Gelin Kazakistan’a yardım edelim!

Gelin Kazakistan’a yardım edelim!


Aşağıda mealini aktaracağım hadis, farklı kaynaklarda biraz farklı şekillerde ama aşağı yukarı aynı mesajı taşır nitelikte rivayet edilmiştir. 

 

Bunlardan Buhari’nin naklettiği rivayette şöyle deniyor: Resulullah şöyle buyurdu: “Kardeşin zalim de olsa mazlum da olsa ona yardım et!” Dediler ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Hadi şu mazlum olduğu için yardım edelim. Peki zalime nasıl yardım edelim?” Resulullah (s.a.s.) şöyle dedi: “Onun ellerini tutarsın (zulmünü engellersin).”

 

Hadisin, Tirmizi tarafından nakledilen rivayetinde ise son kısımdaki ifade şu şekildedir: “Onu zulümden alıkoyarsın. Bu, onun için yardımdır.” 

 

Bu hadisin Türkçe tercümelerinde genellikle “din kardeşin” ifadesi kullanılıyor. Ancak kaynaklarda, “Unsur ekhake!” şeklinde sadece “kardeşin” kelimesi geçmektedir. Kur’an-ı Kerim’de “mü’minler kardeştir” dendiği için bununla bağlantılı olarak böyle bir irtibat kuruluyor olabilir. Zaten hadisin şerhlerinde de bu açıklamaya yer veriliyor. Ama hadisin metninde salt kardeşin kelimesi kullanıldığı için buna soy kardeşlerimizi de dâhil edebiliriz. 

 

Evet, Kazakistan kardeş ülke. Öyleyse yardım etmek gerekiyor. Ama yardım kardeşin tavrına göre olmalı. Mazlum olduğunda onu kurtarmak, zalim olduğunda zulmüne engel olmak şeklinde. “Kardeşim ne yaparsa yapsın, ben onu desteklerim; yardımcı olurum” diyerek ona zulümde güç ve cesaret kattığın zaman sen de onun zulmüne ortak olursun. 

 

Kazakistan’daki son olaylarla ilgili muhtelif teoriler piyasada dolaşıyor. Şimdilik bunların çok fazla derin tartışmasına girmeye gerek görmüyorum. Ama bir yanda Kazakistan’ı Rusya karıştırdı yorumları yapılırken diğer yanda ülke yönetimi olayları yatıştırmak için Rusya’dan askeri destek istiyor. 

 

Rusya önce karıştırdı, sonra Kazakistan’ı kendine mahkum etti ve asker göndererek siyasi mekanizmayı kontrol için olayları kullandı deniyor. Olmaz demiyoruz. Olabilir ve hatta güçlü ihtimal olduğu da söylenebilir. Rusya’nın bölgede kontrolü sağlamak ve siyasi otoritesini güçlendirmek için bazı oyunlar çevirdiği bilinen bir gerçek. Bu durum karşısında Kazakistan’ın da Rusya’nın niyetlerine ve planlarına ihtiyatlı yaklaşması gerekmez miydi? Rusya’yı askeri müdahaleye çağırmak suretiyle bir bakıma kendi iradesini onun eline rehin vermiş oldu. 

 

Bu konuda daha çok şey söylenebilir ama hadisenin Rusya boyutunu bir kenara koyup yine Kazakistan’a dönersek bu ülkenin huzur ve güven içinde olmasını elbette hepimiz isteriz. Ama bunun sağlanması için adalet ve hukukun devre dışı bırakılmaması gerektiğini unutmamalıyız. 

 

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: 

 

“Ey iman edenler! Kendi nefisleriniz, anne babalarınız ve yakınlarınız aleyhine de olsa Allah için şahitlikte bulunarak adaleti gereği gibi uygulayan kimseler olun. (Muhatabınız) zengin de olsa fakir de olsa, (bilin ki) Allah onlara daha yakındır. Şu halde adaleti yerine getirme konusunda kendi tutkularınıza uymayın. Eğer dilinizi büker veya yüz çevirirseniz muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa, 4/135)

 

Zulüm her yerde zulümdür. Kim tarafından ve ne adına icra edilirse edilsin reddedilmesi gerekir. Birilerinin komplo planları kurmuş olması başkalarını zulümlerinde haklı kılmaz. Kardeşine yardım etmek de onun zulmünü onaylamayı gerektirmez. Yerine göre zulmünü engellemek suretiyle de kardeşine yardım edebilirsin. Bunun yolunu Resulullah (s.a.s.) göstermiş. Bizim de onun gösterdiği yoldan gitmemiz en uygun olandır. 

 

Elbette Kazakistan’da da, güven, huzur ve istikrar sağlanabilmesi, yaşanan sorunun son bulması ve çözüm bulunması için çaba harcanmalıdır. Ama çözüm ararken, olayın toplumsal ve siyasi boyutunu görmezden gelip sadece henüz gerçekliği şüpheli komplo teorilerine dayanarak işin içinden çıkmaya çalışmak kolaycılıktır. Kazakistan halkı diktatörlüğü yeterince tecrübe etti. Demek ki artık istemiyor. Öyleyse sadece bir tarafın vermesini beklememek, diğer tarafın da meydanlara çıkan kalabalığın taleplerine kulak asması için bir şeyler yapmak gerekir.

Google+ WhatsApp