İhtiyacımız olan şey adalettir

İhtiyacımız olan şey adalettir


Adını yıllardan beri aşı ve virüs çalışmaları ile duyduğumuz malum şahsı hepiniz tanırsınız… Adam meydan okurcasına kâh orada kâh burada ortaya çıkıyor ve dünya nüfusunu azaltmaktan, hava kirliliğinden, iklim değişikliğinden, yeni bir salgın hastalığının vuku bulabileceğinden söz ediyor fakat her ne hikmetse kendisini dünyaya ait sorunlardan soyutlanmış görüyor. Çile, yoksulluk, ölüm ve hastalık köle olarak doğan kitlelerin sorunu ne de olsa… Kendilerini seçilmişler olarak addeden küresel zorbalar, yeryüzünün ve diğer gezegenlerin gerçek sahipleri olduklarına inanıyor ve çile ve yoksulluğu köleleştirenlerin kaderi olarak görüyorlar.

 

Adam yoksullaştırılmış, şiddete, mahrumiyete sürülmüş ve tepkilerini kaybetmiş kitlelere nasihat ediyor ve biz dünyayı avucumuzun içine aldık, istediğimiz gibi şekil veririz diyor. Ne ilginçtir ki bilinci körelmiş kitleler otorite kabul ettikleri bir güç olmadan hiçbir şey yapamayacaklarına inanıyor ve şansın ağzında çıkacak söze bakıyorlar… Adam, dünya parmaklarımın ucunda dönüyor tarzı bir yaklaşım sergiliyor, katliamlar, açlık, yoksulluk, salgın hastalık ile mücadele eden halklar omuzlarına düşen ağır yükü taşımaya çalışırken o, yatına atlıyor, sahil sahil geziyor, istediği ülkeden istediği araziyi gözüne kestiriyor, dünyanın geleceği ile ilgili açıklamalar yapıyor, hasılı kelam ben bu dünyanın seçilmiş efendisiyim siz ise kölelersiniz mesajı veriyor. Kuşkusuz asıl tehlikenin bu figüranı öne süren şer zihniyetlerin olduğunu biliyoruz, fakat birbirimizden o kadar uzaklaşmışız ki, bir araya gelip adaletin meşalesini kaldıramıyoruz.

 

İnsanlar hayat pahalılığı, salgın hastalık ve ekonomik sorunlarla başa çıkmaya çalışırken, efendi yine ortaya çıkmış, kitap tavsiyelerinde bulunuyor. Dediğim gibi, adam hiçbir şeyi eksik bırakmıyor, güne nasıl başlayacağımızdan, nasıl besleneceğimizden, iklim değişikliği ya da virüslere karşı hangi önlemleri alabileceğimizden tutun da dünya ötesine uzanan hayallerini paylaşmaya kadar gidiyor ve hep aramızda oluyor. Adam, biz bu dağların çobanıyız diyor ve tepkilerini kaybetmiş kitleleri tasavvurlarındaki dijital dünyaya adapte edebilmek için ön hazırlık yapıyor. Adam, tavsiye ettiği kitaplarda iklim değişikliğine, insanın doğaya müdahalesine, büyük şirketlerin nasıl ayakta kalabileceğine, virüse karşı alınabilecek önlemlere dair bilgilerin yer aldığını ve gelecekte bu bilgilerin işe yarayacağını söylüyor. Adam, her yerde ve her durumda karşımıza çıkıyor… Büyüklerimizin tabiriyle kurdun olmadığı yerde çakal cirit atıyor…

Google+ WhatsApp