İran sınırı geçerse ne olur? Bir “gizli anlaşma” var mı? *İran Doğu Cephesi açar, biz Doğu Kapısı’nı açarız. *İsrail öfkesi değil, Türkiye korkusu. Bu sefer iş ciddi.

İran sınırı geçerse ne olur? Bir “gizli anlaşma” var mı? *İran Doğu Cephesi açar, biz Doğu Kapısı’nı açarız. *İsrail öfkesi değil, Türkiye korkusu. Bu sefer iş ciddi.


İran’ın Azerbaycan’a yönelik tehditleri, sınıra asker yığması, Türkiye ve Azerbaycan’ın olası bir saldırıya karşı ardı ardına tatbikatlar yapıyor oluşu ne anlama geliyor?

 

İran’ın korkusu ne? Kafkaslar’da savaş mı çıkarmaya çalışıyor? Azerbaycan’a saldırır mı? Bu “derin endişe”ye biraz yakında bakalım.

 

Türkiye’nin “dokunuş”u yüzyılların planını bozdu.

 

44 gün süren Karabağ savaşı ile Güney Kafkaslar’ın jeopolitik haritası değişti. Görünüş Karabağ’ın işgalden kurtarılmasıydı ama gerçekte Anadolu-Orta Asya kapısı ilk kez bu kadar açılıyordu.

 

Bu müdahale, yüzyıllardır devam eden “Kafkasya kapısını kapatma, Türk ve Sünni dünyayı birbirinden koparma”ya dönük Rus-İran büyük stratejisine Türkiye tarafından “dokunulması”dır.

 

Müdahale o kadar kritikti ki, sonuçlarının jeopolitik sarsıntılara yol açacağı belliydi. Öyle de oldu. İran bu savaşta tamamen by-pass edildi. Sonuçlarını büyük bir tehdit olarak algılamaya başladı.

 

Karabağ’da asıl yenilen İran oldu.

 

Birinci Karabağ Savaşı’nda Ermenistan’la hareket eden İran, nüfusunun önemli bir bölümü Türk/Azeri olmasına rağmen, bu sefer de Ermenistan’a açık askeri destek vermekte tereddüt etmedi.

 

Ancak sonuç istediği gibi olmadı. Türkiye’nin büyük desteği ile Azerbaycan işgal altındaki topraklarının büyük bölümünü kurtardı. Ermenistan yenildi. Savaşın sonuçları itibariyle, İran da Kafkaslar’da ağır bir yenilgi almış oldu. Bölgeden adeta dışlandı.

 

Daha ateşkes, anlaşma şartları tam oturmamışken, Tahran Azerbaycan’ı tehdit etmeye başladı. Askeri caydırıcılık her zamanki gibi İran’ın önceliği oldu. Sınıra yığınak yaptı, sınırın sıfır noktasında tatbikatlar yapmaya başladı.

 

İran’ın “gizli” ajandası ve “açık” propagandası

 

Hamaney dâhil, İranlı üst yöneticiler, Bakü’ye tehdit dolu sözler sarf ediyordu. İran, medyası ile kıyameti koparıyor, savaş çığlıkları atıyordu.

 

Tahran’ın gerekçesi her zamanki gibiydi: “Azerbaycan kuzeyimize İsrail’i taşıdı.” İran’ın açık propagandası ile gizli ajandası her zamanki gibi burada da kendini gösteriyordu.

 

Evet, İsrail dronları Azerbaycan’a yardım etmişti. Pakistan da Azerbaycan’a destek vermişti. Türkiye ise doğrudan müdahalenin belkemiğiydi.

 

İran’ın korkusu İsrail değil, Türkiye’yi durdurma çabası.

 

Ama aslında İran’ın gizli korkusu İsrail değildi. Çıkarabileceği savaşın ideolojik pazarlama biçimiydi. Bu sefer pek inandırıcı da olmadı.

 

Mesele şuydu: Karabağ savaşından sonra Türkiye ile Orta Asya bağlantısı açılıyordu. Nahcivan’la Azerbaycan yolu açılıyordu.

 

İran’ın Ermenistan üzerinden Azerbaycan’ı bölme, Türk ve Sünni dünyayı birbirinden koparma düşüncesi ağır yara alıyordu.

