Hürriyetin en büyük düşmanları, hallerinden memnun olan kölelerdir(2)

Hürriyetin en büyük düşmanları, hallerinden memnun olan kölelerdir(2)


Hürriyetlerinin düşmanı olanlar, kişiliklerini makamlarından alanlardır. Onlar makamlarını kaybettiklerinde kişilikleriyle birlikte hürriyetlerini de kaybetmeye mahkûmdurlar. “Makam ve mevkiler elbise gibidir; kimine bol gelir güldürür, kimine dar gelir öldürür.” Kişi esarete, köleliğe itiraz edip isyan ettikçe hürriyet savaşçısıdır. Köleliklerinden memnun olanlar, hürriyetin katillerinden sayılırlar. Haklı olarak, “Hürriyet için gökyüzünü satın almanıza gerek yok, ruhunuzu satmayın yeter” denilmiştir. Bir zorbanın en büyük yardımcısı, bir zulmün en büyük ortağı kendi adamları, kendi danışmanları, kendi yandaşları ve ordusu değil; zulme gözlerini kapayanlar, mazlumun çığlığına kulaklarını tıkayanlar, mazlumu yalnız bırakanlardır. Zalimin zulmünden zevk alan mazlum, zalimin yardımcılarındandır.

 

Her nimet gibi hürriyet de bir nimettir. Nimet, bize emanettir. Kölelik hallerinden memnun olanlar, hürriyet nimetini zayi edenlerdir. Zalimin zulmüne rıza gösteren mazlumun zalimliğinden şüphe edilmez. 

 

Kölelik hallerinden memnun olanların iplerini başkaları çeker, onlar hantal ve şapşal birer robotturlar. Firavunluktan ve firavunlardan kurtulmak için firavun olanlar, hayatta hep köle kalmak için ölümü göze alanlardır.

 

Müslümanlar ehl-i hürriyettirler. Müslümanların inancına göre; “dünyanın bütün toprakları, bütün bankaları, bir tek insanın kanını akıtmaya değmez!” Birbirimizi anlamamız için, aynı dili konuşmamıza gerek yok; biz ezildikten ve esir düştükten sonra, hepimiz birbirimizi anlayacak dili buluruz.

 

Zalimin zulüm ettiklerini kendine benzetmesi, zafer ile taçlanan başarısıdır. Zalimlerin zulmünü içlerine sindirenler, hürriyet sancağını indirip esaret bayrağını dalgalandıranlardır. Çıkarlar üzerine kurulu ittifakların, menfaate dayalı verilmiş sözlerin meyvesi safi köleliktir. Asırların ve nesillerin tanıklığıyla beşeriyetin helak sebeplerinden birisi de, cellâdına âşık olmuş ferdlerin ve kavimlerin çoğalmasıdır.

 

“Cellâdına âşık olmuşsa bir millet, ister ezan ister çan dinlet. İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet, müstahaktır ona her türlü zillet”.. 

 

Şayet denilse ki; hürriyet çağrılarının karşısında kölelik hallerinden memnun olup sağır kesilenlere Allahû Teâla niçin bir musibet vermiyor? Cevaben deriz ki; bundan daha büyük musibet mi var? İnsanoğlu için en büyük musibet, kölelik halinden memnun olmasıdır. Hakkı, Hakikati, Allah’ın şeriatını biliyorsan ve ona göre yaşıyorsan kendini hür sayabilirsin. Bunun dışındaki tüm formlar ve formüller köleliğin çeşitlerinin çoğalmasından başkası değildir.

 

Ülkenin birinde padişah, her kimin devlete bir hizmeti, vatana bir yararlılığı olmuşsa ona madalya vermeye karar vermiş. Padişahın, herkese nişan dağıttığını gören  eşek heveslenmiş hemen:

“Dur öyleyle, padişahımıza gider, bir nişan da ben alırım.” diyerek dörtnala saraya koşmuş. Saray muhafızları “Deh” demişler “Çüş” demişler ama eşeği bir türlü atlatamamışlar. Sonunda padişah eşeği kabul buyurmuş:

“Sen ne dilersin ey eşek kulum?”

Eşek de madalya dilediğini bildirmiş. Padişah canı burnuna gelip kükremiş:

“Ulan eşek... İnek etiyle, derisiyle, gübresiyle bu memlekete, bu millete hizmet etti. Katır dersen, savaşta, barışta yük taşıdı, bu vatana hizmet etti. A eşek, ya sen ne iş gördün ki, bir de kalkmış, eşekliğine bakmadan nişan istersin? Söyle ne halt ettin?”

O zaman eşek, keyifle sırıtarak:

“Aman padişah efendim” demiş “size en büyük hizmeti eşek kullarınız yapmıştır. Eğer benim gibi binlerce eşek kulların olmasaydı, siz saltanat sürebilir miydiniz? Dua edin biz eşek kullarına ki, bizim gibi eşekler var da, siz de bu tahtta oturabiliyorsunuz!”

 

Batılı ülkeler ve onlardan emir ve talimat alan liderler, sömürmek istediklerini önce eşekleştirirler. Bilindiği gibi, eşek ölür lakin eşeklik her daim bakidir. Araplar, “İsti’mar (sömürgecilik) ve istihmar (eşekleştirme) arasında fark yoktur” derler. Yani, bir toplumda eşekleştirme süreci başladığında emperyalizm o topluma nüfuz eder, tahakküm ettiklerinin köleliklerinden emin olur. Emperyalistler tarafından kalpleri çalınmış olanların malları çoktan çalınmıştır. Hürriyet kapısı kapanmış, esaret kapısı ise sonuna kadar açılmıştır.

 

Hilafetin yokluğunda dünya tuğyanla doldu. Bu asırda köle sahipleri, köleliği kaldıranların torunları oldu. Kur’ân yerine kralların eliyle kanunlarla idare olunan Müslümanların varlığı bunun en büyük alâmetidir.

 

Asrımızda kölelikte zincirler çeşitlenmiştir. Köleliğin doğuşu tüketim kültürü ile eş zamanlıdır, Daha iyi marka bir elbise, ayakkabı  ev, araba, televizyon, telefon, bilgisayar, tablet, klima, buzdolabının yanında derin dondurucu, bağırsaklarını şişirip havasını da alan ilaçları ve mübarekçe asitlerle  yellendiren endüstri ile tatil hayali binlerce ıvır zıvır. Kölelik zincirlerinin halkalarına âşık olanların ömürleri biter ama esaretleri bitmez.

Google+ WhatsApp