Geleceğe yöneliş

Geleceğe yöneliş


Dün dündü, geçti gitti. Geri gelmeyecek bir geçmiş zaman. Dün yaşananlar, eksiği artısıyla insanın yaşanmışlıkları ve deneyimleri. Dünün hesabı gün bitince yapılır, bir değerlendirilmesinde ya bilinilir ya da bulunulmaz. İnsan zamanı tartıya vurmadığından geçen zamanın hesabını yapmak yerine geçip gider. Aslında tartı yapılacak olsa geçmişe takılıp kalma anlamına gelir. O zaman yanlışlara ve eksiklere kapılmamaya bakılır. Asıl olması ve yapılması gerekenlere bakılır.

 

Geri dönülmeyecek olana takılıp kalma zaman kaybıdır.

 

Bir millettin geçmişe takılıp oyalanması da benzer bir durum. Gelecek duygu ve tasarımı, geçmiş ile övünmek bir oyalanmadır. Geçmişin deneyimlerinden yararlanma ve beslenme, oradan yola çıkılarak geleceğe yönelmek daha yol açıcı olur.

 

İnsanlar ideolojilere, ırkî tutkulara takılıp kaldıklarında geçmişin övüncü bir takıntı hâline dönüşür. Geçmişin başarısı geçmişe ait. Onlar yapacaklarını yapıp gitmişler geriye eserlerini bırakmışlardır. Eserin yaşatılması, ayakta tutulması gelecek için önemli. Ancak zamanla değişen yöntemler, alışkanlıklar, tarzlar yeni bakışlar gerektirir.

 

Bir medeniyet kendi ruhunu kökleştirir. Onun üzerine inşa olunan ve oluşturulan her yenileniş medeniyete katkı sağlar ve büyütür. Büyük medeniyetlerin temel oluşu buna bağlı.

 

Medeniyetlerin karşılaştırmalarında bir rekabet duygusu her zaman vardır. Her millet kendini güçlü kılmak için gelişim ve oluşumuna bakar.

 

İslâm medeniyeti peygamberler medeniyetidir. Her peygamber zamanın sesidir, ruhudur ve kalbidir. Dünyanın merkezini o an onlar oluşturuyorsa da karşıt düşünceler ve sapmaların olması insan doğasında ne yazık ki var olan bir durum. İnsanı sapmalara götüren sürüklenilen şeyler her zaman için var ve olmaya da devam edecek.

 

İnsan bilinci ve iradesi kapılmalara engel olur. Bu da ancak kuvvetli bir bilinç ile olabilir.

 

İnsan yaşayan ve yaşayacak olan bir varlık. Bilinçli yaşama insana göre. Akıl ve irade birlikteliği insanı yönlendirir. Şeytana yönelim ise şehevi duyguların ağır basmasıdır. Şehevî duygu salt cinsellik ile ilgili değil. Aşırılıkların tamamı bu kapsamdadır. Kazanma hırs ve tamahı, mülk edinme hırsı, aşırı konuşma ve gevezelik, aşırı tutkular bu kapsamdadır. İnsanın kendini yönetememe ve kapılmalar. İradesini elden kaçırma ve sürükleniş.

 

Bir insan için eski deyime göre vasat olan, uçların orta yeri gibi tanımlanabilir. Gene eski deyimle “ifrat” ile “tefrit” uçlardır. Bunlar insanların uçurumlarına dönüşebilir. Hırs ve tamahın sürüklediği, ya da sürüklendiği durumlar.

 

İçinde bulunulan anı değerlendirme, onu kıymetlendirme, hayatta boşluk bırakmama eylem hâli insanın asıl görevi ve sorumluluğu.

 

İnsan içinde bulunduğu anı, günlük yaşama, koşturma ve telâşı geleceğe dönüktür. İnsan rızık için çalışırken geleceğini hazırlar bir bakıma. Sadece kendisinin değil sorumluğu olduğu aile bireylerini de ilgilendirir.

 

Bir de sadece aile için değil bağlı bulunduğu düşünce, medeniyet ve kültür için de sorumluluğu bulunur. Bilinç ve bilgi dünyası bunu gerektirir. Bir insan kendisini toplumundan soyutlayamaz. Hayvanların sorumluluk bilinci yok. Güdüleriyle yaşarlar ve günlük olarak karınlarını doyururlar. Onlarda yarın duygusu yoktur. İçinde bulunulan anı yaşamadır. O da güdüleriyle olur.

 

Geleceğe eser bırakma insanı kalıcı kılar. Hayırlı eser. Zararları olanlar insanın yıkımına, aksamalarına ve geri kalmalarına neden olur.

 

Peygamberler medeniyeti gerçek ve hakiki olanıdır. Allah’ın insana bağışladığı yol ve yöntemdir. Bunun üzerinde olmak insanı geleceğe taşır. Sapmalar ise yoldan çıkmadır, bir başka yola koyulmadır. Bunlar ise insanın sürekli yaşadığı bunalımlara neden olur. Peygamberler medeniyetindeki yolculuk sahih ve kalıcıdır. İnsanlığın kurtuluşudur.

Google+ WhatsApp