 

İşin ekonomik tarafı ayrı. Jeopolitik, harita oynamaları İran’ı tehdit ediyordu. Çünkü Tahran’ın Güney Kafkaslar/Orta Asya stratejisi neredeyse çöküyordu.

 

Türkiye’nin baskın etkisi Tahran’ı huzursuz ediyor, endişelendiriyordu. Bütün hesabını bunu kırma üzerine planlamaya başladı. Türkiye nasıl durdurulacaktı.

 

‘Harita değişikliği’ İran için imha edici olabilir...

 

Doğu komşusu Pakistan’ın Kafkaslar’a taşınması, Afganistan’da Taliban’ın gelmesi, Azerbaycan’ın askeri ve siyasi olarak güçlenmesi, Türkiye’nin bütün bu akıllı dokunuşlarda baş aktör olması, Tahran resmi kimliği için ölümcül olabilirdi.

 

Karabağ savaşının aktörleri bunu gördü. Türkiye, Azerbaycan, Pakistan arasında ardı ardına tatbikatlar, hazırlıklar yapılmaya başlandı. Bu sırada İran, “harita değişikliği”ni asla kabul etmeyeceği açıklamalarını sıralıyordu.

 

Geçtiğimiz hafta sınırın sıfır noktasındaki İran askeri hareketliliği işin ciddiyetini daha da öne çıkardı. Tahran’dan bakınca bu anlaşılabilir bir şey.

 

Çünkü yüzyıllardır esnetilmeyen o strateji çöküyordu. İran ve Rusya’da rejimler değişir, bu hesap değişmezdi. Türk ve Sünni dünya, Orta Asya ve Anadolu asla birleşmemeliydi.

 

Bu, İran için imha edici olabilirdi.

 

Bir “gizli anlaşma” var mı? İran sınırı geçerse ne olur?

 

Middle East Eye’da yayınlanan yazısında Tahran Üniversitesi’nden Fardin Eftekhari; İran, Ermenistan üzerinden “sınırı geçebilir” diyor.

 

Keyhan gazetesinin bir haberini referans gösterip; Ermenistan’ın İran sınırına uzanan “Siyunik eyaletinin Azerbaycan’a verileceğini, Erivan’daki Batı yanlısı yönetimin bu yönde gizli bir anlaşma yaptığını” söylüyordu.

 

Bir gizli anlaşma var mı, bilemeyiz. Ama Türkiye’nin Orta Asya yolunu açma, Azerbaycan’ın Nahcivan’la birleşme tutkusu elbette var.

 

O harita değişecek. Türkiye çok kararlı. İran endişesi ciddi.

 

Böyle bir durumda İran’ın Ermenistan’la bütün ilişkileri kesiliyor. Aslında Kafkasya ile kesiliyor. Aslında hem ekonomik hem de jeopolitik olarak harita değişiyor.

 

Tahran yönetimi, daha önceki Karabağ savaşında da sınırı geçmiş, Ermenistan’la bağını korumak için sınırın diğer tarafında tampon bölge oluşturmuştu.

 

Tahran’ın “harita” uyarılarının ana sebebi bu. Bunu coğrafyaya pazarlama biçimi de “İsrail Kafkaslar’da yer edindi. Bölgeye cihatçılar geldi” şeklindeki klasik propaganda dili.

 

Türkiye’yi durdurma: Hem Batı’dan hem Doğu’dan sıkıştırma. Bu sefer durum ciddi.

 

Bu mesele Türkiye-İran klasik geriliminin çok ötesinde. Bugüne kadarki Türkiye-İran savaşı senaryoları ideolojik temelliydi.

 

Batı’nın bölgesel tezleriydi. İran’ı durdurmaya ayarlıydı. Bu sefer iki ülkenin jeopolitik tezleri çatışıyor.

 

Batı, bu sefer Türkiye’yi durdurmaya çalışıyor. Batı’nın “Türkiye’yi durdurma” tezini İran’ın hemen üstlenmesi, ona göre pozisyon alması son derece dikkat çekici. Bu yönüyle Batı’dan Türkiye’ye yönelen sert dalgalarla uyum gösteriyor.

 

“Batı ile çatışırken Doğu’dan sıkıştırma” politikası yüzyıllardır hiç değişmedi. İran bu rolünü hep oynadı. Yine oynuyor. Türkiye Batı’dan sıkıştırılırken İran Doğu’da cephe kuruyor.

Google+ WhatsApp