“İmamoğlu’nu yazınca ‘Oyu artıyor’, Erdoğan’a iftira atınca ‘Oyu azalıyor!’”

“İmamoğlu’nu yazınca ‘Oyu artıyor’, Erdoğan’a iftira atınca ‘Oyu azalıyor!’”


Bizim mahallenin de büyük rağbet gösterdiği bir söylem var..

 

“Ben CHP’li değilim” diye kendisini tanıtıp, ardından “Ekrem İmamoğlu’nun balıkçıda yemek yemesini yazmak, karda çalışmadığını hatırlatmak, onu daha da büyütüyor, ona oy kazandırıyor” diyenler var..

 

Neymiş?

 

“Mağduriyet oluyor”muş..

 

“Türk halkı, mağdurların elinden tutar”mış!

 

Ekrem İmamoğlu’nun sergilediği beceriksizlikleri, başarısızlıkları, hatta yalancılıkları yazdığımızda, “Ona oy kazandırıyorsunuz. Mağduriyet oluşturuyorsunuz” diyenler..

 

Yani doğrunun yazılmasının bile mağduriyet oluşturacağını iddia edenler..

 

Tayyip Erdoğan aleyhine,üstelik doğru da değil, yalanlar eşliğinde, iftiralar eşliğinde yazılanlarda “Erdoğan’a haksız isnatlar onu küçültmez, büyütür. Erdoğan’ı mağdur duruma düşürüyorsunuz. Bu da onun oyunu azaltmaz, artırır” demiyorlar..

 

Ve maskelerini indirmiş oluyorlar..

 

Öyle ya..

 

Bir kişiyi eleştirmek, onun mağduriyetine yol açıyorsa..

 

Mağdur olanlar da oy kaybetmeyip, oy kazanıyorlarsa..

 

Bu durum, Ekrem İmamoğlu için de öyledir..

 

Tayyip Erdoğan için de öyledir..

 

Sabahtan akşama kadar, Tayyip Erdoğan’ın korona testinin pozitif çıkması üzerinden bile ahlaksızca saldırılar yapanlar karşımızda dururken..

 

Milletvekillerinin bile yaptıkları paylaşımlarda, ahlaksızca imalarda bulundukları ortada iken..

 

“Yapmayın, bu iftiralarınız, bu haksız isnatlarınız, bu saygısızlıklarınız Tayyip Erdoğan’ı mağdur duruma düşürüyor ve oy kazandırıyor” demiyorlar iken..

 

Ekrem İmamoğlu aleyhine gerçekleri yazmamızı bile engellemek için..

 

Sanki Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasını istemiyorlarmış da..

 

Onun için bize akıl veriyorlarmış, bize yardım ediyorlarmış gibi izlenim vererek..

 

“Ekrem İmamoğlu aleyhine yapılan haberler, onu mağdur duruma düşürüyor. Önümüzdeki seçimlerde daha büyük farkla kazanması işten bile değil” diyorlar..

 

Aslında yapmak istedikleri şu:

 

Ekrem İmamoğlu’nun yanlışları yazılmasın, tartışılmasın..

 

Yalancılıkları ortaya çıkarılmasın..

 

Millet kar altında mahsur iken, onun balıkçıda İngiliz elçisi ile yedikleri konuşulmasın..

 

Basın sözcüsünün Cenevre’de lüks otellerde tatil yaptığı anlatılmasın..

 

Çünkü “Ekrem İmamoğlu, mağdur durumuna düşüyor.. Mağduriyet de, ona yarıyor!”

 

Peşinen düşüncemi söyleyeyim..

 

Gerçeğin yazılması halinde, kimse ondan mağduriyet çıkartamaz..

 

İftira atarsanız, yalan isnatta bulunursanız, kişi kendisini mağdur gösterir..

 

Ekrem İmamoğlu, insanların saatlerce yollarda mahsur kaldığı bir zaman diliminde, kar küreme araçlarını kendi emrine tahsis ederek, balıkçıda yemeğe gitmiş mi?

 

Gitmiş..

 

Önce yalan söyleyip, “O eski fotoğraf” diye, yakınlarına gerçeği yalanlattırmış mı?

 

Yalanlattırmış..

 

Sonrasında “1 saatlik yemekti” diyerek üstünü kapatmaya çalışmış mı?

 

Çalışmış..

 

“Bir saatlik” değil, “üç saatlik” yemek olduğu ortaya çıkmış mı?

 

Çıkmış..

