Hırsız vaaaar!

Hırsız vaaaar!


Öyle anlaşılıyor ki, birileri işinin görülmüş olmasını istiyor. Onun helal olup olmadığı çok da umurlarında değil. “Gemisini yürüten kaptan”, o geminin nasıl yürüdüğü pek umurlarında değil sanki. Bu tür insanlara kızar gibi gözükse de kıskanır aslında. Hele onu kendinden daha akılsız, daha yüksek ve zengin görüyorsa! Yalancıya da kızmazlar. Çünkü kendisi de yalancıdır bu tiplerin. “At hırsızı” olacaksın, ötekinin kılıcını elinden alacaksın!. Birileri eğer bir şeyler yapamıyorsa, “iş bilmezliğindendir” derler! Çünkü “Adamını bulacak” “hürmet”ini vereceksin!. 

 

Toplumlar sürüleşmişse rüzgarın savurduğu yere, koyunlar boynuzlu koçun gittiği yere, develer eşeğin peşinden, sürüler çobanın güttüğü yere, önüne konulan yeşil otun peşinden gider. Onun için bize “Raina demeyin, unzurna deyin”, “din (ve siyaset büyüklerini ve Allah’tan başka hiç kimseyi) İlah ve Rab edinmeyin” denmiştir ama kim dinler.

 

İnsan, “ekmel-i mahlukat, eşref-i mahlukat” olabildiği gibi “Belhum adal” da olur.

 

Şeytan onların kulağına fısıldar. “Sonra Allah’tan af dilersin. Allah affeder”.. 

 

Ama demez ki, “Önce tevbe etmelisin, üzerindeki haram para, makam, mallardan nefsini ve bedenini temizlemelisin, yoksa Allah affetmez”. Allah uyarmadı mı, “Şeytan sizi Allah’la aldatmasın” diye! Şu süreçte milyarlarca lira birilerinin cebinden çıktı ve birilerinin cebine girdi. Doları yükselirken de, düşerken de birileri vurgun peşinde idi. Enflasyon da Riba da hırsızlıktır. Enflasyon ve Riba; Şeytan’ın ikiz evladıdır! Kim ki, adalet terazisi, kefesinde mal ya da para, tartılan ölçü ve tartıyı ya da buna esas istatistik bilgilerle manipülasyona kalkarsa Allah’ın laneti onların üzerindedir. Çünkü onlar haksızlığa, hırsızlığa yönelmişlerdir. Bu kirli oyunda, adaleti tesis noktasındaki meşru müdahale dışında, kim sisteme müdahale etti ise onlar bu günahın suç ortaklarıdırlar. Hak ölçüsüne her türlü müdahale batıldır. Riba ve enflasyon aynı haram paranın iki yüzü, yazısı, turası gibidir. Bu süreçte kim bilerek haksız bir kazanç elde etti ise, ister yabancı, ister yerli ve milli, ister özel, ister tüzel kişi ya da devlet olsun, bu soygunun suç ortağıdır. Allah onları gördü, duydu, biliyor. Onların kapalı kapılar arkasında fısıldaşarak konuştuklarından da haberdar. Onların akıllarından geçirdiklerini, kalplerinde sakladıklarını da biliyor.

 

Bu oyun sadece Türkiye üzerinde de oynanmıyor. Eski dönemleri de biliriz. Gecelik faizleri, Repo’yu, tuvalete giderken bile 1.000.000 lira ödediğimiz günleri de biliriz. Bu oyun sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada oynanıyor. Karaborsa, kayıt dışı, iç borç, dış borç, faiz/riba, kredi oyunları ile mal varlığına çökülenler, daha birçok yöntemle bu işler hep yapılageldi. Ülkeler ve halklar borçlandırıldı. “Bir finansal tetikçinin hatıraları” bu soygunun nasıl yapıldığını anlatır. 

 

Raif Karadağ “Petrol Fırtınası” isimli kitabında Churchill’in “Bir damla kan, bir damla petrol” sözünden hareketle bölgemizde yaşanan cinayetleri anlatır. Bugün Boraks’dan söz ediyoruz ama kimse Boraks üzerine oynanan oyunlardan söz etmez. 

 

Denizde petrol arıyoruz ama Karadeniz’de 50 metre derinde Hidrojen Sülfür var, ya da Dünyada en fazla Bor Anadolu’da. Her ikisinden de enerji üretilebilir. İkisi de yüzeyde. Biz Kenevir ekimini bile çözemiyoruz ama elin oğlu, DSÖ, Starlink, Neura Link, 5G üzerinde ne isterse onu yapabiliyor. 

 

Ve bu konuda yönetim ve muhalefet farkı yok, hepsi mutabakat içinde hareket ediyor.

