Faizcilikte ısrar etmek Yahudileşme alâmetidir

Faizcilikte ısrar etmek Yahudileşme alâmetidir


Allah’ın kıyamete kadar baki olan yasaklardan birisi de, faizdir. Faiz, bütün zamanlarda ve zeminlerde bir helak sebebidir. (Buhârî, Vasâyâ 23; Müslim, Îmân 145. Ebû Dâvûd, Vasâyâ 10) Faiz, kelime olarak, “çoğalıp akmak, dolup taşmak” mânasına gelen feyz kökünden, “çoğalıp akan, dolup taşan” anlamında bir sıfattır. Kelime, Türkçemizde, “Borç karşılığında belli zaman sonunda alınan belirli bir meblağ veya borcun belirli sürede getirdiği kazanç” mânasında isim olarak kullanılmaktadır. Türkçede bu mânada kullanılan faiz kelimesinin son harfi ‘dad`dır. Arapçada bir de son harfi ‘ze’ olan faiz kelimesi vardır. Bu kelime ise, “elde etmek, kurtulmak, dileğine ermek, başarmak” manasına gelen feyz kökünden gelen bir sıfattır. “Kurtulan, istediğini elde eden, başaran” manasına gelmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Borç verilen şeyi belli bir ilâve ile geri alma” manasına olan ve feyz kökünden türeyen fâiz Faidün فَائض kelimesi yoktur. Bu kelimenin yerine, Kur’an’da ribâ kelimesi kullanılmıştır. Fevz kökünden gelen fâiz فائز kelimesi ise Kur’an’da zikredilmektedir. Bu iki faiz kelimesinin zaman zaman birbirine karıştırıldığı görülmektedir. Nitekim İzmir`de yapılan Türkiye 2. İktisat Kongresinde Türkiye Ziraat Odaları Birliği adına sunulan bir tebliğde, böyle büyük bir yanlışlığa düşülmüş; faiz kelimesine Kur’an’da övgüyle yer verildiğinden bahisle, faizin İslâm’da haram olmadığı, haram kılınan hususun tefecilik olduğu ileri sürülmüştür. Bu iddianın yanlışlığı apaçık ortadadır. Dilimizde kullandığımız faiz kelimesiyle Kur’an’da zikredilen faiz kelimesinin - yukarıda izah ettiğimiz vechile - hiçbir alâkası yoktur. Bu bakımdan, faizin meşrû olduğu iddiasının yanlışlığı açıktır. Türkçede kullandığımız mânadaki faiz kelimesinin karşılığı, ribâ kelimesidir. Ribâ, lügatte, “çoğalma, artma ve büyüme” mânalarına gelmektedir. Kur’an-ı Kerîm’in indiği devrede bu kelime, “Borçludan, borç süresi (vâde) mukabili alınan fazlalık” için kullanılıyordu. Bu manası ile riba mefhumu Türkçede kullandığımız faiz kelimesinin tam karşılığı olmaktadır.

 

Kur’ân bir başka âyette açıklayarak Yahudilere daha önceden kendilerine helal olan bazı yiyeceklerin haram kılınması cezasına neden olan azgınlıkları şöyle beyan etmiştir: “Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu hâlde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık.” (Nisâ Sûresi/160, 161) Evet bu âyet-i kerimelerde Yahudilere daha önceden helal kılınan bir kısım şeylerin bir ceza olarak haram kılınma gerekçelerinden biri de onların faiz almalarıdır. Burada En’âm Sûresi 146. âyet ve Nisâ Sûresi 160 ve 161. âyetler birlikte ele alınıp üzerine düşünüldüğü zaman görülecektir ki; “faiz alma” günahı zulüm, Allah yolundan alıkoyma ve insanların mallarını haksız yere yeme günahları ile bir arada zikredilmiş ve ayrıca bu büyük günahlar Yahudilerin daha önceden kendilerine helal olan bir kısım şeylerin bir ceza olarak haram kılınmasının sebebi olan ‘azgınlıklar’ olarak beyan edilmiştir. Ayrıca faizin Kur’ân’ın indirilmesinin çok öncesinde, önceki kavimlere de yasaklanmış evrensel bir haram olduğu da yine bu âyetlerden anlaşılmaktadır.

 

Faiz kelimesi Arapçadır. Araplar ‘faiz’ kelimesi yerine ‘riba’ kelimesini kullanırlar. Etimolojide riba, ‘artmak, ziyadeleşmek, fazlalaşmak’ manasına mastardır. Faiz adıyla “artık değer”in ismi olmuştur. İslam fıkhında, karşılıklı faydaya yönelik bir sözleşmede karşılıksız kalan herhangi bir fazlalık demektir. Faiz; semen kabul edilen değerlerin mübadele aracı olarak kullanılması ile birlikte ortaya çıkmıştır. Yazılı metinler arasında yer alan Tevrat’ta faize ilişkin hükümler bulunur. Yahudiler arasında yasaklanmasına rağmen Yahudi olmayanlara faiz karşılığı borç verilebileceği şeklinde hükümler yer alır. Aynı şekilde Tevrat’ta da faiz yasağına yer verilir. Ancak bu yasak Museviler arasında olup dışa karşı serbesttir. “Eğer kavminden birine ödünç verirsen ona faiz koymayacaksın. Komşundan bir şey alırsan onu güneş batmadan geri vereceksin” (Tevrat, Çıkış Bab: 22/25-26). “Para faizi olsun zahire faizi olsun veya ödünç verilen şey olsun kardeşinden faiz almayacaksın. Yabancıya faizle ödünç vereceksin” (Tevrat, Tesniye, Bab: 23/19). Görüldüğü gibi, faizcilikte ısrar etmek; İslâm ümmetini tehdit eden Yahudileşme alametlerinin başında geliyor. Toplumda işsizliği artırmak, sun’î fiyat artışına yol açmak, diğergamlık, yardımlaşma, dayanışma, muhabbet, merhamet ve şefkat gibi ahlâkî duyguları zaafa uğratmak, bencilliği ve menfaatperestliği körükleyip para ve nüfuz kazanma hırsını kamçılamak gibi zararları bünyesinde barındıran faiz, bir Yahudileşme caddesidir. 

Google+ WhatsApp