Gelin yeniden iman edelim

Gelin yeniden iman edelim


Allah’ın dini; yeri, göğü, ölümü ve hayatı açıklar; yerle gök arasında, aklımızdan ve kalbimizden geçenleri bilir (Teğabun 4) bizim yaşadığımız din, gelin-kaynana, karı-koca kavgasını bile çözmüyor. İns’in Şeytanları, bizi Allah’la aldattılar. Dünya hayatı sakın bizi aldatmasın, o aldatma ustası Şeytan da Allah hakkında bizi kandırmasın. (Fâtır 5-8) Biz de din ve devlet büyüklerini İlah ve Rab edindik! (Tevbe 31) Sonuç ortada.. Ey iman

edenler, gelin yeniden iman edelim. (Nisa 136) Allah, “cahil”, “zalim”, “fasık”, “müfsid” ve “müstekbir”lere; haz ve refah peşinde koşan “mütrefin”lere ve onlarla birlik olup, onlara yardım edenlere, “haksızlıklar karşısında susanlar”a yardım etmez. Onun için gelin Allah’ın kınadığı işlerden nefsimizi arındıralım. (Al-i İmran 86 - Münafikun 6 - Vakıa 45)

 

3 aylardayız. Gelin aklımızı, nefsimizi, işimizi, ilişkilerimizi, çevremizi, vahyin süzgecinden geçirelim. Hesaba çekilmeden kendi nefsimizi hesaba çekelim.

 

Sakın aklınızı kiraya vermeyin. Din; Allah, Resul ve Kitaptan ibarettir. Mezhepler, tarikatlar, din ve devlet büyüklerinin sözleri, hepsi o işi yapan ya da söyleyenin kendi yorumundan ibarettir. Onların anlattıklarına göre dini anlamaya çalışmayın, dinin sahih temel kaynakları ile onları değerlendirin, onların sözleri bu temel esasa aykırı ise, o sözü, o işi reddedin;  o işi yapan ve savunandan da uzak durun, o kim olursa olsun!

 

İman olmadan ne ibadet olur, ne muamelat. Akaid’den başlayacağız. Allah’a ve ahiret gününe iman etmeden, yaratılış gayesini bilmeden din sadece bir ritüel ve seremoniden ibarettir.

 

Dini doğru anlamak için saf bir akıl ve kalbe ihtiyaç var. Yani ihlas ve ahlaka.. Resulullah, “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diyor. Bakın saf yürekle Allah’a yönelecekseniz, tevbeye hazır olun. Sakın kimseyle dinde tartışmaya girmeyin. İstişare ve şûra ederek ilerleyin. Kendi heva ve heveslerinizden arının. Akaid ile birlikte “Usul-ed din” okumasına başlamamız gerek. Usul-ü Tefsir, Usul-ü Hadis, Usul-ü Fıkıh okumamız gerek. Usul-ü Tefsir okumadan Tefsir ve Meal okumaya geçmeyin. Mekki-Medeni ayetler neler?. Muhkem-Müteşabih ayetler ne anlama gelmektedir?.. Ayetlerin Nuzul sebebi nedir?

 

Elinizin altında Usul-ü Hadis, Usulü Fıkıh kitabı yanında, en azından bir Riyazüssalihin Hadis kitabı da olsun. Bir “İslam Tarihi”, “Siyer” ve bir “Peygamberler Tarihi” de olsun. Bir de “Mezahib-ü Erbaa” benzeri, ya da birkaç “fıkıh kitabı”, ya da en azından kapsamlı bir “ilmihal kitabı” bulunsun. Bu konuyla yakından ilgilenenler bir de “Mezhepler tarihi”, “Tasavvuf tarihi” okurlarsa iyi ederler. Yoksa sakın, bilmediğiniz şeyin peşine düşmeyin, Atalarınızın dini (Bakara 170) diye geleneği din edinmeyin. Ve tabii bir de “Kelam kitabı”. Ve tabii bir “Kur’an tarihi”, “Mekke tarihi, Kâbe tarihi” gibi vahyin nazil olma sürecinde yaşananları ve o coğrafyayı bilmek gerekiyor, Kur’an’ı doğru anlamak için. Bakın

İmam-Hatip mezunu da olsanız, eğer özel bir ilgi ile bu kitapları okumamışsanız, okumuş sayılmazsınız.

