İktidar aritmetiğinde sistematik yalan ve ırkçılık stratejisi

İktidar aritmetiğinde sistematik yalan ve ırkçılık stratejisi


Sistematik yalanlar ve ırkçılık üzerine kurulu bir siyasal strateji iktidar yürüyüşünü hızlandırabilir mi? 2 milyon 600 bin öğrencinin üniversite sınavına gireceği günün arifesinde ortaya atılan “Katarlı öğrencilere sınavsız tıp fakültesi” söylemiyle büyük bir aldatma ve ajitasyona girişen Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP anlaşılan bu yöntem ve araçlardan epeyce umutlu. Önce Tank-Palet fabrikası için ardından TSK için kullanılan “Katar’a peşkeş çekildi” ithamı günün sonunda “tıp, eczacılık ve diş hekimliği gibi fakülteler de Katar’a peşkeş çekildi” şeklinde korkunç ve utanç verici bir provokasyona dönüştü. Ancak finalde çok daha büyük ama bir o kadar da çürük “Kataristan’a döndü bin yıllık devlet” ithamında tecessüm eden paranoid birtakım halüsinasyonlar kelimelere dökülüyordu.

 

Zamanlama Mükemmel Ama Sözleriniz Çok Fena

 

Evet, Türkiye ve Katar arasında “Askeri Sağlık Alanında Eğitim ve İşbirliği Protokolü” imzalanmış ve bu anlaşmanın kapsam alanına dair bütün ilkeler Resmi Gazete’de yayınlanmıştı. Ne var ki silahlı kuvvetler arasında imza edilen bu protokol Katar’dan önce KKTC, Bosna-Hersek, Kazakistan, Arnavutluk, Azerbaycan, Moldova, Somali, Gambiya ve Güney Kore gibi 20 farklı ülkeyle karşılıklı olarak imzalanmış ve yürürlüğe sokulmuştu. Ancak Katar’la yapılan anlaşma tam da 2 milyon 600 bin öğrencinin üniversite sınavına gireceği günün arifesinde “çocuklarımızın bütün gayretleri ve ümitleri Katarlılara peşkeş çekiliyor” yalanı pimi çekilmiş bir bomba gibi kitlelerin üzerine atıldı. Kemalist-komitacı gelenek yine uzmanı olduğu ajitasyon ve provokasyon tekniklerini devreye sokmuş, halkı derin bir endişe ve infiale sevk edecek izli mermileri seriye bağlayıp ateşlemişti. Haberin kaynağı olarak gözüken T24 üzerinden saatler geçtikten sonra rol icabı bir tekzip yayınlayıp güya kamuoyundan özür dilemişti!? Ancak CHP ve lideri Kılıçdaroğlu ırkçılık nefretiyle bezenmiş bu sistematik yalanın arkasına başka kuyruklar da ekleyerek sürdürmeyi tercih etti.

 

Peki, şunca yıldır muhalefetten kurtulamayan, geniş bir ittifakı temsil eden son 31 Mart yerel seçimlerini hariç tutarsak hemen hiçbir seçim başarısı elde edememiş CHP’nin sistematik yalanlar ve sistematik ırkçılıkla örülü bir siyasal stratejide inat etmesinin gerekçesi ne olabilir? Türkiye nasıl ve neden Katar’a peşkeş çekilsin? Türkiye, Katar’a peşkeş çekilecek kadar zayıf, iradesiz ve kudretsiz bir ülke midir? Yoksa adım adım örülen Katar nefreti ve farklı bir cepheden inşa edilen Kataristan karikatürü ile iktidar yürüyüşün kolaylaşıp hızlanacağı mı öngörülüyor? Tuhaf ve utanç verici bir biçimde milyonlarca insanın canına, kanına, ırzına tasallut eden Esed rejimiyle barışıp ittifak etmekten bahseden CHP (ve İYİ Parti) hemen bütün enerjilerini Katar’la ilişkileri koparmak üzere sarf ediyorlar. Katar’ı Türkiye için tehdit ve sömürgeci bir güç gibi lanse ederlerken Mısır’da beşerli-onarlı gruplar halinde Müslüman önderleri idam sehpasına çıkarıp katleden General Sisi’yle derhal diplomatik ve ticari ilişkilerin canlandırılmasını teklif edebiliyorlar.

 

Makbul Araplar ve Düşman Araplar

 

Halkını askeri darbeyle ezmeyen, cezaevlerini işkencehane ve morga çevirmeyen, idam sehpalarında Müslüman önderleri üçer-beşer sallandırmayan Katar’a karşı yükseltilen nefret ve düşmanlık Esed, Sisi, Hafter hatta bu dönemde Hamaney’e karşı büyük bir sempati ve dayanışma ruhu şeklinde ete-kemiğe bürünebiliyor. Aslında damarlarında dolaşan yabancı ama hassaten Arap nefreti seküler-despotik rejimler, ulusalcı-sosyalist askeri cuntalar söz konusu olunca derin bir muhabbete, yakın bir dostluğa evrilebiliyor hızlıca.

 

AK Parti iktidarıyla mücadele etmek adına, AK Parti hükümetine muhalefet etmek için onlarca sağlam gerekçe devreye sokulabilecekken yalan ve iftiralara sarılmak bir yönüyle halkın güvensizliğini tescil etmek diğer yönüyle halka güvensizliği teyid etmektedir. Yalana dayalı söylemler, ırkçılığa dayalı ajitasyon ve provokasyonlara iktidar yürüyüşünü hızlandırır ve kolaylaştırır gerekçesiyle sarılan siyasetten değil ülke ve topluma kendilerine bile hayır gelmez oysa. AK Parti eriyor, Cumhur İttifakı çöküyor filan derken Atatürk’ün ve Atatürkçülerin partisi neden %25-26 bandına çakılıp kalmış sorusuna cevap vermeyi unutuyorlar herhalde. Yalanı ve ırkçılığı sistematik olarak yaygınlaştıran, siyasal stratejisini ajitasyon ve provokasyon üzerine kurmaya yeltenen partilerin iktidar aritmetiği belki birkaç büyükşehir belediyesini kazanmaya güç yetirebilir. Ancak onları bir dahaki seçimlerde de elde tutmak ve genel seçimleri kazanmaya kifayet etmeyeceği aşikârdır. Zaman neyin doğru ve faydalı sonuçlar verip vermeyeceğini gösterecektir elbette.

Google+ WhatsApp