Gönül Ehli

Gönül Ehli


Dünyayı güzelleştiren de çirkinleştiren de insan. İnsan kendi dünyasını karartıyor ya da aydınlatıyor.

 

Gönlü geniş insanlık kendi ruh dünyasında bir enginlik yaşar. Hayatı anlamlandırır. Olumsuzluk karşısında gönlünü ferah tutar. İyiye ve güzele ulaşmanın tek yolu kendisiyle barışık olması, hayatı güzelleştirecek bir hâlde bulunması.

 

Gönül ehli sadece kendinin değil etrafındakilerin de gönlünü feraha açar. Güzellikler insandan insana yansır, karşılık bulur.

 

Günümüzde en çok da gereksinim duyulan budur, gönül ehli olan insanların varlığı. Onlarla birlikte olma, onlarla halleşme.

 

İnsanın içini karartan, bunaltan ruhunu karartan bir dünya insana sıkıntı verir, dünyasını daraltır. İnsanın nefreti ve şiddeti gönülden uzak oluşu. İnsanı anlamayışı, kendi beninin döngüsünde kıvranması.

 

İnsanı güzelliğe çağırı, davet edici güzellikler dizgesi şiir gibi bir hayatın yaşanması güzel insanlarla olur. Gönül ehli insanlarla olur. Onların bakışları, duruşları derinden etkiler yanındakileri. Bu onlardan başkalarına da yansır.

 

Günümüz dünyasında, sinemasında, şiirinde, metinlerinde insanı karartan bir bakış egemen. İnsanı uçuruma sürükleyen de bu davranışlar.

 

Zıtları var bu dünyanın. Zıtlarda olumsuzluğu olanların yanında kalmak insanı olumsuzluklara iter. Güzellikler ise güzelliklere çağırır.

 

Hayat, yaşaması gereken bir bağıştır insana. Onu kıymetlendirmek kendine düşer. Güzel dostlara, gönül ehillerine, aşk ve can ehillerine o kadar da gereksinim var ki. Kadın-erkek fark etmiyor. Kadın ile erkek birbirini bütünleyendirler. Biri diğersiz olmaz.

 

İnsanı putlaştıran Batı ruhu, insanı Tanrı’dan uzaklaştırırken, katı ve acımasızlığa itti. Bununla yetinmedi şimdi insanı kadın ve erkek olarak birbirine düşmen ediyor. İnsanın uçurumunu büyütüyor. Sapkınlıklar ile birbirine olan ihtiyacını ortadan kaldırıyor.

 

İnsan bir değer olmaktan çıkınca, ayrışınca nefreti ve kini giderek artıyor. Bu insan doğasına ve ruhuna aykırı bir durum.

 

Gönül ehli aşk ehlidir. Bağlılık ve tutku ehlidir. Birbirine can olma hâlidir. Sevginin artması dünyalarını güzelleştirir. Birbirine imrenilir. Birbirine ayna olunur.

 

Birbirine bağlı toplumlar güçlüdürler. Onlar ötenin arayıcısı olurlar.

 

Dünyanın güzelleşmesi de cehenneme dönüşmesi de insanın eliyle olur.

 

Her insan kendi medeniyetini temsil eder. Her insan medeniyetinin güzellikleriyle yücelir. İslâm’ın insanlığa bağışladığı da budur. Şeytanların tuzaklarına, iğvalarına kapılmadan güzellikleri arttırma çabasında olurlar. Güzellikleri temsil etmede sorumluluk sahibidirler. Şeytanların oyunlarını bozuculardır onlar.

 

İsteklerinin, arzularını, nefislerinin taşkınlıklarına kapılmayı engelleyen bir hayat anlayışına sahiptir gönül ehli. Hani Peygamberimizin etrafındakilere bir öğüdü var. “Sizi yüzünüze karşı öven biri olunca onun yüzüne bir avuç toprak savurun” eylemini önerir. Bu dünyada övünç ve övülme şeytani bir anlayış. Öyle ki kendi putunu sevenlerinin eliyle oluşturur onunla var olmaya bakar.

 

İnsana karşı heybetli olmak korku salıyorsa, onu insan gönlünden uzaklaştırır. İnsanın insana ulaşma yolu gönül kapısıdır. Gönül kapısın insanın en güzel giriş alanı.

 

Güzel bir şarkının dilden dile düşmesi gönle hitap ettiğindendir. Güzel söz ve davranış ise gönlün en güzellikleridir. Güzellikler gözün ve gönlün kapılarını sonuna kadar aralık tutar. Oradan olumsuzluklar girmez.

 

Güzel insanlar güzel ruhlu kimselerdirler. Allah’ın bağışladığı dış güzelliklere ruh ve gönül güzellikleri ulanınca o insandan iyisi ve güzeli olmaz. Güzellik ve iyilik yarış ile değil hâl ile olur.

Google+ WhatsApp