“Geççek”e çok güvenmeyin, “çişim geldi” ile ABD’ye uçabilir!

“Geççek”e çok güvenmeyin, “çişim geldi” ile ABD’ye uçabilir!


“Geççek baba, geççek..”

 

Babamız bize derdi..

 

Sonra çocuklarımıza demeye başladık.. 

 

Öyle büyüdük..

 

Çocuklarımızı öyle büyütüyoruz.

 

Çocuğumuz hastalandığında, “Geçecek kızım geçecek”, “Geçecek oğlum geçecek” dedik.

 

 

Hatta devir değişti, annemiz babamız yaşlandı..

 

Yaşlanmış annemiz, babamızın bir yeri ağrıdığında “geçecek baba, geçecek anne” dedik..

 

Çocuklarımızı, annemizi-babamızı aldatmak için değil..

 

Menfaat temin etmek için hiç değil..

 

Umut vermek için dedik. 

 

Moral olması için dedik.

 

Hem kendimize hem de hastamıza, dertlimize umut aşılamak için dedik..

 

Bir yandan “geçecek” dedik.

 

Bir yandan “Bu da geçer ya hu” felsefesi ile..

 

“Hayatın hepsi geçecek, bir gün misafirliğimiz bitecek” dedik..

 

Şimdi “Çişim geldi” ile meşhur bir sözde sanatçı, 6 bin metrekarelik caddeye sınır arsasına imar izni koparabilmek için..

 

“Geççek, geççek” sözlü şarkı hazırlamış..

 

“Sanatçı muhalif olur. Yoksa kimse, bizim dindar siyasetçilerle bir kavgamız olduğunu sanmasın. Dindar yöneticilere bizim bir düşmanlığımız yok. İktidarda sol parti de olsa, biz ona da muhalefet ederiz” diyerek bizi aldatmaya kalkanlar..

 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde, oy yolsuzlukları gündeme getirilip, “Ekrem İmamoğlu kazandı mı, kazanamadı mı” tartışması yaşandığında, “Sabaha kadar bekledim” paylaşımları ile, ne kadar politize olduklarını ispatlamışlardı.

 

Çok geçmedi, “her şey çok güzel olacak” tivitleri ile, tam da dindar insanlara karşıt oldukları için, iktidardaki muhafazakar yöneticilere muhalefet ettiklerini, iktidarda solcular olursa, nasıl “yalakalık” yapacaklarını ispatladılar.

 

Şimdi “geççek geççek” ile yalakalıkta sınır tanımadıklarını ispatladılar.

 

AK Parti iktidarı geçecek imiş..

 

Öyle avutuyorlar, kendilerini..

 

Çocuklarımıza ümit aşılamak istediğimizdeki gibi değil..

 

Götürecekleri avantaları düşleyerek, AK Parti iktidarının “geçeceği”ni söylüyorlar.. 

 

Sadece “Geççek geççek” değil, şarkının sözleri..

 

Militanlık, sanat eseri adı ile tanıtılan şarkı sözlerinde öyle zirve yapmış ki..

 

Siyasetin en koyusu, şarkı sözlerinde tavan bulmuş.. 

 

“Geldiği gibi gitçek, her şeyin sonu var,” demiş, bir tarihte kendisine yöneltilen soruya,  “çişim var” cevabı vermesi ile meşhur olan “yalaka”..

 

“Her şeyin sonu var, demiş ama..

 

Düşünememiş..

 

Her şeyin bir sonu var ise, bu ‘son’a daha yakın olan, bir asra yakın süredir bu milletin tepesinden inmeyen CHP değil mi?

 

CHP, gitmeye daha layık bir ceberut parti değil mi?..

 

Hemen her evin kızına, oğluna zulmeden parti hangisidir diye sorsanız..

 

CHP cevabını alacağınızdan kimin şüphesi olabilir?

 

Başörtü deyip, üniversiteli kızlara bile..

 

Memurlara bile..

 

Katsayı deyip.. 

