Hani “Sokak ağzı”ydı, “Hırs”tı, “Türkiye zarar edecek”ti!

Hani “Sokak ağzı”ydı, “Hırs”tı, “Türkiye zarar edecek”ti!


ABD Büyükelçisi’nin öncülüğünde, toplam 10 ülkenin elçileri, “Osman Kavala’yı bırakın” açıklaması yaptı..

 

Sırtında yumurta küfesi olan Cumhurbaşkanı, resti çekti..

 

Büyükleçilerin saygısız açıklamalarına çok daha üst perdeden rest çekmesi gereken muhalefet partilerinin temsilcileri, adeta büyükelçilerin avukatları gibi açıklama üstüne açıklama yaparak ABD’ye, Almanya’ya, Fransa’ya destek çıktılar..

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu..

 

  “Ülkeyi hızla uçuruma sürükleyen şahıs, bu sefer de ‘10 büyükelçinin ‘istenmeyen adam’ ilan edilmesi emrini’ vermiş. Açıkça söylüyorum; bu hareketlerinin sebebi milli çıkarları korumak değil, mahvettiği ekonomiye suni gerekçeler yaratma çabasıdır.” 

 

Dedin mi bu sözleri Kemal Bey?

 

Dedin..

 

Türkiye’nin haklarını koruman gerekirken..

 

Belki de, siyasi iktidarın çok daha keskin açıklama yapması için, elini güçlendirmek adına, Cumhurbaşkanı’ndan önce “Kovun bunları” demen ve Erdoğan’ı sıkıştırman gerekirken..

 

Türk yargısına sopa sallayanları savundun mu?

 

Savundun..

 

Cumhuriyet gazetesi, Tayyip Erdoğan’ın “İstenmeyen adam ilan edilsinler” dediği büyükelçilerin yalnız olmadığını hatırlatarak, Cumhurbaşkanı’nın kiminle kaşık atmaya kalkıştığını kendisine tehditle karışık aktarmak için, “Elçilerin arkasında Biden var” müjdesi(!) verdi mi?

 

Verdi..

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, yanına geldiğinde önünü iliklemesinden hareketle “saygılı bir bilim adamı” sanarak Dışişleri Bakanlığı koltuğuna, sonra da Başbakanlık koltuğuna oturttuğu Ahmet Davutoğlu da, “Devlet aklı gitti, sokak ağzı geldi” demiş mi?

 

Demiş..

 

Tayyip Erdoğan’ın, devlet aklı ile değil, sokak ağzı ile konuştuğunu iddia etmiş mi?

 

Etmiş..

 

Tayyip Erdoğan’ın darbecilerle mücadele verirken, adam sanıp, Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturttuğu Yaşar Yakış, “Diplomatik geleneklerimizde emsali görülmemiş bir durum. Türkiye bundan zarar görecek” demiş mi?

 

Demiş..

 

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, Sözcü gazetesinin manşetine oturtularak, “Hırs uğruna ülkenin geleceği yok ediliyor” demiş mi?

 

Demiş..

 

Yine Sözcü gazetesinin manşetinden, CHP Milletvekili Utku Çakırözer’e, “Elçiler yüzünden yeni ekonomik bir kriz yolda” dedirtilmiş mi?

 

Dedirtilmiş..

 

Sözcü gazetesinde, Temel Karamollaoğlu’nun ağzından, 10 büyükelçinin de ötesine geçilerek, işin içine bir de Demirtaş eklenerek, “Demirtaş ve Kavala tahliye edilmelidir” sözleri aktarılmış mı?

 

Aktarılmış..

 

Ulusalcı geçinen, Ege’de adalar silahlandırılırken, Türkiye’de AK Parti’nin ses çıkarmadığını iddia ederek, Tayyip Erdoğan’ı korkaklıkla itham eden Sözcü gazetesi, “Şimdilik 3 ülke ile AP’den ağır eleştiri geldi” diyerek, Norveç, İsveç, Danimarka gavurlarının sözcülüğünü yapmış mı?

 

Yapmış..

 

Aynı Sözcü, patronu Burak Akbay’ın yıllardır Fransa’da yaşıyor olmasından kaynaklı olsa gerek, Türkiye’ye ihanet edercesine, 10 büyükelçinin asla geri adım atmamasını önermek için “Ülkeler elçilerinin arkasında duruyor, Kavala’da ısrar ediyor” başlığı atmış mı?

 

Atmış..

 

AP Başkanı Sassoli’ye, “Yılmayacağız. Osman Kavala için özgürlük” sözleri, tek eleştiri getirilmeden yayınlanmış mı?

 

Yayınlanmış..

