Hatıra defterimden

Hatıra defterimden


Eyüp Belediyesine bağlı Engelliler Biriminde çalışırken, kurumumuzda kayıtlı olan bireyleri evlerinde ziyaret edip, sorunlarını yerinde tespit etmeye karar vermiştik. Ev ziyaretlerine aktif olarak katılmış ve kuruma müracaat edip destek isteyen engelli bireylerin burada sorunlarının pek azını dile getirebildiklerine şahit olmuştum. Bu kişileri evlerinde ziyaret ettiğimde ihtiyaçlarının farkına dahi varamadıklarını, varsalar da bunu nasıl ifade edebileceklerini bilmediklerini görmüş ve dezavantajlı bireylerle ilgilenen kişilerin duyarlılık seviyelerinin daha yüksek olması gerektiğini düşünmüştüm.

 

Bir sabah Down sendromlu bir genci ziyaret için kurumdan çıktığımda her zaman olduğu gibi karşıma sürpriz görüntülerin çıkabileceğini düşünmüş ve tedirgin olmuştum. Yarım saat sonra Yeşilpınar’da bir siteye gelmiş ve kapıyı çaldığımda karşımda mavinin en güzel tonuna sahip bir bakışla karşılaşmıştım. Fatih, genç bir bireydi ve ekonomik imkânları oldukça iyi olan ailesi onun eğitimine titizlikle eğilmiş ve sosyal hayata uyum sağlayabilmesi için büyük bir mücadele vermişlerdi.

 

Oturduk sohbete başladık fakat Fatih’le konuşurken hafızam beni zorluyordu ve bu gök mavisi gözleri bir yerden tanıyor gibiydim. Hayalimde ahşap bir alan canlanıyor ve hiç anlam veremediğim bir duygu yaşıyordum. Bu çocuğu bir yerden gözüm ısırıyordu ama nereden? Sohbete devam ederken hatıralarım arasına sıkıştırdığım o resmi nihayet buldum ve yıllar öncesine gidip Fatih’in çocukluğunu hatırladım.

 

Eyüp Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi Bölümünde okuyordum ve son sınıfta aynı okula bağlı olan anaokulunda staj yapmıştım. Anaokulunda yirmi çocuk vardı ve Fatih okulun en dikkat çeken ve en matrak öğrencisiydi. İçeri girdiğimde kapıda ilk karşılayan o olurdu, sıcakkanlıydı, sevecendi ve beni annesinin yerine koymuş olmalı ki hep yakın mesafede dururdu. Bazen ilgi göstermediğimi düşünür yanıma gelir ve masal saatine geçmemi isterdi, grup oyunlarına dâhil olmak istemez vaktin çoğunu en iyi anlaştığı Sercan’la birlikte oynayarak geçirirdi. Anneye kendimi hatırlattığımı fark edince Fatih olduğu yerden fırladı ve yüzüme masum bir şekilde bakıp duygulandı. Sonra aldığı eğitimlerden, kullandığı müzik aletlerinden bahsetti, odasını gezdirdi ve hayatını özetledi. Fatih’le yıllar sonra karşılaşabileceğimi hiç tahmin etmezdim ama dünya avucumuzun içini andırıyor ve hayatımızda yer edinen kişilerle yolumuz bir yerde kesişebiliyor.

 

Down sendromlu çocukların istisnalar olmakla birlikte gelişimleri yaşıtlarına göre daha yavaş ilerliyor. Ancak ailenin desteği ve yapılan eğitim çalışmaları ile epey yol kat ediliyor ve bu çocuklar büyük başarılara imza atabiliyorlar. Çocuğun kapasitesini maksimum düzeyde kullanabilmesi için ailenin gerekli eğitim süreçlerini titizlikle takip etmeleri ve fizyoterapist, dil terapisi, alternatif terapiler ve oyun grupları gibi seçenekleri değerlendirerek çocuğun gelişimine katkı sağlamaları gerekir.

 

Down sendromlu gençler ergenlik döneminde her genç gibi duygusal dalgalanmalar yaşıyor,  âşık oluyor, ani öfke patlamaları yaşıyor fakat zamanla duygularını kullanmayı öğreniyor ve uyum sağlıyorlar. Ancak bu süreçte ailenin desteği oldukça önemli. Aile gencin yanında olmalı ve ihtiyaç hâsıl olduğunda ellerini ona uzatabilmeliler.

Google+ WhatsApp