İsim, çocuğa verilen değerin bir göstergesidir

İsim, çocuğa verilen değerin bir göstergesidir


Kırsal yaşamla ilgili belgesel hazırlayan genç, elindeki mikrofonu çobana uzatır ve isminiz nedir diye sorar.

 

Çoban cevap verir:

 

“Dedebey efendim.”

 

Genç tekrar sorar: “İsminiz neydi?” Adam tekrar cevap verir: “Dedim ya Dedebey.”

 

Programcı genç adamın yüzüne anlamlı şekilde bakar ve tebessüm eder sonra, “İsminiz gerçekten ilginç, bir hikâyesi var mıydı” diye sorar. Adam başını tekrar kaldırır ve isminin hikâyesini anlatır: “Nüfus memuru bebeğin ismi nedir diye sorduğunda babamın aklı karışmış ve ne diyeceğini unutmuş, dedesinin adı olacaktı demiş, memur Dedebey yani deyince, tamam öyle yazın deyivermiş ve adım Dedebey olarak nüfusa geçmiş.” Genç aileye katılan bir bebeğin bu kadar değersizleştirilmesine bir anlam veremez ve “aileniz itiraz etmemiş mi, gidip değiştirmeyi düşünmemişler mi” diye sorar. Adam cevap verir: “Köylük yerde kim ilgilenecek, Dedebey demişler öyle de kalmış…”

 

Çocuk dünyaya geldiğinde yardım ve desteğe ihtiyaç duyuyor. Fakat varlık âlemini rahmeti ile kuşatan Rabbim sizi bu çocuğa memur olarak atıyor, görevinize ilk evvela ona güzel bir isim vererek başlamak zorundasınız. Ona vereceğiniz ismi özenle seçmeli ve kulağına okuduğunuz ezanla birlikte telkin etmelisiniz.

 

Rabbimiz Hz. Adem’e daha yaradılışın başlangıcında, insanların dünyayı tanımaları için hayvanatın, yeryüzünün, ovaların, denizlerin, dağların ve insanın ismini öğretti ve tüm varlık alemi isimleri ve cisimleri ile bu sarsılmaz ahenge tabi oldular. Her canlıya, her eşyaya kendine münhasır bir ismin verilmesi Allah’ın bir lutfü bir hikmetidir kuşkusuz. İsim bir aidiyet, bir değer belirtisidir ki, Rabbimiz her canlıya bu değeri atfetmiş, toprağın derinliklerinde yaşayan bir böceğe de, ormanların derinliklerinde hayat bulan bir ağaca da bir isim bahşetmiştir.

 

Allah insanı seçmiş ve üst bir noktada konumlandırmıştır. Dünyaya aciz bir varlık olarak gelen çocuğun bakımı için ise anne-babayı görevlendirmiş ve onların iç dünyalarına çocuğa yetecek miktarda şefkat, sabır, anlayış ve sevgi bahşetmiştir. Anne-baba Allah’ın lütfu olan bu kaynakları çocuk için kullanmak zorundadırlar. Çocuk bahşedilmiş büyük bir nimettir onu güzel bir isimle karşılamalı ve haklarına büyük titizlik göstermelidirler. Allah’ın özel bir değer biçtiği yavruyu ilgisizliğe ve sevgisizliğe terk etmemelidirler.

 

Günümüzde yoğun bir kimlik karmaşası içinde olan Müslümanların çocukla ilgili algıları hayli değişti. Sekülerizmin arkına su taşıyan ebeveynler, çocuğu merkezi bir noktada değerlendiriyor ve onu tamamen başıboş bırakıp, tutunmaları gereken sınırlar konusunda dahi desteklemiyorlar. Nitekim bu durum son yıllarda sıklıkla gündeme gelen çocuk merkezli aile prototipini ortaya çıkarmış ve kural tanımayan, söz dinlemeyen, ele avuca sığmayan bir nesil ortaya çıkmıştır. Geleneksel kültürün dokusunu taşıyan ebeveynler ise çocuğa hak ettiği değeri, ihtiyacı olan sevgiyi vermekten kaçınmış ve onu değersizleştirmiştir. Yukarıdaki örnekte de görüldüğü gibi bazı ebeveynler çocuğa verilecek ismi itina ile seçmekten dahi uzak kalmış ve onları bir araç olarak görmüşlerdir.

 

Orta yaşın üstünde yer alan kişilerden isimlerinin öyküsünü dinlediğinizde trajikomik olaylarla karşılaşır ve çocuklara verilecek isim konusunda dahi ihtimam gösterilmediğini görürsünüz. Ya baba yanlış ifade etmiştir, ya nüfus memuru yanlış anlamıştır, ya çocuk vefat eden kardeşinin yerine geçmiştir, ya çocuk büyük ebeveynlerinden birine ait olduğu için anlamca cazip olmayan bir isim almıştır. Çoğu zaman çocuğun ismini tercih etme noktasında anne babaya inisiyatif dahi verilmemiştir. Oysa isim çocuğu tanımlayan, ona aidiyet duygusu veren ve kim olduğunu ifade eden bir simgedir dolayısıyla itina ile seçilmelidir.

 

Çocuğa verilecek isim ona verilen değerin bir göstergesidir. Çocuk artık bu isimle anılacak ve bu isimle özdeşleşecektir. O nedenle anne-baba çocuğu güzel bir isimle karşılamalı ve her daim onun destekçisi olmalıdır.

Google+ WhatsApp