 

Liseli öğrencilere bile..

 

Kendisi iktidarda olmadığı dönemlerde bile, bu halka zulmeden, zulmettiren CHP, gitmeye daha yakın parti değil midir?

 

Milyon dolarlık lüks evlerinde, tuvaletinde bile klima olan şatafatlı hayatlarında, 5 bin TL’lik elektrik faturasından şikayetçi olan ahlaksızlar, “210 kw’lık düşük fiyatlı elektrik kimin yarasına merhem olabilir ki? Halkın tamamı zaten 210 kw’dan fazla elektrik harcıyor” diyen ahlaksızlar.

 

Enerji Bakanı Fatih Dönmez, “Halkımızın % 64’ü, 210 kw altında elektrik harcıyor ve yüksek zamdan etkilenmiyor” açıklamasını yapınca, ortalıktan toz olmuyorlar mı?

 

Kendi lüks hayatlarını gizleyip, dar gelirli insanların mütevazı hayatını gündeme getiriyormuş gibi algı üretenler..

 

Gerçekte tam da bu ülkenin sabit gelirlilerinin canına okumak için..

 

“Çalışana musakka, yöneticiye antrikot olmaz” diyerek koltuğa oturanlar..

 

Tam da Boğaz’a nazır lüks balıkçılardan çıkmamak için algı üretenler..

 

Şimdi, İstanbul’da her şeyi berbat etmeleri yetmedi, hükümeti de ele geçirmek için kirli ittifaklarını genişletmiyorlar mı?.. 

 

Daha 20 yıllık süreçte, iki partisini devlet düşmanlığı suçlaması ile kapattıkları Milli Görüş’ü, şimdi bir başka Milli Görüşçü Cumhurbaşkanını seçtirmemek için kutsamıyorlar mı?

 

Tam bu noktada, şimdi bana çıksın, sanat adı altında maval okuyanlar..

 

“Biz sanatçıyız. Biz muhalifiz” desinler..

 

“Sanatçı olduğumuz için itiraz ediyoruz. tavrımız siyasi bir tavır değil” diyenler..

 

Çıkıp söylesinler:

 

Muhalif iseniz, Ekrem İmamoğlu’na niye muhaliflik yapmıyorsunuz?

 

CHP’li isim koltukta oturuyorsa, ona yalakalık..

 

Yönetici dindar ise ona muhaliflik.

 

Ve sonra bu ahlaksızlığı, ideolojik farklılık sebebine değil, “sanatçı olma” sebebine bağlamak. 

 

Hem sahtekarlık..

 

Hem siyasetin zirvede militanlığı.. .

 

Ve şarkının diğer sözleri:

 

“Oh oh! Şıngırdatıp oynuycaz o zaman”

 

Soruyorum, şimdi oynamıyor musunuz zaten?

 

Bir gün o mankenle, bir gün şu oyuncu ile, hayatınızı (sözümona) yaşamlamıyor musunuz zaten?

 

İBB’den üçyüz-beşyüz bin alıp, konserlerle, lüksünüzü devam ettirmiyor musunuz?

 

Ve şarkının son sözleri:

 

“Düş babam artık! Düş yakamızdan”

 

Ve benim Tarkan’a.. 

 

Tarkan üzerinden ona şirinlik yapan tüm “dindar cumhurbaşkanı istemiyoruz” söylemcilerine..

 

Hatta dindar cumhurbaşkanı seçtirmemek için, solcu partinin koltuk değneği olmaya gönüllü dindarlara hatırlatmam şu..

 

Aldanmayın Tarkan’a.. 

 

Şunun şurasında, seçime 1.5 yıl kaldı..

 

Sandık sonuçları açıklandığında, Tarkan  şimdiden hazırlamaya başladığı ABD’deki şatosuna gitmek üzere.. 

 

“Adam kazandı!” cevabını bile ararsınız.

 

“Çişim geldi” diyebilir size!

 

Bu cevabı alınca, kala kalırsınız öylece..

Google+ WhatsApp