 

Yeni Asya gazetesi, CHP’li monşerleri birinci sayfasına almış mı?

 

Almış..

 

Aynı zamanda halen CHP Milletvekili ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun danışmanı olan Ünal Çeviköz’ün, “Ülkemizde görev yapan 10 büyükelçinin istenmeyen adam ilan edilmesi Türkiye’nin uluslararası alandaki yalnızlığını telafisi olmayan bir boyuta taşıyacaktır. Dışişleri Bakanı’nın bu hatadan dönülmesi için gereğini yapacağını umuyorum. Aksi takdirde görevden affını istemesi gerekir” sözleri, Nurcu kardeşlerimize övülerek aktarılmış mı?

 

Aktarılmış..

 

Logosunun yanına, Said-i Nursi’nin “Allah hesabına bakan, her ne görürse ilimdir” sözünü koyan Yeni Asya, bir başka CHP’li monşerin; Oğuz Demiralp’in “Sonuçları iyi olmayacaktır. Eğer Konsey’in Türkiye’ye anlayışlı tutum alma ihtimali varsa da, o ihtimal çok ciddi azalacaktır” sözlerini alnı secdeli insanlara ulaştırmış mı?

 

Ulaştırmış..

 

Yeni Asya gazetesi, Faruk Loğoğlu’nun “Bu diplomatları ‘istenmeyen kişi’ ilan etmek Türkiye için pandora kutusunu açacaktır. Avrupa Konseyi gibi tüm mekanizmalarda Türkiye aleyhine süreçler işleyecektir” sözlerini, çok matah bir açıklama imiş gibi vermiş mi?

 

Vermiş..

 

Sonra ne olmuş?

 

Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın, Türk yargısına sopa sallayan büyükelçileri kuyruklarından yakalayıp, “İçişlerimize karışmanıza izin veremem” kararlılığı görülünce..

 

ABD Büyükelçisi başı çekmiş..

 

“ABD, 18 Ekim tarihli açıklamaya ilişkin bazı soruların yöneltilmesi vesilesiyle, Diplomatik İlişkiler Hakkındaki Viyana Sözleşmesi’nin 41. maddesine riayet etmeyi teyit eder” açıklaması yapmış..

 

9 ülke de, Türk yargısına saygısızlık ettikleri ilk açıklamada olduğu gibi..

 

ABD’nin peşine takılıp, onlar da aynı paylaşımı tekrarlamışlar..

 

“Yanlış anlamayın.. Biz ABD’ye bağlıyız.. Onun kuyruğuyuz.. O ne derse, odur.. Biz de onun gibi düşünüyoruz” demeye getirmişler..

 

Şimdi sormaya başlayalım..

 

24 saat bile geçerliliği olmayan sözleri sarfedenlere..

 

Hani ülkeniz için, vatanınız için, devletiniz için, inancınız için bir şeyi savunursunuz da..

 

Gücünüz yetmemiştir, birlik içinde olamamışsınızdır, sonuçta başarılı olamamış ve temenni ettiğiniz şey gerçekleşmemiştir..

 

Anlarım.. Tolere ederim..

 

Ama..

 

Devletinize posta koyanlara sahip çıkmış iseniz..

 

Vatanına sahip çıkan Cumhurbaşkanı’na çakmak için, “Sokak ağzı ile konuşuyor” demiş iseniz.

 

ABD’ye kuklalık yapmak için, “Türkiye bu işten zarar edecek” demişseniz..

 

Kendi ülkenizin tekerine çomak sokmak için, “Diplomatik geleneklerde böyle bir şey yok” demişseniz..

 

Ve yalakalık yaptığınız büyükelçiler “Yaptığımız yanlıştı” dercesine..

 

“Viyana sözleşmesinin 41. maddesine bağlıyız” diyerek..

 

Yanlışlarından dönmüş iseler..

 

Artık yabancı büyükelçilere destek çıkan hainlerin tek söyleyecekleri şey Şirin Payzın’ın ağzından dökülüyor:

 

“Madem yaptığının arkasında durmayacaksın, cezaevindeki bir mağdur üzerinden ne diye diplomasi oyunu oynarsın? ABD ve AB ülkeleri Kavala’yı malzeme edip, beceriksiz işlerle iktidarın sorumsuz politikalarına su taşıyorlar..”

 

Şirin Hanım, yabancı büyükelçilere söylüyor bunu..

 

Ah ah.. Bunlar bu ülkenin çocukları mı?

 

Yoksa..

 

Büyükelçilere bile, “Niye ısrar etmediniz” diyen Soros’un çocukları mı?

 

Bir bilsek..

Google+ WhatsApp