“Ey hakim” seslenişine de itiraz etseniz ya!

“Ey hakim” seslenişine de itiraz etseniz ya!


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan konuşuyor..

 

Tokat’ta bir erkek, boşanma davası sürmekte olan karısını değişik yerlerinden bıçaklamış.. 

 

Hatta araya girmeye çalışan kayınpederine de bir bıçak darbesi gelmiş..

 

Önce tutuklama kararı verilmiş.

 

3 ayın sonrasında, “adli kontrol kararı” ile tahliye çıkmış..

 

Cumhurbaşkanı bu konuda açıklama yapıyor..

 

Hukukçuluğu bir kenara bırakacağım..

 

“Hukuka bağlılık”, “yargıya saygı” vesair kavramları bir kenara iteceğim..

 

Çünkü bu kavramların kendileri tabu değildir.. 

 

Bu kavramlar, aslında insan içindir..

 

Adalet içindir..

 

Adaleti sağlamak için de..

 

Kimsenin itiraz edemeyeceği yanlışlıkların tespiti halinde..

 

Gerekirse, bu kavramların da ihmali gerekir..

 

İşte bu kapsamda..

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, yargıda süren bir dava hakkında yaptığı açıklama, tam içimizden birisinin konuşması gibiydi..

 

Cumhurbaşkanı, mağdur olan kişinin yerine geçerek kendisi mağdur imiş gibi konuştu..

 

İçi yanan bir mazlumun sesi olarak konuştu..

 

Önce..

 

Genel olarak söylenmesi gereken bir uygulamayı, sadece kadına şiddet özelinde hatırlattı

 

 “Failin indirim almaya yönelik davranışları indirim sebebi olarak dikkate alınmayacak!”

 

Bana soracak olursanız..

 

Sadece kadına şiddette değil..

 

Her tür suçta..

 

Mahkemeye iyi kıyafetlerle gelip, “Saygılar hakimim” modunda hareketler geliştiren herkese dağıtılan “cezadan 1/6 indirim”in çok özel durumlarda uygulanmasını önereceğim ama..

 

Şimdilik kimsenin böyle bir çağrıya cevap vereceğini sanmam..

 

O zaman, bu konuyu geçelim..

 

Devamında şöyle dedi, Cumhurbaşkanı:

 

“Ey hakim sen nasıl oluyor da böyle birisini serbest bırakıyorsun? Ondan sonra yargıya hakaret, ne hakareti ya? Eğer ben bu ülkede Cumhurbaşkanı isem sen de 23 yerinden eşini bıçaklayan eşini serbest bırakıyorsan, bununla ilgili söylenmesi gereken neyse ben sana bunu söylerim. Sonuna kadar takip edeceğiz daha bitmedi işimiz.” 

 

Hukuk devleti ile, şekli açıdan baktığınızda taban tabana zıt bu söylem için, kimseden itiraz geldi mi?

 

Gelmedi..

 

“Yargı bağımsızlığı” gerekçesi ile, sabah akşam ter ter tepinenlerden bir çekince geldi mi?

 

Hayır..

 

Ama..

 

“Osman Kavala” için..

 

“Selahattin Demirtaş” için..

 

AİHM’in verdiği karar, tıpkı eşini bıçaklayan kocayı serbest bırakan hakimin kararındaki gibi..

 

Göz göre göre adaletin zıddına içerikte olduğu halde..

 

“Hukuk. Yargı bağımsızlığı.. Yürütmenin yargı ile ilişkisi” argümanları ile, o zaman da benzeri bir söylemde bulunan Cumhurbaşkanı’nı eleştirdiler..

 

Erdoğan’ı, yerden yere vurmaya kalktılar..

 

“Kavala ile bizim bir ilgimiz yok, ama” diye söze girdiler..

 

“Demirtaş ile farklı siyasi çizgideyiz, ama” dediler..

 

Erdoğan’ın, AİHM kararları için yaptığı tespitlere, “Bu, yürütmenin işi değil” diyerek karşı çıktılar.

