Hipokrat yemininde, iş bırakma var mı?

Hipokrat yemininde, iş bırakma var mı?


CHP Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi açıklama yapıyor:

 

“Aile hekimi, istifasını derneğe verdi.”

 

Sebep ne imiş? 

 

“Çalışma koşulları” imiş.

 

Sorsak Gamze Akkuş İlgezdi’ye, “Sen nasıl milletvekili oldun?” (Gerçi biliyoruz. Eş kontenjanından. Daha doğrusu, eşinin, CHP Genel Başkanı’na sunduğu hediye kontenjanından.)

 

Aile hekimliğinden istifa etmek için, derneğe mi dilekçe  verilir, yoksa Sağlık Bakanlığı’na mı?

 

İstifa etmek istiyorlarsa, doğru adrese yönelsinler..

 

Bir soru daha..

 

Kendisi de doktor olan Gamze Akkuş İlgezdi cevaplasın:

 

“Salgının etkilerinin devam ettiği bir süreçte, aile hekimliğinden toplu olarak istifa etmek, savaş alanından askerin kaçması ile eşdeğer değil midir?”

 

Değil midir ki, bunun propagandasını CHP’li milletvekili yapıyor?

 

Üçüncü ve son sorum..

 

“Hekimlikten, hem de zor bir dönemde istifa etmek, Hipokrat yeminine uygun mudur?”

 

Hani doktorlar Hipokrat yemini diye bir şey ediyorlar ya..

 

Fakülteden mezun olurken ayrı..

 

Doktor olarak göreve başlarken ayrı..

 

Orada “dil, ırk, cinsiyet ayrımı” gözetmeden doktorluk yapacaklarına söz verenler..

 

Toptan..

 

Hiçbir ayrım yapmadan..

 

“Bütün ırklara, bütün dillere sahip insanlara hizmet vermiyoruz” derlerse..

 

Bu Hipokrat yeminine uygun olur mu?

 

Hipokrat yemininden bir bölümü aktarayım..

 

Ki..

 

Bugün “çalışma koşulları istediğimiz gibi değil” gerekçesi ile, toplu olarak istifa tehdidinde bulunanların yaptıklarının doğru olup olmadığını siz de takdir edesiniz: 

 

“Bu sanatı ücretsiz öğreteceğim.”

 

Bugün kimseye, “Ücretsiz olarak sanatınızı öğretin” diyen yok..

 

“Hastalara ücretsiz bakın” diyen hiç yok..

 

Ama..

 

Kıldan tüyden gerekçelerle, iki günde bir açıklama yapıp, “İstifa ederiz ha” diye, devlete sopa gösteriliyorsa.

 

Ben de sorarım: “Hipokrat yeminini siz nasıl ettiniz?”

 

Devam edelim sorgulamamıza.

 

Aile hekimi okurlarımız kusura bakmasınlar..

 

Açıklama yapmak isteyenlere, köşem açık.

 

Ama ben tespitlerimi, dürüstçe yapmak zorundayım.

 

Önceki gün iş bırakma eylemi yapılmış..

 

Sorsam, “Hipokrat yemini etmiş bir doktor, salgın döneminde, nasıl iş bırakabilir? Gelebilecek bir hastanın alacağı ilaç konusunda, kendisini nasıl çaresiz bırakabilir?”

 

Gelen hastalar arasında, beyaz tenliye bakıp, siyahiyi geri çevirmek..

 

Veya..

 

Türk olan hastaya ilaç yazıp..

 

Kürt olan hastaya ilaç yazmamak ne kadar ağır bir etik suç ise..

 

Beyazı ile, siyahı ile..

 

Türk olanı ile, Kürt olanı ile.

 

Hepsini birden kapıdan geri çevirmek..

 

Etik bir suç değil midir?

 

Devam edelim sorgulamamıza..

 

Sağlık Bakanlığı’nın yeni çıkardığı bir yönetmelikte, aile hekimlerinin kronik hastaları takip etmeleri istenmiş.

 

Bunun için bir yazılım da yapılıp, dağıtılmış..

 

Amaç, iktidara yakın isimlerin konforları değil..

 

Türk halkının sağlığı.

 

Kalp hastalığı olanların, hipertansiyon, diyabet, obezite hastalarının risk değerlendirmesi yapılıp, hastaların durumu Hastalık Yönetim Platformu isimli yazılımla takip edilecek..