 

Size şu yayınevinin şu kitabını okuyun demeyeceğim. Mümkünse birkaç arkadaşınızla birlikte, farklı kitaplardan okuyarak, haftada bir evde ya da camide bir araya gelip, okuduklarınızı, düşündüklerinizi müzakere edin. Bu işin sonunda “Yaşayan Kur’an” olmanız söz konusu. Mutlaka not alın ve gerekirse güvendiğiniz ilim adamları ile istişare edin!. Eğer daha önce bir siyer ve meal okumamışsanız, elinizin altında bir de İslami kavramlar ve kurumlar sözlüğü olsun. Şöyle düşünelim, çocuklarınızın üniversiteye girmek, ya da bir işe girmek, sınıf geçmek için çalıştığı kadar siz cennete girmek için çalışıyor musunuz? Yoksa cennete girmenin bu işlerden daha kolay olduğunu mu zannediyorsunuz!.

 

Önce tabii vahyin orijinalini, yanında onun mealini okuyun. Bu kitabın içinde ne olduğunu anlamak için eğer o konuda daha fazla bilgiye ihtiyacınız varsa, o zaman tefsir kitaplarına bakmanız gerekecek. Kulaktan dolma bilgilerle, televizyondan ya da dizi filmlerden din öğrenilmez. Yarım hoca insanı dinden eder.

 

Kur’an-ı Kerim’i ve manasını okurken, hemen arkasından ya da eşzamanlı usulü hadis ve bir hadis kitabı okumamız gerek. Uydurma hadisi ve sahih hadisi bu şekilde ayırt edebileceğiz. Kur’an-ı Kerim’i Peygamberimizin anladığı gibi anlayacak, yaşadığı gibi yaşayacağız. Kelamla birlikte fıkıh kitabını usulü ile birlikte okuyacağız. Mezhepler nasıl doğdu, tarikatlar nasıl ortaya çıktı! İslam’ın farklı yorumlanması ve bunun kimler tarafından nasıl yapılacağı ve sınırlarının ne olacağı bu kitaplardan öğrenilecek.

 

Sizi kendi cemaat ve tarikatına çağıranlara deyin ki, “biz, alemlere rahmet olsun diye gönderilen (Enbiya 107) Muhammed ümmetinden, İslam cemaatinden Müslümanlarız. Bütün Müslümanlar bizim kardeşimiz (Hucurat 10). İşlerimiz istişare ve şûra iledir (Şûra 38). Sözü dinler doğrusuna tabi olur, yanlışına karşı çıkarız(Zümer 18). İşi ehline veririz. (Nisa 58). Hakkı ikame için “Adil Şahidler” olmaya söz verdik (Maide 8). Ölçüyü tartıyı doğru tutanlardanız (Hud 84-86), söz verdiğimizde sözümüzde dururuz (İsra 34). Ne zulmeder ne de zulme boyun eğeriz (Bakara 279). Ve biz biliriz ki, iman ettik demekle yakamız bırakılıvermeyecek (Ankebut 2-3). Biz Allah’tan geldik, O’na döndürüleceğiz (Bakara 156). Bu dünyada görevimiz O’nun rızasının tecellisinin vesilesi olmaktır (Tevbe 14).” Onlardan uzak durun ve insanları Allah’a, resulüne ve kitaba çağıranlarla beraber olun.

 

‘Biz Müslümanlardanız’ diyenden daha güzel sözlü kim olabilir ki! (Fussilet 33). Biz haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana zalime karşı olacağız. Bir kavme olan düşmanlığımız bile bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmeyecek (Maide 8). Ve bütün insanlığın hatta yaratılmış olan her şeyin hayrına olmayan bir çözüm önerisi, bizim önerimiz olmayacak. Ne doğduğumuz ana babayı biz seçtik, ne doğduğumuz zamanı ve mekanı biz seçtik. Cinsiyetimizi ve derimizin rengini de biz seçmedik. Elbette bunlardan dolayı üstün ya da geri olacak değiliz. Biz “Müslümancı” da değiliz, “insancı” da. Biz Hakk’a tapan bir “millet”in Millet-i İbrahimin devamıyız elhamdülillah! (Hac 78)

 

Hadi okumaya başlayalım. (Alak 1) Allah rızası için birbirimize dua edelim (Mü’min 60). Dualarımız olmasaydı ne işe yarardık ki (Furkan 77), Resulullahın buyurduğu gibi saflarımızı sık ve doğru tutalım, “Allah’ın ipi”ne sımsıkı tutunalım (Al-i İmran 103), İyilik ve takvâ hususunda yardımlaşalım (Maide 2). Birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye edelim (Asr 3). Selâm ve dua ile. Son bir söz: “İnmemiştir, hele Kur’an, şunu hakkıyla bilin / Ne mezar başında okunmak, ne de fal bakmak için”. Kur’an-ı Kerim, Yaratanın yaratılana vahyettiği, yaratılış gayesini açıklayan ve O’nun rızasına ulaşmanın yollarını gösteren yaşama biçimidir. Ona tutunalım. 

Google+ WhatsApp