İran ve Ermenistan seçimlerinin düşündürdükleri (2)

İran ve Ermenistan seçimlerinin düşündürdükleri (2)


Ermenistan seçimlerinin neticeleri çok şaşırtıcı oldu. Karabağ savaşını Azebaycan’a karşı kaybeden Paşinyan seçimi kazandı. Pek çok çevre bunu “târihe aykırı bir durum” olarak değerlendirdi. Hem savaşı kaybedeceksin hem de seçimi kazanacaksın, olacak iş değildi. Bir defâ daha anlaşıldı ki, sosyal olayların tabiat gibi kanunları yoktur.

Aslında Paşinyan’ın zaferinde şaşırtıcı bir taraf görmekte zorlandığımı ifâde etmeliyim. Savaş sonrasında Ermenistan kamuoyunda yaşanan gerilimler ve çatışmalar; hattâ Ermeni ordusundaki generallerin muhtırası esnâsında da gidişâtın Paşinyan’ın tasfiyesine kadar uzanmayacağı fikrini savunmuştum. Elbette benim uzaktan gördüğüm tabloyu ve onun içinde yatan dengeleri, zekî bir siyâsetçi olan Paşinyan “içeriden” daha berrak görüyordu. Gidişâtı gâyet iyi idâre etti ve neticede seçimi kazanarak vaziyete hâkim olmaya muvaffak oldu.

Paşinyan bundan evvelki zaferini %75 civârında bir oyla ezici bir şekilde kazanmıştı. Elbette bu oranı bir daha yakalamayacağını kendisi de biliyordu. Bütün derdi, erimenin ne oranda olduğuydu. Bunu somut bir şekilde görebilmesi zor olmadı. Gösteriler esnasında sokağa dökülenlerin dağılımı kaba bir gözlemle Paşinyan lehine bir çoğunluğun hâlâ var olduğunu ortaya koyuyordu. Ordunun muhtırası ise onu demokrasiyi savunan bir çizgiye getirdi ve bu desteği alabildiğine pekiştirdi. Karşısındaki Klan ittifâkının iktidârları devrinde yaşanan, büyük bir fakirleşme ile biten iç talan, yolsuzluklar ve yozlaşmışlıklar en kararsız olan Ermeni seçmenlerini, ”ehven-i şer“ bir tercihe zorlayıp Paşinyan’a yaklaştırıyordu. Hâsılı Paşinyan’ın kazanacağı âşikârdı. Tabiî ki bu zafer onu ne kadar ayakta tutacak, bilinmez. Hatırdan çıkarmamak gerekir ki Ermenistan’da, tıpkı İran’da olduğu gibi seçime katılım %50’nin altında kaldı. Bu hesâba göre, reel olarak Paşinyan, Ermeni seçmenlerin sâdece %27-28 bandında kalan kısmının oylarıyla iktidâr oldu. Bu da zaferinin ne kadar kırılgan olduğunu göstermektedir.

Dış şartlar da Paşinyan’ın lehineydi. Eğer Klan, Koçaryan’ı, Sarkisyan’ı ile kazansaydı, Ermenistan halkını yeni bir mâceraya itecekti. Dahası bu koyu milliyetçi ittifâkın söyleminde sâdece Türk düşmanlığı değil, Rusya’ya dönük tepkiler baskın hâle gelmekteydi. Kafkaslar’da statükoyu isteyen Rusya’nın da bu ittifaktan pek memnun olmadığı ortadaydı. Ermenistan’da askerî kontrolü neredeyse mutlak olarak elinde bulunduran Rusya, kolu kanadı kırık da olsa Paşinyan’ı bir istikrar unsuru olarak gördü. Buna karşılık olarak Paşinyan’ın ilk açıklamaları Rusya’ya teşekkür etmek ve ilişkilerini geliştirmek kararlığını vurgulamak yolunda oldu. Batı ise, başta ABD ve Fransa olmak üzere Paşinyan’a alternatif kimseyi bulamadı. Paşinyan’ın zaferini, Rusya’nın kontrol kaybı ve Ermenistan’da Batı tesirinin artışı gibi değerlendirenlerin yanıldığı kanaâtindeyim. Tam tersine Paşinyan, farklı sâikler üzerinden de olsa her iki dünyânın da desteğini çekti.

İran’da seçmen restorasyona oy verdi demiştik. Pekiyi Ermenistan’da halk neye oy verdi? Bu soruyu cevaplamak kolay değil. Belki soruyu Ermeniler neye oy vermedi olarak tevil etmek yerinde olur. Şurası çok açık ki, Ermenilerin birinci derdi sıkışmışlığı, dünyâdan tecrit edilmişliği aşmak. Buna Ermenistan’ın kuruluş ilkelerinden başlıcası, uzlaşmaz Türk düşmanlığı engel oluyor. Bu da Türkiye kapısının kapanmasına yol açıyor. Diğer iki kapı Gürcistan ve İran. İran zâten kendisi kapalı. Elinde dünyâya açılmak için Gürcistan kalıyor. Ama bu çok zayıf bir bağ. Kaynaklar açısından yeterli değil. Diaspora’dan gelen kaynaklar ise iç talanda eşitsiz olarak iç yağmaya uğruyor. Bunun Ermeni halkına fazlaca bir faydası olmuyor. Bu şartlar altında Azerbaycan ile savaşa girmek gibi akılsızca bir teşebbüste bulunmak süreci en dramatik boyutuna taşıdı. Ermeni halkı artık mâcera istemiyor. Onun için mâceracıları kesin olarak yenilgiye uğrattı. Bu oran seçimlere katılmayan %50 ile Paşinyan’a destek veren %27 ile birlikte değerlendirilmeli. Hâsılı Ermenilerin %80’ine yakını mâceracılığa hayır diyor.

Ermeniler iki şeyi eş anlı istiyor. İlki dünyâya açılarak ekonomik fakirliği ortadan kaldırmak, ikincisi, tıpkı İran’da olduğu gibi iç yağmayı sonlandırmak. İlkini başarmasının diaspora paralarıyla olmayacağı artık anlaşılıyor. Bunun somut adımı bölgesel işbirliğini geliştirmekten geçiyor. Ama bunun da hayâta geçmesi için, aklını başına alıp kuruluş temellerini gözden geçirmesi, değiştirmesi; hiç değilse yumuşatması gerekiyor. Ancak bu sûretle taslağı Türkiye Cumhûriyeti tarafından çizilen Kafkasya 6’lısı projesine uyum göstermesi Ermenistan’ın tek çıkış yolu. Paşinyan’ın bunu görüp, riskli de olsa bu adımları atması gerekiyor. Eğer dönüştürücü bir lider olarak evvelâ Ermenistan’ın, daha sonra da bölgenin târihine geçmek istiyorsa başka çıkış yolu görünmüyor. İzleyecek ve göreceğiz…

Google+ WhatsApp