Hürriyet Parkı'ndaki o çocuk

Hürriyet Parkı'ndaki o çocuk


Geçen hafta sessiz sedasız kayıplara karıştım. Malum ekranda da sezon finali yapmıştık. Sosyal medyadan da bir süre uzak durunca takipçilerim meraklanmış sağolsunlar. İyiyim elhamdülillah, biraz gezip dinleneyim böylece yeni sezona da güzel başlayayım istedim.

 

Eyvallah; yediğim içtiğim benim olsun gördüklerimi anlatayım size.

 

Sırasıyla Ürgüp, Malatya ve Mardin'e gittim. Dönüş güzergahım Şanlıurfa ve Gaziantep üzerinden İstanbul olacaktı lakin öyle bir sıcak vardı ki Mardin'den aynı güzergahı kullanarak geri döndüm.

 

Dönüş yolunda bir kez daha memleketime yani Malatya'ya uğradım. Hatta iki gece daha kaldım.

 

Bu arada merak edenler için hemen ifade edeyim tek değildim, ailece çıktık yola.

 

Dinlenebildim mi peki?

 

Hayır!

 

Bol bol dert dinledim. Beni gören yazıp çizeyim, konuşup anlatayım diye ne şikayeti varsa anlattı. Her anlatan sırtıma yükü bindirip uğurladı. Hiç kimse kusura bakmasın ama anladım ki siyasiler vatandaşın derdiyle pek ilgili değiller.

 

Yazık!

 

Mardin dönüşü navigasyonun azizliğine uğradım. Doğanyol'a gidecektik, navigasyon bize en kısa yolu gösterdi. Kısa ama tehlikeli. Yol demeye de şahit lazım. Düştük bir kere o kötü yola geri dönmeye de gözü kesmiyor insanın. Diyarbakır'ın Cüngüş ilçesinin ardından Karakaya Barajı'nı geçip oradan Pütürge'nin Köklükaya köyünden ilçe merkezine sonra da Doğanyol'a ulaşıyorsunuz.

 

Evet daha kısa ama dağları aştığınız tehlikeli bir yolculuk oluyor. Muhteşem bir doğa, heybetli dağlar, dereler, pınarlar...Ama yol stabilize bile değil. Ortalama on kilometre hızla gedebiliyorsunuz. Bir yanınız uçurum; zemin taş, toprak. En küçük bir hata sonunuz olur. En az bin metre yüksekliktesiniz!

 

Fazlasıyla ürkütücü!

 

Oradaki köylerde yaşayan insanlar bu yüzden çok dertli.

 

Hasta. olan, hastası olan ne yapsın?

 

Gitmediğiniz, görmediğiniz köy sizin değildir bilesiniz!

 

Sanırım buralara yol yapılması için Sayın Cumhurbaşkanının bizzat talimat vermesi gerekiyor. Demem o ki başka türlü mümkün değil! Öyle ya olsaydı yapılırdı!!

 

Böylece bir yükü daha sırtımdan atmış oldum. Şayet buralara güzel ve güvenli yollar yapılırsa o köyler aynı zamanda ekonomik olarak da kalkınır. Ne de güzel olur.

 

Son akşam Malatya merkezde gezdik. Kanalboyu'nda turladık. Dondurmacıların çok olduğu bir cadde. Malatyalılar bu yüzden kendi aralarında yalama caddesi diyorlar. Kanalboyu ve Kernek arasında çok güzel bir park var. Hürriyet Parkı. Havuzlarıyla, ışıklandırmasıyla, mekanlarıyla keyifli bir park.

 

Ben o parkta güzel bir çocukla karşılaştım. Çocuk mu desem genç mi desem bilmiyorum. Şahsi kanaatim. 15–16 yaşlarında bir çocuk olduğu yönünde.

 

O akşam muhteşem bir dolunay vardı. Çıplak gözle bile büyüleyiciydi. Parkın bir köşesinde rastladığım bu cocuk oraya kurduğu teleskopla ziyaretçilere iki lira karşılığı dolunayı izlettiriyordu.

 

Biz de izledik. Ama ben münasebetsiz bir espri yaptım.

 

'Koymuşsun teleskopa bir fotoğraf biz de dolunay diye bakıyoruz' dedim gülerek.

 

Demez olaydım.

 

Delikanlı içerledi, ispata kalkıştı. Neyse ki 'şaka yaptığıma' ikna ettim.

 

Ama asıl hikâye bundan sonra başlıyor..

 

Sevdim delikanlıyı; beş kişi bakmıştık on lira ödeyecektim, fazlasını cebine sıkıştırıverdim.

 

Almamak için direndi 'abi bu çok fazla alamam' dedi.

 

'Okullar açılacak, okul harçlığı yaparsın' dedim ve hızlıca yanından ayrılmayı denedim.

 

O esnada arkamdan 'abi abi' diye seslendi. Duymamazlığa verdim. Koştu yanıma geldi.

 

'Abi sen bunu okul harçlığı niyetiyle verdin ben bunu alamam' dedi.

 

'Nasıl yani' diye sordum?

 

'Ben okumuyorum ki abi' demez mi!

 

Dondum kaldım.

 

Niyetle hakikat arasındaki uyuşmazlıktan rahatsız olmuş, helal olmayacağını düşünmüş.

 

'İyi o zaman ailene götürürsün' dedim, helalleşip ayrıldık.

 

Bu hikayeden kim nasibine düşeni alır bilemem?

 

Ama Malatya'da birilerinin o çocuğu bulup 'neden okuyamadığını' sorması ve gereğini yapması gerekir.

 

Bakalım bu güzel çocuğun kazanılması için kim kılını kıpırdatacak.

 

Adını adresini bilmiyorum.

 

Hürriyet Parkı'nda elinde teleskopla ekmeğinin peşinde bir çocuk işte.

Google+ WhatsApp