Heykel için 4 gün nöbet, Cumhurbaşkanı için hakaret!

Heykel için 4 gün nöbet, Cumhurbaşkanı için hakaret!


Samsun’daki olaya hiç değinmedim..

 

Heykele saldırıyı onaylayacak bir mantığım olmadığı gibi..

 

Bununla oyalanacak kadar aptal da değilim..

 

“Kim yapmışsa yapmış, lüzumsuz bir iş” dedim, kenara çekildim..

 

Sonuçta yine, sarhoşların, uyuşturucu müptelalarının işi çıktı..

 

Ama Samsun’da özellikle İyi Partililerin (İP) ve CHP’lilerin organize ettikleri Atatürk heykeli önündeki nöbet, 4 gün sürdü..

 

Benim için bir sorun yok.

 

40 gün de sürdürebilirler..

 

400 gün de..

 

Ağa keyifleri bilir.

 

Ama bir bardak suda fırtına kopartıp, huzurumuzu bozmasınlar..

 

Saldırganlar yakalandı mı?

 

Yakalandı..

 

Ne hesapları var ise, gidip, onlarla görsünler..

 

Atatürkçü avukatlar, bir yandan Atatürk’e dokundurtmayız desinler.

 

Bir yandan da, Atatürk heykelinin atının ayağına ip bağlayıp, devireceğini sanan sarhoşların avukatlığını üstlensinler..

 

Beni hiç ilgilendirmiyor..

 

Riyakarlık zirvede, benim de bunların oyununa gelmeye hiç niyetim yok. ..

 

İstedikleri kadar, “AK Parti’den cesaret alan saldırganlar” desinler..

 

Ahlaksızlıklarını ispatlasınlar..

 

CHP iktidarda iken benzer saldırılar olmuyor muydu?

 

Oluyordu.

 

O zaman, “CHP’den aldıkları cesaretle” diyor muydunuz?

 

Demiyordunuz.

 

Çünkü ahlaksızsınız..

 

Çünkü, saldırtan da sizsiniz.

 

“Atamıza saldırdılar” diye ağlayan da sizsiniz..

 

“Heykele saldırı, benim konum değil” dedim..

 

Daha fazla yorumla, kendimle çelişmeyeyim..

 

Ama şu kadarını söyleyelim..

 

Bir yandan alkol övgüleri yapanlar..

 

“Alkolü toplumun hayatından çıkartmak istiyorlar. Hayat tarzımızı değiştirmeye çalışıyorlar” iddiasında bulunanlar..

 

Bir yandan da..

 

O alkolün mağduru olduklarında..

 

Alkole değil. Alkol alanlara değil..

 

Yine dönüp, dindarlara saldırıyorlar..

 

Tüm çelişkiler bir yana..

 

Benim için önemli olan, Atatürk heykeline saygı gösterenlerin..

 

Bugünkü mevcut Cumhurbaşkanına yönelik saldırıları..

 

Bir yanda ölmüş bir insanın heykeli..

 

Diğer tarafta, hayatta olan bir Cumhurbaşkanına yapılan hakaretler..

 

Hem de yapılan saldırılar, bir rahatsızlık üzerinden..

 

Kimisi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın korona testlerinin pozitif çıkmasına sevindiğini söylüyor.

 

Kimisi başka başka mesajlarla, “Sandıkta yenemiyoruz.. Bu bize çok ağır geliyor. Seçime girmişiz bizi yenmiş. Girmişiz bizi yenmiş.. Bundan sonra da yenme ihtimalimiz sıfır” bilinçaltını deşifre eden saygısızlıklarla hakaretler savuruyor..

 

Bize dindarlık taslayanlar da var içlerinde..

 

Din iman diye bir dertleri olmadığı halde, siyasi rakiplerini yenmek için, varlığına inanmadıkları yaratıcıdan yardım isteyenler de..

 

Kur’an kursu açmaya gelince, “Yobazlık bu” de..

 

İmam Hatiplerin sayısının çoğaltılması gündeme gelince “Gericilik bu” de..

 

Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi sözkonusu olunca, “Baleye giden paranın 10 katı, imamlara gidiyor” de.. “Bunların hepsi hurafe” de.. 

 

Dindarlık adına ne varsa, hepsine saldır..

 

Sonra.

 

Denizin ortasında boğulmak üzere olan çaresiz ateistin “Yarabbi beni kurtar” demesi gibi..

 

Şimdi, benzer dua ile, siyasi rakibini altetmeye çalışan riyakar ateistlik gösterisi yap..

 

“Helva yapmaya hazırlandığı”nı açıklayıp, kendi çaresizliğin üzerinden, başkalarını altetmeye çalışanlar mı dersiniz.. 

 

2014 mahalli seçimleri öncesinde FETÖ’cülerin yaptığı algı çalışmasındaki “Erdoğan hasta. 31 Mart 2014 mahalli seçimlerini göremeyebilir” şeklindeki bir anlamda dini inkar anlamına gelecek söylemlere imza atanlar mı dersiniz..

 

Neler neler.

 

Kimler, kimler..

 

Aslını sorarsanız, bunlar kendi tıynetlerini ispatlıyorlar..

 

Kendi rezilliklerini, acizliklerini gösteriyorlar..

 

Kadere inanmışız..

 

“Peygamberlik dönemi bitmiş, artık hepimiz insanız, kimseye peygamberlik gelmeyecek” ilkesine iman etmişiz..

 

Ama karşımızdakiler bu inançta değiller ki..

 

Bir yandan bir Cumhurbaşkanının heykeline bile toz kondurtmamaya çalışıyorlar iken.

 

Bir başka Cumhurbaşkanının ise, sandıkta yenememenin verdiği ezikliği, hepimizin bir gün tadacağı ölüm üzerinden muhabbetini yapıyorlar..

 

Böylece, ne kadar riyakar olduklarını, çelişki içinde olduklarını ispatlıyorlar..

 

Bir yandan din adına toplumda ne varsa, hepsini ortadan kaldırmayı planlıyorlar..

 

Bir yandan da, inanmadıkları dinden, yardım talep ediyorlar..

 

Buyursunlar yapsınlar..

 

İstediklerini söylesinler..

 

Nasıl ki, türbeleri kapattırıp, en büyük türbeyi kendileri yaptı iseler..

 

Nasıl ki, “Pozitivizm dışında her şeyi inkar” ile yola çıkıp, kendileri taşa-heykele bile saygıda kusur etmemeyi hayat tarzı edindi iseler..

 

“Hayatın tek rehberi ilim” dedikleri halde, Atatürkçülük adına oluşturdukları bir felsefe ile; ilimi de, ilimin gösterdiği tüm gerekliliklere de, sırtlarını döndülerse..

 

Şimdi yaptıklarının da akla uygunluğunu tartışacak değiliz..

 

Hayat tarzları bu..

 

Sıradan, somut, aktüel bir örnekle bitireyim..

 

“Gazeteciyiz, bizim işimiz haber vermek” derler..

 

1,150 milyon TL’lik bir projenin 100 metrelik bölümündeki, toplasanız 25-30 bin TL ile giderilecek bir zarar üzerinden haber yaparlar..

 

“Yolu, dalgalar yuttu” diye sevinirler..

 

Ama 1.150 milyonluk Zonguldak-Kilimli yolu açılır, tek satır haberini vermezler.. Veremezler..

 

“22 Ocak’ta açılacaktı, hayal oldu” derler..

 

22 Ocak’ta olmasa da, 4 Şubat’ta açılır..

 

Üek satır yazamaz, tek kelime edemezler..

 

Böyle riyakardır, kemalist geçinen solcular..

Google+ WhatsApp