Hicret edenleri kucaklamak

Hicret edenleri kucaklamak


Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Onlardan önce o yurda yerleşen ve imana sarılanlar kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı gönüllerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile (onları) kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Haşr, 59/9)

 

Hicret, edebiyatını çok yaptığımız ama çok küçük çapta bile olsa kendi hayatımızda gerçekleştirme cesareti gösteremediğimiz bir hadise. Kendimize örnek aldığımızı söylediğimiz insanlar bunu, kendi öz yurtlarını ve bütün mal varlıklarını terk ederek gerçekleştirmişlerdi. 

 

Günümüzde de çeşitli sebeplerle evlerini ve bütün servetlerini arkalarında bırakarak, başkalarının yardımlarına el açmak suretiyle yaşamak zorunda kalacaklarını bildikleri yerlere göç edenler var. Böyle bir göç onların isteyerek tercih ettikleri bir şey değildir. Eğer evlerini ve yurtlarını terk etmek ve böylesine zor şartlarda yaşamaya devam etmek mecburiyetinde kalmışlarsa onları zorlayan sebepler olduğunu aklı başında herkes bilebilir, tahmin edebilir. Sıcak evini terk edip, çamurların arasına kurulmuş soğuk çadırlarda yaşamayı tercih etmenin eğlenceli bir şey olacağını düşünen kimsenin bulunmayacağını aklı başında herkes bilebilir. 

 

Bazıları, Esed zulmünün safında durmalarını haklı çıkarabilmek için olayı basitleştirmeye ve mağdur edilenleri kusurlu hatta “işbirlikçi” göstermeye, bunun için son derece saçma bağlantılarla komplo teorileri üretmeye çalışırken bazıları da sanki bu insanlar bir macera peşindeymiş de başkalarının haklarını ve imkanlarını ellerinden almak istiyormuş gibi göstererek aleyhlerine kampanyalar düzenliyorlar. 

 

Bizim doğru pencereden bakmamız ve bu insanların, insan olmanın kazandırdığı sevgi, şefkat ve merhamet vasıflarının harekete geçirmesi gereken yardım ve desteğe ihtiyaçlarının olduğunu bilmemiz gerekiyor. 

 

Şu ağır kış şartlarında evlerimizde kaloriferler veya sobalar yandığı için kendimizi gayet rahat hissederken, mülteci kamplarında, çamurların arasına kurulmuş çadırlarda veya kerpiç evlerde, her tarafı suların bastığı ortamda, kaldıkları mekanları ısıtma imkânlarından bile yoksun bir şekilde hayatlarını idame ettirmek zorunda olanların ne yaptıkları, nasıl bir çözüm aradıkları da aklımıza gelmeli. 

 

Onların maruz kaldığı bu mağduriyetin, onları bu hayata mahkum eden zalimlerle aynı safta duranların yüzlerini kızartacığını sanmıyoruz. Çünkü onlar böyle bir zulmün arkasında durmayı kendileri için bir kahramanlık olarak gördüklerinden kızaracak yüzleri yok. Ama bizim kahramanlığımız, o zulmün mağdur ve perişan ettiği insanlara el uzatmakta olsun. 

 

Suriye’de evlerini terk etmek zorunda kalanların bir kısmı tamamen ülkeyi terk ederek başka ülkelere, bir kısmı da Suriye sınırları içinde yer değiştirerek dikta rejiminin veya işgalcilerin kontrolünde olmayan bölgelere sığındı. Örneğin bugün İdlib bölgesi normal nüfusunun birkaç katı kadar insan barındırıyor. 

 

Suriye sınırları dışına çıkabilen mültecilerin önemli bir kısmı Türkiye’ye iltica etti. Ayrıca Lübnan ve Ürdün’de de Suriyeli mülteciler için mülteci kampları kurulmuştur. Suriyelilerin bir kısmı da diğer Arap ülkelerine, Avrupa ülkelerine ve daha başka ülkelere iltica etmiştir.

 

Gerek Suriye sınırları içinde ve gerekse ülke dışında kurulan mülteci kamplarında hayatlarını idame ettirmek zorunda kalanların büyük bir çoğunluğu soğuk kış şartlarında ciddi zorluklar ve sıkıntılar yaşıyor.

 

Muhtelif insani yardım kuruluşları mülteci kamplarında yaşayanların soğuk kış şartlarında sıkıntılarını hafifletmek ve ihtiyaçlarının en azından bir kısmını karşılamak için çalışmalar yapıyor, çabalar sarf ediyorlar. Ancak onların çalışma ve çabalarının sonuç vermesi tabii ki kendilerine destek verilmesiyle, yardımcı olunmasıyla mümkün olacaktır. İmkânları olanların mülteci kamplarındaki zorlukları göz önünde bulundurarak oralara yardım ellerini uzatmaya çalışan insanî yardım kuruluşlarına destek vermeleri gerekir.

Google+ WhatsApp