 

Daha doğrusu, aile hekimleri verileri işleyecek..

 

Bakanlık da, merkezi olarak, riskleri analiz edecek, ilacından doktor bulundurmasına kadar tüm planlamaları yapacak...

 

Hasta, aile hekiminin ötesinde bir sıkıntısı olduğunda, gittiği doktor önceki tüm yapılan işlemleri görüp, daha hızlı ve daha doğru teşhisi yapabilecek.

 

Bakanlık böyle bir yazılımı hazırlamış ise..

 

Aile hekimlerinin hep birlikte, “Allah sizlerden razı olsun. Biz insanlarımızın sağlığı için nasıl fedakarca çalışıyorsak.. Bakanlığın bu sistemi de, o fedakarca çalışmaya bir kurdela olmuştur” demeleri gerekir iken..

 

Bakın, Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası Başkanı sıfatı ile konuşan Dr. Gürsel Özer neler anlatıyor:

 

“Yönetmelik öyle maddeler içeriyor ki kesinlikle uluslararası normlara, hukuk kurallarına, Türkiye’nin taraf sözleşmelere tamamen aykırı maddeler içeriyor.”

 

Uluslararası sözleşmelere, anayasaya aykırı maddeler ne imiş diye merak ediyorsunuz değil mi?

 

Doktor Özer kendisi açıklıyor..

 

Okuyunca, şok olacaksınız, donup kalacaksınız, “Böyle bir ifadeyi, bir doktor nasıl kullanabilir” diye:

 

“5 nöbet gelmezseniz işten atılıyorsunuz. Mazeretli olsanız dahi, gerekçeye bakılmaksızın işten atılıyorsunuz. Örneğin beş defa işe geç kaldınız, yine sözleşmeniz feshediliyor.”

 

Merak ettim..

 

“İnsan hasta olsa..

 

Bir yakını vefat etmiş olsa..

 

Bu mazereti kabul edilmeden, ‘İşe gelmedin, sözleşmen feshedildi’ mi deniyor, acaba” diye..

 

Yönetmeliğe baktım..

 

Madde şöyle..

 

“Görevi başında bulunduğu halde, entegre sağlık hizmetlerinde mazeretli olup olmadığına bakılmaksızın beş nöbet görevini yerine getirmediği” deniliyor..

 

Yani, görevi başında olmadığı günlerde..

 

Yani haklı bir mazereti olduğunda..

 

Zaten sıkıntı yok.

 

Ama çalışıyor.. Görevde.. Bir mazereti yok.. İşe gelmemesi için haklı bir gerekçesi yok..

 

İşe geliyor.. Ancak entegre sağlık hizmeti kapsamında bir nöbet verilmiş..

 

“Haaaayt.. Kim bana nöbet yazacakmış, gelsin de boyunun ölçüsünü vereyim” dercesine..

 

Nöbetini yerine getirmiyor..

 

Bir defa da değil.. Beş defa..

 

Bunun sözleşmesini feshetmeyip, ne yapacaksınız?

 

İnsanların sağlığını, böyle keyfince hareket edenlerin arzularına mı terkedeceksiniz?

 

Ki, gerçeği çarpıtarak, “Mazeret bile kabul edilmeden, nöbete gelmemek fesih hakkı sebebi oldu” diyorsunuz?

 

Ve daha önemlisi..

 

İşe gelmemeyi, nöbet tutmamayı bir hak gibi gösterip, bu durumlarda iş sözleşmesinin feshedilmesini de hukuk dışılık olarak tanıtıp, iş bırakma eylemi yapıyorlar...

 

Ve bunlar, bir de üstelik, en önemli alanlardan birinin, sağlık alanının çalışanları..

 

Kimse kusura bakmasın..

 

Arz-talep dengesizliğini istismar ederek..

 

“Biz nöbete gelmeden, para alacağız” diyenler..

 

“Biz çalışmadan maaş alacağız” diyenler..

 

CHP’li siyasetçilerin, sol tandanslı gazetelerin savunuculuğu ile, kendilerini haklı gösteremezler.

 

Bu halk, gerçekleri biliyor.

 

Aile hekimlerinin tamamını temsil etmeyen bu bir avuç sol sendikacının, her şeye “İstemezük” itirazı ile yaklaşmasını, reddediyor.

Google+ WhatsApp