Hadislerle namaz

Hadislerle namaz


Enes İbnu Mâlik (r.a) anlatıyor: Biz mescidde Hz. Peygamber’le (s.a) birlikte otururken, devesine binmiş olarak bir adam girdi ve mescidin avlusuna devesini ıhıp bağladıktan sonra:

 

“-Muhammed hanginizdir?” diye sordu. Biz: “-Yaslanmakta olan şu beyaz kimse” diye gösterdik.

 

Adam: “-Ey Abdulmuttalib’in oğlu!” diye seslendi.

 

Resûlullah (s.a): “-Buyur seni dinliyorum” dedi.

 

Adam: “-Sana bir şeyler soracağım. Sorularımda aşırı gidebilirim, sakın bana darılmayasın” dedi.

 

Hz. Peygamber (s.a): “-Haydi istediğini sor!”

 

Adam: “-Rabbin ve senden öncekilerin Rabbi adına soruyorum: Seni bütün insanlara peygamber olarak Allah mı gönderdi?” Hz. Peygamber (s.a): “Yemin olsun, evet!”

 

Adam: “-Allah adına soruyorum: Gece ve gündüz beş vakit namaz kılmanı sana Allah mı emretti?”

 

Hz. Peygamber (s.a): “-Allah’a yemin olsun, evet!”

 

Adam: “-Allah adına soruyorum: Senenin şu ayında oruç tutmanı sana Allah mı emretti?”

 

Hz. Peygamber (s.a): “-Allah’a yemin olsun evet!”

 

Adam: “-Allah adına soruyorum: Bu sadakayı/zekâtı zenginlerimizden alıp fakirlerimize dağıtmanı Allah mı sana emretti?” diye sordu. Hz. Peygamber (s.a): “-Allah’a yemin olsun evet!” buyurdu.

 

Bu soru-cevaptan sonra adam şunu söyledi: “-Getirdiklerine inandım. Ben geride kalan kabilemin elçisiyim. Adım Dımâm İbnu Sa’lebe’dir. Benu Sa’d İbnu Bekr’in kardeşiyim.” 

 

Metin Buhârî’den alınmıştır. Müslim’in rivayetinde: Resûlullah (s.a), adamın “semayı kim yarattı?”, “bu dağları kim dikti ve içindekileri kim koydu?” sorularına “Allah!” diye cevap verdi, sonra adam diğer soruları sordu ve hepsine de “evet” cevabını aldıktan sonra geri döndü ve ayrılırken şunu söyledi: 

 

“Seni hakla gönderen Zât’a yemin olsun, bunlar üzerine hiçbir şey ilâve etmem, bunları eksiltmem de.” Hz. Peygamber de (s.a): “Bu kimse sözünde durursa cennetliktir!” buyurdu.

 

(Buhârî, İlim 6; Müslim, İman 10; Tirmizî, Zekât 2; Nesâî, Siyâm 1; Ebu Dâvud, Salât 23)

 

Geçen haftalardaki yazılarımızda, imandan sonra ilk emredilen farz ibadetin namaz olduğunu beyan eden bazı ayet-i kerimelere (İbrahim 14/31; Taha 20/14…) ve aynı minvaldeki hadis-i şeriflere yer vermiştik. Yukarıda aktardığımız rivayette ismi geçen zat ile Efendimiz (s.a) arasındaki diyalogda da kural değişmedi. Şu hadis-i şerifte de İslam’da namazın önemi ve belirleyiciliği vurgulanıyor:

 

Sa’d İbnu Ebî Vakkas (r.a) anlatıyor: “İki erkek kardeş vardı. Bunlardan biri öbür kardeşinden kırk gün kadar önce vefat etti. Rasûlullah’ın (s.a) yanında bunlardan birincinin faziletleri zikredildi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a): “-Diğeri Müslüman değil miydi?” diye sordu. “-Evet, Müslümandı ve fena da değildi!” dediler. Efendimiz (s.a) şöyle buyurdu: “Öldükten sonra, namazının ona ne kazandırdığını biliyor musunuz? Namazın misali, sizden birinin kapısının önünde akan ve her gün içine beş kere girip yıkandığı suyu bol ve tatlı bir nehir gibidir. Bu (nehrin) onun üzerinde kir bıraktığını göremezsiniz. Öyleyse, siz ona namazının neler ulaştırdığını bilemezsiniz.” (Muvatta, Kasru’s-Salât 91)

 

Aşağıdaki hadis-i şerifte “istikamet ve namaz-abdest” sıralamasını görüyoruz: “İstikamet üzere olun. Bunun sevabını siz sayamazsınız. Şunu bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır. Zâhirî ve bâtînî temizliği koruyarak abdestli olmaya ancak mümin riayet eder.” (Muvatta, Tahâret 36; İbnu Mâce, Tahâret 4)

 

Yeri gelmişken, abdestin günahlardan arındırıcı özelliğini vurgulayan hadisi de okuyalım: “Mümin veya Müslüman bir kul abdest aldı mı, yüzünü yıkayınca gözüyle bakarak işlediği bütün günahlar su ile veya suyun son damlasıyla yüzünden dökülür iner; ellerini yıkayınca elleriyle işlediği hatalar su ile birlikte veya suyun son damlasıyla ellerinden dökülür iner; ayaklarını yıkayınca da ayaklarıyla giderek işlediği bütün günahları su ile veya suyun son damlasıyla dökülür iner. Öyle ki abdest tamamlanınca günahlarından arınmış olarak tertemiz çıkar.” (Müslim, Tahâret 32; Muvatta, Tahâret 31; Tirmizî, Tahâret 2)

 

Namazın Allah’ın rızasına ve affına vesile olduğunu hatırlatan şu hadis-i şerifle yazımızı bitirelim: “Namazın ilk vaktinde Allah’ın rızası vardır. Son vaktinde de affı vardır.” (Tirmizî, Salât 127)

 

Rabbim, rızasına ve affına nail olacağımız namazlar kılmayı nasip eylesin. Âmin.

Google+ WhatsApp