Hangisi daha büyük suç?

Hangisi daha büyük suç?


İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, grup toplantısında terörist Abdullah Öcalan’dan bahsederken, “Sayın” dedi.

 

Ardından bir özür..

 

Bir izah..

 

Bir izah daha..

 

“Olur mu, ben hiç ‘bebek katili’ne ‘Sayın’ der miyim” açıklaması.

 

“Altı üstü, bir dil sürçmesi” diyerek geçiştirecekleri bir konuyu..

 

Uzattılar da uzattılar..

 

Bana da şimdi sormak düştü..

 

Tek suçunuz, teröristbaşı Öcalan’a “Sayın” demek olsaydı, Meral Hanım..

 

Veya..

 

Şöyle söyleyelim..

 

Teröristbaşı Öcalan’a “Sayın” demek mi daha büyük suç?

 

Yoksa..

 

Kandil’in talimatı ile AK Parti’ye büyükşehirlerde seçim kaybettirmek için..

 

“Siz de aday göstermeyin, Biz de göstermeyelim. İkimiz de CHP’yi destekleyelim” anlaşması yapmak mı?

 

Sakın “Böyle bir anlaşma yok” demeyin..

 

Fotoğraf ortada..

 

İstanbul’da İyi Parti’nin büyükşehir belediye başkanlığına adayı var mıydı?

 

Yok..

 

Ankara’da var mıydı?

 

Yok..

 

İzmir’de var mıydı?

 

Yok..

 

Adana’da var mıydı?

 

Yok..

 

Bursa’da var mıydı?

 

Yok..

 

İyi de, bu millet de aptal değil yani..

 

Kandil’den Murat Karayılan, “AK Parti’ye kaybettirmek için, karşısında en güçlü rakibi kim ise, onu destekleyeceğiz” diyecek..

 

Sadece HDP değil..

 

İyi Parti de bu karara iştirak edecek..

 

Ve tam da Murat Karayılan’ın istediği gibi, İstanbul ve Ankara’da göz göre göre ahlaksız ittifak kurulup AK Parti’ye seçim kaybettirilecek..

 

Adana’da MHP’ye aynı şekilde kirli ittifak kurulup, seçim kaybettirilecek..

 

Sonra da bizi “Sayın” kelimesi üzerinden dolmuşa bindirecekler..

 

Tek suçunuz, o bebek katiline “Sayın” demek” değil Meral Hanım..

 

Suçlarınız öyle kabarık ki..

 

“Sayın” demeniz, solda sıfır kalır..

 

Afedersiniz Meral Hanım..

 

Siz değil miydiniz, şimdi “bebek katili” diye tanımladığınız Öcalan’ın heykelini dikecek olan Selahattin Demirtaş’a kahvaltı sözü veren?

 

Bir konuşma içersinde, kendi beyanınıza göre farkında olmadan, teröristbaşına “Sayın” demekten dolayı, özür diliyorsunuz..

 

İyi de..

 

Spontane gelişen bir olay sonrasında, farkında olmadan değil..

 

Bilerek..

 

Düşünerek..

 

Bebek katilinin heykelini dikecek hokkabaza kahvaltı sözü vemenizden dolayı niye özür dilemiyorsunuz?

 

Bırakın o tarihte özür dilemeyi..

 

Üzerinden aylar geçti..

 

Defalarca eleştiri getirdik.

 

Defalarca esnaf, memur, işçi, emekli vatandaş karşısına dikilip, “O kişi ile nasıl kahvaltı yaparsınız” diye sordu..

 

Bir özeleştiri yapıp da, “Yanlış yapmışım. Şimdi tekrar düşündüğümde, bu kahvaltının doğru olmadığını kabul ediyorum. Sözümü geri alıyorum” dediniz mi?

 

Hayır..

 

Selahattin Demirtaş’a özgürlük isteyen kimdi?

 

Ben miydim?

