Gençlik ve gelecek

Gençlik ve gelecek


Zaman akışı hızlı ve değişken. Değişken olan zaman değil insan, insanı oluşturanlar. Düşüncelerin karmaşıklığı, çeşitlenişi. Egemen olan güç ve onun sözcüleri. Teknolojinin, bilişimin etkisi insanlık üzerinde belirgin. İnsanın kendini bulması kendi kültür ve düşünce dairesinin dışında bir yerde.

 

Bilişim araçları, reklâmlar, tüketimin hızı insanları etkiliyor. Büyük bir dalga var. İnsanın bunlar karşısında kendini koruması ve kendi olabilmesi oldukça zorlaşıyor. İnsanın beslenme kaynakları farklılaştı. Bir genç gözünü açar açmaz bir başka dünyada buluyor kendisini. Bu, bir anlamda büyüleyici, sınırsız ve aşırılıklarla yüklü.

 

Çocuklar ellerindeki nesnelerle artık kendi dillerinden çok yabancı bir dilin, özellikle İngilizcenin etkisinde ve kuşatması altındadırlar. Mantık işleyişi o ruh üzerine gelişiyor. Zihne odaklanan kavramlar sesler ve tınılar o ruhu emziriyor, besliyor ve doyuruyor. İlk emiş ve ilk besleniş. İlerleyen zaman içinde o ruhla birlikte oluyor.

 

Milletlerin, toplulukların, kültür ve düşüncelerin etkisi azalıyor. Daha çok bir salgın hâline dönenler etkiliyor. Dünyayı saran bir virüsün nasıl insanlığı alt üst ettiği ortada. Düşüncelerin de böyle bir etkisi var.

 

Günümüzde yaşananlar bu durumdan soyutlanamaz. Cinayetler, soygunlar, saldırılar, sapkınlıklar. Çünkü özenilen bir hayat anlayışı etkisini gösteriyor. İnsanların değer dünyaları farklılaştığından medeniyetin veya dinin etkisi giderek azalıyor. Çünkü insanın geleceği bakımından bazı şeylerin sınırlanması gerekiyor. İslâm inancında haram ve helâllerin sınırları var. Bunlar insanlığın geleceği için önemli.

 

Gençliğin en çok etkileneceği şey güvendir. İnanca dayalı güven. Bir bilinç oluşumu da bundan itibaren başlar. Bir millet ve bir gençlik kendi kültürünü, düşüncesini, tarihini yeterince bilmez ise dirilişini gerçekleştiremez. Kendi topraklarında ve topraklarının ruhundan sıcaklığından beslenirse kendine ait olur. Her milletin ait olduğu bir medeniyet kültür ve düşünce var. Bunun toplamı da dindir, dinde odaklanır.

 

İnsanın bir varlığı var. Dünyaya gelişi ve kendi oluşu. Batı toplumunun ruhu Hıristiyan kültürü ve düşüncesi odaklı. Dinden kopuş olsa da o ruhu taşıyor. Semboller, simgeleri etkindir. Kültürü, sanat ve düşüncesi onun içinde gelişir. Dini devre dışı bıraksa bile ondan kopamıyor. Zor zamanlarında gene de sığınakları kendi inanç dünyasıdır. Bundan vazgeçemiyorlar. Doğaldır. İnsanların metafizik sığınışları son çaredir.

 

Gençliğin durumu elbette insanı düşündürüyor ancak onları sorumlu tutmak, suçlamak işin kolayı. Gençlerin dünyalarını anlamak için onları dinlemek, onlarla birlikte ve arkadaş olmak. Belki zor bir durumdur bu ama sonuçta insan insanla birlikte olunca birbirini anlar ve tanır. Taleplerini, arzularını ve isteklerinin ne olduğunu anlar.

 

Dizginlenemeyen bir dünyada insanı uçuruma, sömürge ruhuna, etkinlik alanına karşı korumak yetişkinlerin sorumluluğunda. Değişen bir dil bir bakış var ise o dil ve bakışı anlamak gerekiyor. Onlarla birlikte yol almanın tek ölçütü de budur.

 

Her dönemin değişkenleri var ve doğaldır. İnsanlık elleriyle kendini oluşturuyor. Hem putlarını, hem alanlarını. Neyin hayrına olduğu veya olmadığı deneyimlerle ve zamanla anlaşılır. Yetişkinler belli deneyimlerden geçmişlerdir, hangi çukurlara düşmüşlerdir, hangilerinden sakınmışlardır onlar bilirler.

 

Bugünküler belki farklıdır ama gene de bir yolu bulunur bunun.

 

Sakınma ve korunma beslenmeyle olur. Bu, hem maddî hem de manevîdir. İnsanı bir aşka ve tutkuya büründürmek ve bunu bir sevdaya dönüştürmek de insanın elinde. Sevgi ile aşılamayacak hiçbir engel yoktur. İnsanlığın en çok istediği, dilediği, muhtaç olduğu sevgi bağlarıdır. Bundan sonrası kendiliğinden gelir. Sevgi üzerine inşa olunan bir hayat bir gelecek de olur. Sonsuzun güzelliklerine olan yolculuk ancak sevgiyle oluşturulabilir. Sevgisiz asla…

Google+ WhatsApp