Hece hece haykırıyorlardı: “Her-şey-çok-gü-zel-o-la-cak!”

Hece hece haykırıyorlardı: “Her-şey-çok-gü-zel-o-la-cak!”


Daha bir hafta önce..

 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, metrobüslerdeki arıza  ve yangınların sebebi sorulduğunda, cevabı müthişti:

 

“Cumhurbaşkanı’ndan onay bekliyoruz ama gelmiyor. Kredi için, Cumhurbaşkanı’nın onayı gerekiyor.”

 

Saf vatandaşlar da sanacak ki, İBB’nin her yaptığı iş, Cumhurbaşkanı’nın onayına tabi..

 

Yok böyle bir şey..

 

Ne var?

 

Hazine garantili bir kredi alıyorsanız..

 

Yani Hazine size garanti verecek ise..

 

Haliyle, Hazine adına da, Cumhurbaşkanı’nın onayı gerekiyor. Çünkü siz ödemezseniz, Hazine ödeyecek, o krediyi.

 

Dolayısı ile..

 

Kendi yağı ile kavrulması gereken.. Ancak ve ancak çok büyük veya bir ilk yatırım söz konusu ise, kredi alınmasının gündeme gelmesi lazım iken..

 

Olur olmaz her işi kredi ile yapmak isteyen Ekrem İmamoğlu, sonuçta izin verilmeyince de..

 

“Cumhurbaşkanı onay vermediği için, metrobüslere bakım yapamıyoruz. Bakım yapamayınca da, metrobüsler yanıyor” demeye getirdi.

 

Oysa..

 

Metrobüs yatırımı, ilk defa yapılacak bir yatırım değil..

 

İstanbul’da toplu ulaşımda, ilk defa toplu alım yapılması gereken, dolayısı ile büyük bir ödemesi olan konu değil..

 

Zaten yüzlerce otobüs elimizde var..

 

Bunlara ilaveten gerektiği kadar metrobüs alınacak..

 

İlaveten de, bakımları yapılması için, gerekli çalışmalar yapılacak..

 

Ama iş bilmez bir adam iseniz. Daha doğrusu, kafanız hep, tilkiliğe çalışıyor ise..

 

Böyle yalanlarla, halkı aldatmaya kalkarsınız..

 

Fatih portresine 10 milyon TL’yi Cumhurbaşkanı, Hazine dinlemeden..

 

Kredi de almadan..

 

Nakit bayılırsınız..

 

Ama halka hizmet konusuna sıra gelince..

 

“Cumhurbaşkanı, hazırladığımız krediye onay vermedi. Onun için metrobüs alamıyoruz. Filoyu yenileyemiyoruz. Dolayısı ile, eski metrobüslerde de, yangınlar çıkıyor” dersiniz..

 

Sanki seçime giderken, “Benim yapacağım hizmetler, kredi ile yapılacak hizmetler. Bu kredilerde de, Cumhurbaşkanı onayı gerekli. Eğer Cumhurbaşkanı, benim kredi taleplerime onay verirse, İstanbullulara hizmet ederim. Onay çıkmazsa, seçilsem de, hizmet yapamam” demiş gibi..

 

Pişkince yoluna devam ediyor.

 

Ve dün itibari ile..

 

İstanbul’da toplu ulaşıma bir zam ile, Ekrem İmamoğlu karşımıza çıkıyor..

 

Tabii ki, “Toplu ulaşıma hiç zam gelmesin” diyecek halimiz yok.

 

Ama..

 

Nerede ise, bir yıldır akaryakıta ciddi bir zam gelmemiş iken..

 

Toplu ulaşıma bu zam da neyin nesi?

 

Ekrem Bey’den dinliyoruz:

 

“İBB’nin toplu taşımaya 2,3 milyar TL sübvansiyonu var. Bu rakam, bütçenin yüzde 8’ine denk geliyor.”

 

Eee?

 

İlk defa mı, İBB toplu taşımayı sübvanse ediyor?

 

AK Partili başkan olduğunda da, toplu ulaşım, İBB tarafından sübvanse edilmiyor muydu?