 

Meral Hanım çıkıp, “Selahattin Demirtaş serbest bırakılmalı” demedi mi?

 

Eee?

 

“Bebek katilinin heykelini dikecek olan adamı serbest bırakın” diyeceksiniz..

 

Sonra bebek katiline, diliniz sürçüp “Sayın” dediniz diye, özür üzerine özür dileyip, milleti kandırmaya kalkacaksınız..

 

“ ‘Sayın’ dediğim için özür dilerim” ile, kendinizi birden bire, tekrar milliyetçi, ülkücü camiaya kabullendireceğinizi sanacaksınız..

 

Bu kadar kolay mı, halkı aldatmak, Asena Hanım?..

 

Selahattin Demirtaş bir kenara.. 

 

Partinin en yetkililerinin, “HDP meşru bir partidir” sözünü unuttuk mu Meral Hanım?

 

Şimdi, “Biz HDP’yi PKK’nın yanında konumlandırıyoruz” diyerek, “meşru parti” söyleminizden vaz mı geçtiniz?

 

Yoksa, tabanınızın ağzına bir parmak bal çalıp, sonra HDP’lilerle buluşup, “Nerede kalmıştık” mı diyeceksiniz?

 

Ya kayyım atamaları sırasındaki PKK’nın yanında konumlanan HDP’lilere sahip çıkmanızı, nereye koyacağız?

 

PKK ile ilişkisi olduğu gerekçesi ile, HDP’li belediye başkanlarının yerine kayyım atandığında.. 

 

Meral Akşener değil miydi, “Yanlış” diyen?..

 

Şimdi kalkmış, “HDP’yi, PKK’nın yanında konumlandırıyoruz” diyor.

 

O zaman “Sayın” için dilediğin özürü, bir de, “Kayyım atamaları yanlış” açıklaman için diler misin?

 

Dilemelisin ki, gerçekten samimi olduğuna inanalım Meral Hanım.

 

Belediye Başkanlığı koltuğuna oturduğu günden bu yana, 2,5 sene içinde iki defa Diyarbakır’a giden Ekrem İmamoğlu, ikisinde de Diyarbakır Anneleri’ni ziyaret etmedi..

 

Birisinde yerine kayyım atanan belediye başkanlarını ziyaret etti.

 

Diğerinde de yine PKK’nın uzantısı bir sergiyi ziyaret etti.. Cumartesi Anneleri’ne selam yolladı.

 

Peki Diyarbakır Anneleri ne oldu?

 

Birincide ziyaret etmedin..

 

Peki ikincisinde niye ziyaret etmedin?

 

Bu Ekrem’i alıp, pazarlayan, şimdi sen değil misin, “Sayın”dan büyük mahcubiyet duyan Meral Hanım?

 

Daha altı ay önce..

 

“Pervin Buldan ile Meral Akşener’in ismi yan yana getirilemez” diye, Ekrem İmamoğlu’da had bildiren kimdi?

 

Siz değil miydiniz, meral hanım?

 

Ne oldu ki, Selahattin Demirtaş ile, kahvaltıda isimlerinizin yan yana gelmesinden hiç rahatsızlık duymadınız?

 

Aylar geçti..

 

Özür dilemediniz..

 

Biriniz söyledi, diğeriniz savundu.. Diğeriniz savundu, öbürünüz alkışladı..

 

Ama “Sayın”a gelince..

 

Gözleri boyamak için “Milletimizden ve sizlerden özür diliyorum” dediniz..

 

Bence esas özür dilemeniz gereken, mahalli seçimlerdeki, PKK ile konumlandırdığınız HDP ile yaptığınız ittifaktır..

 

Esas suçunuz, konuşma sırasında hataen söylenebilecek “sayın” kelimesinin sarfedilmesi değil..

 

Eli kanlı teröristin heykelini dikme sözü veren adamın özgür olmasını istemektir..

Google+ WhatsApp