabul etmelerini sağlayamazsınız” ifadelerini kullandı.

 

Chomasky’in bu ifadelerini anlayabilmeniz için yüksek bir ilme ve derinliğe sahip olmanıza gerek yok. Dünyayı yaşanmaz hale getiren ve büyük işgallere, katliamlara yol açan katilin kim olduğunu on yaşında bir çocuğa sormuş olsanız dahi istediğiniz cevabı alabilirsiniz. Nitekim zaten katil kendini gizlemiyor, yoksullaştırılan, zayıf bırakılan toplumları o kadar sindirmiş ki, icraatlarını alenen ilan ediyor ve yakıp yıkıyor… Zulmüne gerekçe olarak gösterdiği afili kavramları rengârenk ambalajlara sarıyor, size demokrasi ve özgürlük getireceğim, her şey güllük gülistanlık olacak diyor ve mahallenin sakinlerini katledip, evlere yerleşiyor ve bunu güçle ilişkilendiriyor. Anlayacağınız katil hem yüzsüz hem hayâsız… Chomasky, yeryüzünü yaşanmaz hale getiren bir azınlıktan bahsediyor ve onların diğerlerine reva gördükleri zulme işaret ediyor. Tamam… Ama ne yapacağız ya da ne yapmalıyız? İşte her şey bu sorunun cevabında düğümleniyor…

 

SÖZÜN ESARETİ 

                                                                                                                                                

Ayaklarını kir deryasına daldırıp, burada kalmaya rıza gösteren bir kişinin etrafındaki insanlara “sakın kire bulaşmayın” demesi ne kadar etkili olabilir sizce? Böyle bir durumda muhakkak ki, sesi işitenler sözün sahibine bakıp itibar etmeyeceklerdir, bu bir gerçek! Söz eğer söyleyenin hayatında yer edinmişse o vakit tesirli olur ve kalp evinde hayat bulur.

 

Dalgalarla boğuşan kimsenin diğerlerine el uzatma şansı zayıftır. İşte bu yüzden seküler kültürün sokaklarında yürüyen fakat her fırsatta dünyevileşmenin getirdiği sorunlardan, tevazu sahibi olmaktan, paylaşımdan söz eden insanların sarf ettikleri ifadeler adresine bir türlü ulaşamıyor. Elbette söz doğru ancak sözü ifade edenler yanlış yönde oldukları için sözün tesiri azalıyor, söz bu kişilerin dillerinden kurtulabilmek için zaman kolluyor.

 

Bir insan çevresindeki kimselere kire bulaşmamaları için çağrıda bulunurken kendisini neden ihmal eder acaba? Bu soru zihinlerimizi hep meşgul eder ama makul bir cevap bulamayız.

Google+ WhatsApp