 

Ama Ekrem Bey uyanık..

 

“Aslında zammın zamanı değil, ben de biliyorum ama.. Temmuz aylarında zam yapıp, sonra sene boyunca yapmamak istiyoruz da, onun için zammı şimdi yapıyoruz” anlamında sözlerle, zammı bize masumlaştırıyor..

 

Ve daha önemlisi..

 

Daha 6 Şubat 2020’de yüzde 35 oranında zam yapılmış olan toplu ulaşıma, dün % 15 daha zam yapma kararı veren Ekrem İmamoğlu, seçilmeden önce, ucuzluk vaadinde bulunuyordu..

 

Tiyatro salonlarında, “Her şey çok gü zel o la cak” diye tempo tutarak, sloganlar attırıyordu..

 

Hani şu örnekleri görmesek..

 

Sadece “İş bilmez” diyecğim..

 

Ama, işine gelince, Fatih portresine 10 milyon nakit parayı verdiği gibi..

 

Hacı Bektaş Veli festivali düzenlemeyi de, hiç sektirmiyor..

 

Arif Sağ ile oğlu Tolga Sağ’ı, o festivale davet ediyor..

 

Ben de soruyorum..

 

İstanbullular için kıskandığın ve metrobüsler için harcamadığın kaç milyon TL, Arif Sağ ve Tolga Sağ ile Hacı Bektaş Veli festivalindeki diğer şarkıcı türkücü takımına gidecek?

 

Dindarları tahkir etmesi ile ünlü Şevval Şam’ın, Hacı Bektaş Veli festivalinde ne işi var?

 

Düşünsenize..

 

Hacı Bektaş Veli gibi birisi..

 

Yani..

 

Aslan ile ceylanı barıştırıp, kucağında kardeş hale getiren bir evliyayı andığınızı söylüyorsunuz..

 

O anma etkinliğine; kurban kesmeden başlayın, dindarların Kabe’sine, başörtüsüne varıncaya kadar inançlarına saygısızlık eden Şevval Şam’ı çağırıp şarkı söyletmeye kalkıyorsunuz..

 

Bu etkinlik için de, Cumhurbaşkanı’ndan izin alsana, Ekrem!

 

“Talebimizi Cumhurbaşkanı’na yolaldık. Onay için bekliyor” desene..

 

Candaş şarkıcılara gelince, ne Cumhurbaşkanı tanıyor, ne Hazine..

 

Ne kredi arıyor, ne onay bekliyor..

 

Nakit parayı bastırıyor, etkinliği düzenliyor..

 

Candaşları sevindiriyor..

 

Ama halka hizmet söz konusu ise, orada bir kıskançlık, parayı bulamama, kredi arama, Hazine’yi kefil gösterme numaraları başlıyor..

 

Onun içindir ki, “Ekrem İmamoğlu, İstanbul’un başına gelen, çeyrek asırlık felakettir” diyorum.

 

Biraz çeyrek asırdan fazla olmuş ama..

 

30 yıl önce, Nurettin Sözen..

 

30 yıl sonra da, Ekrem İmamoğlu..

 

1989’da Nurettin Sözen İstanbul Belediye Başkanlığı’na seçildiğinde, solcular çok sevinmişlerdi.

 

Ama sonucu hüsran oldu..

 

1994’te, belediyeleri kaybettikleri gibi..

 

Milletvekili seçimlerinde de oyları taban yaptı..

 

Şimdi 2019 mahalli seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nun kazanması ile sevinen solcular..

 

2023 ve 2024 seçimlerinde, boşuna sevindiklerini görecekler..

 

Ne vaad etti ise tersini yapan bir belediye başkanı..

 

Bir de..

 

Zam yapmak üzere düzenlenen toplantıda, yine bürokratlarla kavga..

 

Ve “17 yıldır belediyede çalışıyorum, böyle kibirli birisini görmedim” isyanı..

 

Durun beyler, durun.. Bunlar daha Ekrem’in iyi günleri..

 

Yakında daha ne numaraları çıkacak, hep birlikte göreceğiz. Her şey çok gü zel o la cak!

Google+ WhatsApp