İsrail seçimleri ve Filistinliler

İsrail seçimleri ve Filistinliler


Başlıktan işgal rejimi parlamento (Knesset) seçimlerinin Filistinlileri nasıl etkileyeceği konusundan söz edeceğimiz anlaşılmasın. Bundan belki Allah izin verirse bir başka vesileyle söz edebiliriz. Ama bugün Filistinlilerin, İsrail seçimlerine iştiraki üzerinde duracağım. 

 

Siyonist terör örgütlerinin, 1948’de “İsrail” adında bir devlet kurduklarını ilan etmeleriyle çıkan savaşta, bölgedeki dikta rejimlerinin ihanetleri sebebiyle işgalciler hakimiyet alanlarını genişlettiler ve ele geçirdikleri topraklar “İsrail” olarak tanımlandı. Biz Filistin’i bir bütün olarak gördüğümüzden ve siyonist işgali de haçlı işgali gibi gayri meşru kabul ettiğimizden bu toprakları “1948’de işgal edilmiş bölge” diye tanımlıyoruz. Ancak BM ve küresel güçler bu bölgeyi “İsrail” olarak tanımlıyor. 

 

Siyonistler o zaman bu bölgedeki Filistinlileri göçe zorlamak için Nazilerin yöntemlerini kullanarak tehditlerde bulunmuşlardı. Buna rağmen yine de Filistinlilerin bir kısmı orada yaşamaya devam etti. Sonra onlar “İsrail vatandaşı” sayıldı ve haklarında “İsrail’deki Arap azınlık” tanımlaması yapıldı. İsrail seçimlerinde aday olma ve oy kullanma hakları var. 

 

 

Ancak işgal rejimi 1967’de işgal ettiği Doğu Kudüs’ü işgal ettiğinde burayı da İsrail’e ilhak ettiği halde oradaki Filistinlileri İsrail vatandaşı yapmadı. Onlara “mavi kart” olarak da isimlendirilen bir “Kudüslü kimliği” verdi. Bu kart onlar için, “yabancılara verilen oturum izni” gibi bir nitelik taşıyor. Bu yüzden onların İsrail seçimlerine iştirak hakları yok. Zaten işgal rejiminin onlara vatandaşlık vermemesinin sebebi de “İsrail nüfusu” içinde Filistinli oranının artması sebebiyle siyasi alanda etki güçlerinin artmasından korkmasıydı. 

 

1948 bölgesindeki Filistinlilerin bir kısmı İsrail seçimlerine iştiraki tamamen reddediyor. Bir kısmı siyasi dengeleri etkilemek amacıyla İsrail partilerine oy veriyor. Örneğin bir yerde ırkçı bir siyonist partinin kazanmasını engellemek için sol bir partiye oy verebiliyorlar. Ancak azımsanamayacak bir kısmı da onların oy potansiyellerini değerlendirerek siyaset sahnesinde yer almak amacıyla organize olan Filistinlilerin oluşturduğu listelere veriyor. 

 

Son seçimlerde Filistinli kesimin oylarını alarak Knesset’e girmek için üç liste seçime girdi. Mansur Abbas liderliğindeki Birleşik Arap Listesi, Eymen Avde liderliğindeki Ortak Arap Listesi ve İmtanis Şahade liderliğindeki Demokratik Ulusal Birlik. Bunlar bir önceki seçimlerde Ortak Arap Listesi’yle seçime katılarak 15 milletvekili çıkarmışlardı. Ancak bu kez aralarında ittifak sağlayamadılar. Yapılan son sayımlara göre Eymen Avde’nin listesi 6, Mansur Abbas’ın listesi ise 4 milletvekili kazanırken, Şahade’nin listesi barajı aşamadı. Böylece “Arap listeleri” şimdilik Knesset’te 10 sandalye kazanmış oldu. 

 

Siyonist yorumcular son seçimlerin ortaya çıkardığı paylaşımda Netanyahu cephesinde yer alması beklenen partilerin kazandığı sandalye sayısı salt çoğunluğu oluşturamadığı için Arap listelerinden biriyle anlaşmak zorunda kalacağına vurgu yaparak bunu kendi açılarından endişe verici olarak görüyorlar. Çünkü Arap listelerinden birinin ortak olduğu veya dışardan destek verdiği hükümetin, onun taleplerini de dikkate almak zorunda kalacağını, böyle bir şeyin de siyonist partilerin ırkçı politikalarının önünde bir engel oluşturacağını düşünüyorlar. 

 

Bizim kanaatimize göre siyonistler, söz konusu “Arap listeleri”nden biriyle ortaklığı veya ittifakı ancak tüm çarelerin tükendiği zaman düşünebilirler ki beşinci bir erken seçimi buna tercih etmeleri de ihtimal dışında değildir. Kaldı ki böyle bir ittifaka razı olsalar bile yine bunu siyonist ırkçı politikalarını uygulamalarına engel olacak bir düzeye çıkarmazlar.

 

Birleşik Arap Listesi’nin lideri Mansur Abbas, 1948 bölgesindeki İslami Hareket’in güney kanadının lideri olarak biliniyor. Bu hususun ve bu bölgedeki İslami Hareket’in İsrail seçimleri konusundaki tavrının detayını da inşallah müteakip yazıda ele alacağım. 

Google+ WhatsApp