Fahriye’nin Hikâyesi

Fahriye’nin Hikâyesi


Fahriye kekik kokularının toprakla buluştuğu küçük bir köyde doğmuş ve üniversite tahsili için ilk defa köyünden çıkıp şehre gelmiştir. Dev alışveriş merkezlerinin ve caddelere doğru akan kalabalıkların arasında kendini son derece zayıf hisseden genç kız “özgürlük denen şey bu olsa gerek” diye düşünüp ortama uyum sağlamaya çalışmıştır. Ada çayı kokan toprakların, temiz havanın, yeşilin ve sessizliğin hâkim olduğu köy hayatına karşın burada yoğun bir gürültü ve belirsizlik vardır gerçi. Ama genç kız bu belirsizliğin içinde büyük başarıların, şaşaalı hayatların saklı olduğuna inanmış ve tozpembe hayaller kurmaya başlamıştır.

 

Fahriye ekranlarda izlediği şehir hayatını belleğine kodlarken, paranın, konforlu hayatların ve sınırları belli olmayan bir özgürlüğün hayallerini kurmuş ve şehrin kendisini hayalleri ile buluşturacağına inanmıştır. Fahriye şehri olduğu gibi değil görmek istediği gibi hayal etmektedir. Zira kimse ona şehrin karanlığa açılan sokaklarından, gayrimeşru hayatlarından, yoksulluğundan, yoksunluğundan, çilesinden, yalnızlığından, neşesini kaybetmiş çehrelerinden bahsetmemiş ve kol gezen tehlike hep gizli kalmıştır. O yüzden genç kız şehri ulaşılmaz hayallerin merkezi olarak görmüş ve burada kendisine hayat aramaya karar vermiştir.

 

Ekonomik imkânlar açısından büyük avantajlara sahip olan kent hayatı, erişkin bedenine sığınmış ergenlerin, suç odaklı kişilerin, sapık ve katillerin kendilerini rahatça kamufle edebilecekleri mekânlardır ve bu kişiler maskelerin ardına gizlenerek kurbanlarını rahatlıkla yanıltabilirler. Fahriye hayallerinde büyüttüğü şehirde bu tür tehlikelerin kol gezdiğine hiç ihtimal vermemiş ve burada bütün hayallerine ulaşabileceğine inanmıştır.

 

Fahriye bir aydır akşamları bir kafede çalışmakta ve hayalindeki kıyafetleri alabilmek için ay sonunu sabırsızlıkla beklemektedir. Köyde iki ineği ile evinin geçimini sürdürmeye çalışan babaya yük olmamak için okul bitinceye kadar çalışmaya ve ayaklarının üzerinde durmaya karar vermiş ve kendini hiç olmadığı kadar güçlü hissetmiştir.

 

Bir akşam vakti yorgun vaziyette kafeye geldiğinde, bir adamın kendisine doğru yaklaştığını fark etmiş ve başını kaldırıp baktığında orta yaşlarda bir kişinin kendisine dönüp naif bir ses tonu ile “sanırım biraz yorgunsunuz, yardımcı olabilirim” dediğini işitmiş ve bundan hoşnut olmuştur… Gurbet, yalnızlık ve yorgunluğun verdiği ruh haliyle zayıf düşen genç kız adamın bu yaklaşımından etkilenip, başını kaldırmış ve tebessüm etmiştir. Bunca stres, belirsizlik ve yoğunlukla başa çıkmaya çalışırken teskin edici bir ses ve sıcak bir yaklaşımla karşılaşmak onu çok mutlu etmiş ve adamın tanışma talebine olumlu cevap vermiştir. Ruhsatsız silah bulundurma, yaralama, hırsızlık, taciz gibi suçlardan sabıkası bulunan kişi ağına taktığı genç kızın çaresizliğini fark edip, onu dinlemiş, teselli etmiş hatta yemek ikramında bulunmuş ve kısa sürede güvenini kazanmıştır.

 

Fahriye akan insan selinin içinde kaybolmuşluk hissi yaşarken bir elin kendisine doğru uzanıp yükünü hafiflettiğini düşünmüş ve tehlikeyi dikkate almadan adamla olan yakınlığını sürdürmüştür. Adam bugüne kadar hiç duymadığı iltifatlar yaparak ona kendisini özel hissettirmiştir. Fahriye derslere katılmayıp, vaktinin çoğunu yeni tanıştığı bu kişi ile geçirmeye başlamıştır. Adam bir gün kendisine, “Doğup büyüdüğün şehirde deniz yok, seni denize götürmek ve mavinin bütün tonları ile tanıştırmak isterim” demiş ve onu ikna etmiştir. Fahriye suç dosyası oldukça kabarık olan bu kişiye güvenmiş ve kendisini hangi tehlikelerin beklediğini bilmeden yola devam etmiştir.

 

Deniz Fahriye’nin hayalini kurduğu bir güçtür ve burada kendini hiç olmadığı kadar iyi hissetmiştir. Adam birkaç iltifat, birkaç hediye ve küçük seyahatler vat ederek kurbanını ağına takmış ve çok geçmeden onu evliliğe ikna etmiştir. Fahriye ailenin 45 yaşında ve suç dosyası kabarık olan bir kişiyle evlenmesine rıza göstermeyeceğini bildiğinden onları işin içine hiç dâhil etmemiş ve adama itimat edip evlenmeyi kabul etmiştir. Çocuklarından uzun süre haber alamayan aile ona ulaşabilmek için bir programa katılıp destek istemişler ve adamın mağdur ettiği kişiler telefonla bağlanarak onun bütün kirli icraatlarını afişe etmişlerdir. Fakat aile tehlikenin ayak seslerini çocuklarına bir türlü anlatamamış ve çaresiz kalmışlardır. Fahriye karanlık bir geçmişe sahip olan bu kişiye o kadar inanmıştır ki, aileyi yok sayıp sonu görünmeyen bir yolda yürümeye karar vermiştir. Fahriye’yi gelecekte nelerin beklediğini elbette bilemeyiz ancak çetrefilli bir yola girdiğini ve yolun sonunun uçuruma çıktığını öngörebiliriz…

 

DUYGUSAL DALGALANMALAR AĞIR BASIYOR

 

1-Gençler akılları ile değil duyguları ile hareket ediyor, çabuk öfkeleniyor, çabuk aldanıyor ve sonu görünmeyen dehlizlere saplanabiliyorlar. Kırsal kesimde yaşayan ve sahip oldukları kazanımların farkına varamayıp kent hayatının kendilerine ulaşılmaz bir konfor sağlayacağına inanan bireyler ise olayları olduğu gibi değil görmek istedikleri gibi algılıyor ve geri dönülmez hatalara düşebiliyorlar.

 

2-Üniversite tahsili için aileden uzaklaşan gençler, derslerin yoğunluğu, uyum sürecinin getirdiği zorluklar ve aileye olan özlem ile duygusal yorgunluğa, tükenmişliğe düşüp hataya eğilimli hale gelebiliyorlar.

 

3-Suç odaklı kişiler üniversiteye yakın alanlarda konaklayarak ağlarına alabilecekleri genç kızları gözlerine kestiriyor ve onları etki altına alarak istedikleri gibi yönlendiriyorlar.

Google+ WhatsApp