 

İslam’da “kardeşinin dedikodusunu yapmak”, “kardeşinin etini yemek”le kıyaslanır. Bu yamyamlıktır. Bunun adı “Cannibalism”. 

 

Hani büyük balık küçük balığı yutar ya, öyle bir şey. Bunun tabiatta birçok örneği var. En son 1846’da ABD’de yaşanan bir olay var Donner Partisi diye bilinen. Bu kayda geçeni, yoksa bebek derisinin işlenmesi ile elde edilen gençlik iksirleri kullanılıyor bugün piyasada. Geçen gün Amerikalı bir sanatçı da kendisinin de bunu kullandığını açıkladı. 

 

20.YY’ın sonuna kadar Avrupalılar tıbbi tedavi olarak düzenli olarak insan vücudu parçaları yemeye devam ettiler. Bugün Pedofilikler ve Satanistler, yemeseler de insan ve çocukların bedenleri üzerinde insanlık dışı işlemler gerçekleştirebiliyorlar. 

 

Zaten MetaVerse’de bu borsa-morsa, kur-mur işleri de değişecek. Bu dünyada sizi bıktırıyorlar ki, “öteki dünya”ya daha kolay geçesiniz. 

 

Burada iş bulamayın ki, öteki dünyaya göç edesiniz. Nasıl oluyorsa bir yandan bu felaketten kaçıyoruz, öte yandan bu felaketin mimarlarına doğru koşuyoruz, geleceğimizi yeniden kurgulamak için, hem de uluslararası sistemle uyumlu bir şekilde. 

 

Bu “Yeni dünya”da hayalleriniz, rüyalarınız, umutlarınız, korkularınız, sağlığınız, cüzdanının Şeytanın korumasında olacak!? Unutmayın bu artırılmış sanal gerçeklik dünyasında sanal bir özgürlük veren bu simülatörün arkasında davranışlarınızı inceleyen ve sizi yönetecek olan, bir adım sonrasında aklınızı yönetecek olan bir yapay zeka sistemi var. Bir oyun değil bu. Beyninize sizin talep ettiğinizi yükleyenler, sizin beyninizdeki onların istemedikleri şeyleri silebilirler de. Bu anlamda BioHackerlere dikkat!

 

“Bu MetaVerse yeni tür bir sanal Deccal olabilir mi?.” 

 

Neden olmasın. Chipinizi takıp, Astral yolculukta sanal gerçekler dünyasında geçmişe ve geleceğe yolculuk yaparak, Mevlana ya da Eflatun’la tanışma fırsatını (!) yakalayabilirsiniz. 

 

2019’da Stratejik eylem planına giren, TBMM kayıtlarına geçen 11. Kalkınma planı 2019-2023, Madde 61’e bir bakın. Evet “2-15 yaş arası çocuklarının zamanlarını neye harcadıklarını, nelerden hoşlandıkları ve tercihlerini tespit etmek için kurulan firmalar, son 2 yılda gelirlerini katlamışlar.” Biz oturmuş neyi tartışıyoruz! Zincir marketlerde ayçiçek yağının kilosu ne? 

 

Gaziantep’te 10 Ağustos 1997 gecesi ünlü bir baklavacı dükkânına kapıyı kırarak giren 4 çocuk, baklavayla antepfıstığı çaldıkları iddiasıyla yargılandıkları davada 9 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Yaşları 18’den küçük oldukları için cezaları 6 yıla indirilmişti. Elleri arkadan kelepçeli, zincire vurulmuş çocuklar 19 ay cezaevinde kaldıktan sonra “Rahşan Affı”yla serbest kalmıştı. 

 

Oysa Ziya Paşanın dediği gibi “Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz Birkaç kuruşu mürtekibin cây-ı kürektir.” 

 

Peki öteki baronlara, yurtdışına kaçırdıkları paralarına, yurtdışında yatırım için ortak arayanlara bir şey yapabiliyor musunuz? 

 

Bırakın o para, mal çalanları, birileri aklınızı ve imanınızı çeliyor, onunla oynuyor, paranızı çalmış, ya da paranızın değeri ile oynuyor, çocuğunuzu sizden koparıp alıyor, paranın değerinin onların yanında ne anlamı ya da değeri var. 

 

Toplum eğer, topyekun bir yanlışın içinde suç ortağı ise, ateş hepsine birden dokunur. Onların Allah’ın gazabının vesilesi olur. Onlarla, yani destekledikleri, özendikleri ile birlikte haşrolurlar. 

 

Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuştur. 

 

O zaman unutmayalım ki, biz kendimizi değiştirmeden Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecektir. 

 

Selâm ve dua ile.

Google+ WhatsApp