İşgal ordusunu sarsan olay

İşgal ordusunu sarsan olay


Evvelki gece yani çarşambayı perşembeye bağlayan gece, Filistin’de Batı Yaka’daki Ürdün Vadisi (Gavru’l-Urdun) bölgesinde, işgalcilere ait bir askeri kampta önemli bir olay yaşandı. İki işgal subayı kendi arkadaşları tarafından öldürüldü. 

 

Bu olay işgal ordusunu ve yönetimini sarstı. Başbakan Naftali Bennett ve birçok işgalci bakan açıklama yapıp üzüntülerini dile getirdiler. 

 

Tabii Filistinlileri insan yerine koymadıkları ve onları, “böcek öldürür” gibi öldürdüklerini düşündükleri için vicdanları sızlamıyor. Ama kendi askerleri öldürülünce büyük bir hüzün yaşadıklarını söylüyorlar. 

 

Ancak olayın asıl sarsıcı yanı askerlerinin Filistinliler tarafından değil yine kendi askerleri tarafından öldürülmesiydi. Filistinliler tarafından öldürülmüş olsalardı işleri kolaydı. Hemen bütün bölgeye asker yığacak, yolları kapatacak, önlerine çıkana ateş edecek, arabalarını tek tek durdurup arayacak, sonunda saldırıdan sorumlu tuttuklarını yakalamaları durumunda sadece kendilerini değil ailelerini de toptan cezalandıracaklardı. Çünkü işgal rejiminin talimatlarına göre bir Filistinlinin işgal güçlerine veya yahudi yerleşimcilere yönelik eylem gerçekleştirip onlardan birini öldürmesi durumunda ailesi de cezalandırılıyor ve evleri yıkılıyor. 

 

“Seçkin komando” birimlerinin komutanlarından olduğu belirtilen iki subayın öldürülmesi olayının bir yanlış teşhisten kaynaklandığı söylendi. Türkiye’deki medya organlarında yayınlanan haberlerde de genellikle bu iddia gündeme getirildi. 

 

Ama iddia kendi içinde çelişkiliydi. Güya iki subay birinden şüpheleniyor ve gözaltına almak istiyorlar. Ama onun kendi birimlerinden bir arkadaşları olduğunu farkediyor ve bırakıyorlar. Bu sırada havaya ateş ediliyor. Bırakılan asker kendine ateş edildiğini sanarak, kendisini gözaltına almaya kalkışan subaylara ateş ediyor ve onları öldürüyor.  

 

Eğer iddia edildiği gibi subaylar, birinden şüphe etti sonra da onu tanıdıkları için bırakıp gittilerse havaya neden ateş edildi? Yakalanması istenen asker havaya ateş edilmesinden sonra hemen neden telaşa kapılıp öldürülme korkusuyla arkadaşlarını öldürdü? Onlara dönüp ne yaptıklarına bakması zor muydu? Arkadaşlarını öldürmenin bedelinin ucuz olmayacağını düşünemeyecek kadar dengeyi kaybetmesine sebep olan telaş neden kaynaklandı?

 

Fakat bazı yorumcuların, görgü tanıklarının verdiği ayrıntıları dikkate alan tespitleri daha inandırıcı ve gerçekçi görünüyor. 

 

Son dönemde işgal ordusunun depolarından silah çalınması olayları arttığından geçtiğimiz Kasım ayında askerlere, böyle bir silah çalma girişiminden şüphe etmeleri durumunda öldürme tehlikesi olsa bile ateş etme yetkisi verildi. 

 

Evvelki gece de, Gavru’l-Ürdün’deki Musa Peygamber Askeri Kampı’nda dönemsel eğitim faaliyetlerinin tamamlanmasından sonra bir grup subay kamp çevresinde denetime çıkıyor. Bu arada iki subay gruptan ayrılıyor. Sonra onlarla bir tartışma yaşanıyor ve arkadaki bir grupta bulunanlar onların hareketlerinden şüphelenerek ateş ediyorlar. Yani söz konusu iki subay, bir askerin kendisine ateş edilmesi telaşıyla değil, silah çalma teşebbüsü şüphesiyle öldürülüyor. 

 

Çünkü işgal ordusu bu konuda bayağı sıkıntılı. Askerler depolardan silah çalıp Filistinli direnişçilere satıyor. İşgal ordusu, silahların kıymetini önemsiyor değil ama bu silahlar düşmanın eline geçiyor. O yüzden bunun önüne geçmek için daha katı tedbirlere başvurarak elemanlarına böyle bir şüphe halinde öldürme riskini de göze alarak ateş etme yetkisi verdi.

 

Siyonistlerin yönlendirdiği medya Filistinlilerin kendi elleriyle topraklarını sattığı yalanını özellikle İslam dünyasına yaydı ve bizim yıllardan beri bunun Filistin halkına bir iftira olduğunu anlatmamıza rağmen Türkiye’de hâlâ birçoğunun ağzında sakız gibi çiğnenmeye devam ediyor. Ama işgalci siyonist askerlerin ordunun depolarından silah çalıp Filistinli direnişçilere sattığı bir gerçek ve işgal rejimi bu gerçek karşısında ne yapacağını şaşırmış durumda. Başkasına iftira attığın zaman başına neler geliyormuş gördün mü?

Google+ WhatsApp