Hattat Mustafa Cemil Efe

Hattat Mustafa Cemil Efe


İslâm medeniyetinin güzellikleri insan ruhunun metafizik yoğunluğudur. Somuttan soyuta geçişin incelikleri bakan ve gören gözlerin derinlik algısı burada daha çok kendini belli eder. Düşüncemizin temeline oluşturan bakış: “ Allah güzeldir, güzeli sever.” Hayatın eksenini bu ruh oluşturunca güzelliklerden de güzellik doğar. Bu, gelişir ve açımlanır. Güzellik üzerine inşa olan kâinatın yansımaları, tecellileri de kendi ruhuna uygun olur.

 

Batı düşüncesi somutu daha çok tercih eder, daha çok öne çıkarır. Ruhunda put ve tapınma duygusu olunca somut üzerine hayatını geliştirir. İnsanı sonsuzluk uzamına götürecek olanın ötesinde somutun nesnelerinin öne çıkarılmasına ve putlaştırmasına, tapınmasına neden olur.

 

İslâm sanatında daha çok soyuttan soyuta geçiş yapılır. İslâm alfabesi helezoniktir, esnektir, köşeli değildir. İnsanın düşünme alanını açar, uzamın sonsuzluğuna götürür.

 

Latin ve Batı alfabesi köşelidir, keskindir. Mimarisi de öyledir. Barok, rokoko mimarilerinin görünümü, iç içe geçen bir boğuculuk oluşturur. Katedraller ve benzeri yapılar insan ruhunu karartır. Mimar değilim, gözleme dayalı duyuşlarım beni daha çok yönlendirir.

 

İslâm mimarisi küreyi andıran, insanlığı ferahlığa götüren bir ruha sahip. Camilerin kubbeleri, iç yapıları gökyüzüne açılan veya temsil eden görünüm oluştururlar. Mimari değeri yüksek olan bir yapıya girildiğinde ürkülmez, hayret daha çok güzelliğe dayalı olur. Derin ve rahatlatıcı bir soluk alınır bundan ferahlık oluşur.

 

Hat sanatı da İslâm yazı sanatının sonsuz güzelliğini temsil eder. Esnek ve kıvrak olduğundan hareket alanı sağlar. Yazı, Kur’an’ın ruhuna uygun bir güzelliğe sahip olur.

 

Mustafa Cemil Efe hattat. Hat sanatının güzellik sonsuzluğunda gezinir. İslâm ruhunun inceliklerinde güzellikler okyanusunda geleceğe asılır. Duru bir ruhun yansımasıdır yaptıkları. Aziz kardeşim ve Dostum Mustafa Cemil, ustalığının yol seyrinde devam ediyor. Manevî ruhun güzelliğinde olmayı ve bunu kalıcı kılmak için büyük bir azim gösteriyor. Büyük bir mesafe kaydetti. Hakkettiği bir yerde.

 

İnsanın belleğinde yer edecek bir im, bir hat, bir çizgi derin etki bırakır, bunu unutulmaz kılar. Bir hat, bir evin, bir hanenin en güzel yerinde durduğu sürece insan onun karşısında büyüklenme yerine kendisinin farkına varışı sağlar. Çocukluğumuzda dedemin odasında hatlar vardı. O odaya girildiğinde ister istemez insan manevi bir dikkat içinde olur. Olgunluk daha çocuk yaşta başlar.

 

Mustafa Cemil Efe, Üsküdar’da, Şemsipaşa’daki Nev Mekân’da “Cevher” başlıklı bir sergi açtı. İnsanın en derinliğinin farkında oluşunun bir göstergesi. Cevher en derindedir, içtedir. Tıpkı bir inci gibi. Ona ulaşabilmenin yolu onu hissediş ile gerçekleştirebilir. Sanat, daha çok insandaki hissedişin keşfini yaşatır.

 

Bu hat sergisinin bir özelliği daha var. Fetih ruhunu taşıyor. Fetih ile İbrahim surelerinin yoğunluğunda. Dahası ise özellikle Paris’ten getirilen çerçevelerle sunulması. Bu çerçeveler, ikonlar, resimler veya benzer nesneler taşırken, şimdi onlar yeniden fetih ruhuyla aslına dönüştürülmüştür. Oluşturulan her nesne özünü bulduğunda aslına döner.

 

 Fetih, asla dönüştür. Hakikati bulmasıdır. İnsanın ana düşünceden, hakikatten, peygamberler medeniyetinden sapışı özden uzaklaşışıdır.  Bunun içindir ki her kazanım bir fetihtir.

 

Paris’ten gelen birkaç yüz yıllık çerçeveler İslâm sanatı içinde asıl yerini bulmuştur böylece. Bunun için bu fethin anlamı bir başka özellik taşımakta.

 

Batı düşüncesine kapılmış olan Cumhuriyet ideolojisi sanatımız ve ruhumuzdan uzaklaştı, reddetti, düşmanca davrandı. Uzun yıllar İslâm alfabesiyle yazı yazma yasağı bile getirildi. Hâlâ yasalar bu yasağı devam ettiriyor. Ancak milletimiz özüne sahip çıkınca bu engeller çoktan aşılmış oldu. Yazımız yeniden hayatımızda çok yoğun yer aldı. Büyük bir yönelim var. Hat sanatı giderek daha çok ilgi alanında.

 

Epey bir süre sergi açık kalacak. Mutlaka görülmesini tavsiye ederim.

Google+ WhatsApp