 

Bu devletin en yetkili isminin, gerçekleri haykırmasının önüne geçmek istediler.. 

 

Aslında, siyasi iktidarı devirmek için başlatılan Gezi isyanındaki dostlukları sebebi ile değil..

 

Aslında sokak hareketlerinde PKK’lılarla benzerlikleri sebebi ile değil..

 

Gerçekten hukuk devleti ilkesini ölümüne benimsedikleri için Kavala ve Demirtaş’a sahip çıkıyor olsalardı..

 

Şimdi karısını bıçaklayan kocayı serbest bırakan hakime yönelik “Ey hakim” diye başlayan, yürütmenin tepesindeki kişinin seslenişini de eleştirmeleri gerekirdi.

 

Eleştirdiler mi? Hayır..

 

O zaman “Dertleri hukuk değil; karısını bıçaklayan kocanın konumundaki Osman Kavala’yı kurtarmak, aynı konumdaki Selahattin Demirtaş’ı serbest bıraktırmaktır” diyorum..

 

Ve, eşini bıçaklayan kocayı serbest bırakan hakime yönelik Cumhurbaşkanı’nın seslenişinin, hukuk devleti ilkesi ile, şekli açıdan sorunlu olsa da..

 

Yargı bağımsızlığı ilkesi ile, usul açısından problemli olsa da..

 

Aslında söylenmesi gereken bir cümle olduğunu hepimizin kabul ettiği tespitini yapalım.. 

 

Ve şunu da hatırlatalım..

 

Hukuk devleti ne için?

 

Menfaati uğruna hukuku paspas yapmak isteyenleri önlemek için..

 

Cumhurbaşkanı, menfaati için mi, “Eyy hakim” dedi?

 

Hayır..

 

Tam aksine, kimbilir hangi ilişkiler ağı içinde, hangi ricalar sonrasında verilen hukuka aykırı bir tahliye kararını eleştirdi..

 

O zaman, hukuk devleti ilkesi istismar edilerek, hukuka da aykırı yanlış bir uygulama nasıl savunulur ki?

 

Yargı bağımsızlığına niçin saygılı olmalıyız?

 

Etkili konumdaki kişilerin, şahsi menfaatlerini gözeterek, hakimlere baskı yapmamaları için..

 

Cumhurbaşkanı, şahsi menfaati için mi, hakime seslendi?

 

Hayır..

 

Yargının; zaten sahip çıkması gereken bir mazlum kadının hakkına hukukuna sahip çıkılması için hatırlatmada bulundu..

 

Dolayısı ile..

 

Şekilciliği tabulaştıranların aksine..

 

Kuralların özüne bakmaksızın, ilkelerin amacını gözetmeksizin, şekli olarak uygulanmasını önemseyenlerin aksine..

 

Halkın karşısına geçip, “Hukuk devletine bağlıyız” denilip..

 

Sonra, 28 Şubat sürecinde olduğu gibi..

 

Kapalı kapılar ardında hakimlere her türlü tehdidin, hem de kendi ideolojik menfaatleri için yapılması karşısında..

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sözleri..

 

“Hukuk devleti” ile örtüşmüyor gibi görünüyor olsa da...

 

Aslında tam da hukuk devleti ilkesinin işlerliği için elzemdir..

 

Yargı bağımsızlığına aykırı gibi görünse de..

 

Aslında tam da, yargı bağımsızlığı için, bu hatırlatmalar zorunludur..

 

Aksi takdirde, Tokat’taki bir davada..

 

Kimsesiz bir kadının bıçaklanmasında, siz yargının adaleti sağlamasını beklerken..

 

Belki de..

 

Kimsenin ruhu duymadan, yargıya baskılarla, tahliyeler çıkar..

 

Siz hukuk devleti ilkesi gereği sessiz kalmaya çalışır iken..

 

Belki de, hukuk devletinin içine edilir..

Google+ WhatsApp