 

Bu kadar yalan söyleyen bir kişi, gerçekleri yazdığımızda “mağdur” rolüne yatıyorsa..

 

Bu da apayrı bir rezalettir..

 

Biz, o rezaleti de deşifre ederek, yine haksız isnatta bulunmadan, yalan iddialarda bulunmadan, iftira etmeden gerçekleri anlatırız..

 

Anlatmalıyız..

 

Birileri “Mağdur ediyorsunuz, o da Ekrem’e yarıyor” diyorsa..

 

Onlara şunu söyleriz: 

 

“Siz aklınızı Sözcü’ye, Cumhuriyet’e, CHP’lilere verin. Verin ki, Tayyip Erdoğan’a hakaret etmesinler.. İftira atmasınlar.. Haklı bile değil iken, haksız oldukları noktalardan Erdoğan’a saldırmasınlar. Erdoğan’ı mağdur duruma düşürmesinler.. Yoksa, Ekrem gibi bir defa değil, onlarca defa rakiplerini yendiği gibi.. Yine hepinizi sıraya dizer.”

 

Şunu da açık yüreklilikle belirtelim..

 

Katilin katilliğini yazmak..

 

Zinacının zinacı olduğunu söylemek..

 

Banka hortumcusunun banka soygunu yaptığını hatırlatmak..

 

Katili mağdur etmez..

 

Zinacıyı mağdur etmez.. 

 

Banka hortumcusuna oy kazandırmaz..

 

Dürüst insanlara, “128 milyar dolar nerede” diye ithamda bulunursanız..

 

İşte o zaman mağduriyete sebep olur, ona oy kazandırırsınız..

 

Namuslu insanlara, ahlaksızlık isnadında bulunursanız, işte o zaman mağduriyete yol açar, seçmenin o kişilere daha fazla sahip çıkmasına sebep olursunuz..

 

İmar Bankası’ndan başlayın, İktisat Bankası’na kadar onlarca hortumcunun yakasına yapışıp hesap soranlara, “Yolsuzluk isnadı”nda bulunursanız.. Halkın o kişilere sahip çıkıp, daha fazla oy vermek için çalışmalarına/destekte bulunmalarına yol açarsınız..

 

Yine de birileri aksini düşünüyorsa..

 

O zaman şöyle yapsınlar..

 

Murat Ongun, 14 günlüğüne gittiği Cenevre tatilini uzatsın..

 

Eğer döndü ise, Ekrem İmamoğlu’nu da yanına alıp, “Bak başkan.. Cenevre’de bir otel var.. Şahane mi şahane.. Bir kayak merkezi var.. Hayal bile edemezsin.. Gel iki haftalığına da seninle kaçalım. İBB’ye masrafları ödettiririz” desin..

 

Gitsinler, yesinler, içsinler, eğlensinler..

 

Biz de bunu haber yapınca, en azından % 2 oy kazansınlar.

 

Sonra, daha dönmeden, Cenevre’den Paris’e geçsinler.. 

 

Orada da eğlensinler..

 

Onu da yazalım.

 

% 1 oy da, oradan kazansınlar.

 

Bu arada..

 

İETT otobüslerinin bakımını 2 milyar TL’ye ihale ettikleri yandaş şirkete hatırlatsınlar, “Bakımı zaten yapmıyorsunuz ama.. Çaktırmadan birkaç tanesini arızalandıracak sabotajları da organize edin. Otobüsler yollarda kalsın.. Yansın.. Gerçekleri yazan Akit de haber yapınca, biz de oy kazanmış olalım” desinler..

 

Örnekleri çoğaltabiliriz..

 

Ama gerek yok..

 

Şu kadarını söyleyeyim..

 

“Papaz, her zaman pilav yemez” diye bir atasözümüz var..

 

Bizim aklımzla alay edenler..

 

Mililyetçi-ülkücü geçinen İyi Partilileri, PKK destekçisi HDP ile birlikte.. Yetmemiş, Haydar Baş’ından başörtü yasakçısı DSP adayına kadar.. Birbirine zıt parti seçmenlerinin 2019’da Ekrem’e oy vermesini sağlayanlar..

 

Yine aynı şekilde, şapkadan tavşan çıkaracaklarını sanıyorlarsa..

 

“İBB Meclis seçimine bir bakın, gerçeği orada görürsünüz” hatırlatması yaparak., “Halep orada ise, arşın burada” der, geçeriz..

Google+ WhatsApp