En yüksek sesle uyarıyorum

En yüksek sesle uyarıyorum


Yine lafı hiç dolandırmadan söyleyeyim; FETÖ yeniden harekete geçti.

 

Acaba devlet bunun farkında mı bilmiyorum? Bilmediğim gibi merak da ediyorum.

 

Biden'ın seçilmesiyle birlikte FETÖ'cülere bir cesaret geldi ki sormayın.

 

Hem onlara hem destekçilerine.

 

Kudurdular!

 

Sosyal medyayı kasıp kavuruyorlar. Aleni suç işliyorlar. Terör örgütü propagandası yapıyorlar.

 

Umarım devletimiz görüyordur!

 

Davutoğlu'nun kurulması için katkı sunduğu, Babacan'ın desteklediği, Kemal Kılıçdaroğlu'nun her gün ilgiyle takip edip zaman zaman da boy gösterdiği, Meral Akşener'in kıymetlisi 'Taraf' artığı o gazete her gün 'FETÖ'cülere özgürlük' naraları atmaya başladı. Bunu da sinsi, bir o kadar da zehirli bir dille yapıyor.

 

Neymiş efendim? FETÖ'cüler adil yargılanmamış-mış.

 

Bak sen!

 

KHK mağdurları varmış-mış!

 

Ne güzel!

 

Şimdi sıkı durun. Zira ilk duyduğumda benim bile dikkatimden kaçmıştı. Herkes meseleye 'Kılıçdaroğlu yine saçmaladı' diyerek yaklaştı.

 

Hayır!

 

Kesinlikle hayır!

 

Çünkü bu önceden tasarlanmış bir soruya yine önceden hazırlanmış bir cevaptan öte bir şey değildi.

 

Daha açık bir ifadeyle proje soru, proje cevaptı.

 

Neydi o soru peki?

 

Kılıçdaroğlu CHP'ye yakınlığıyla bilinen bir televizyon kanalındaki programa katıldı geçenlerde.

 

Programın sunucusu Kılıçdaroğlu'na bir soru sordu!

 

Sıradan bir soru değildi ama!

 

Cevabı 'zehirli' bir soruydu!

 

'Sizin o zırhlı aracın yanından geçip gitmeniz eleştiriliyor' diye sordu sunucu.

 

Kemal Bey de şu cevabı verdi:

 

"Ben geçtim. O da (Erdoğan) gelip geçseydi. O da oradan yürüyerek geçseydi. Niye yürüyerek geçmedi? İşin o cephesi ayrı. Onu ayrıca tartışırız."

 

Cevap bu!

 

Ne demek istiyor dersiniz?

 

'Ben direnmedim Erdoğan da direnmeseydi' mi?

 

Hayır!

 

Ya ne diyor yahut demek istiyor?

 

'Darbe olmadı' diyor.

 

Kurguydu, tiyatroydu söylemini daha da ileri götürüyor.

 

FETÖ'yü inkâr ediyor.

 

Bitmedi.

 

Kemal Bey başka ne diyor?

 

'Darbeye iştirak eden askeri öğrenciler serbest bırakılsın' diyor.

 

'KHK'lılar masum ve mağdur' diyor.

 

Yani şu FETÖ'cü oldukları için ihraç edilenler.

 

Başka!

 

'Osman Kavala da serbest bırakılsın, Demirtaş da' diyor.

 

Biden da aynılarını istiyor. Hem de açıkça.

 

Yani Türkiye'yi 2013 yılına götürmek, o gün başaramadıklarını bugün başarmak.

 

Ve son bir not.

 

Türkiye'nin içi yeniden örgütleniyor. Karanlık hücreler yeniden uyandırılıyor. Bir taraftan PKK ve siyasi uzantısı HDP diğer taraftan FETÖ can havliyle 2023'e hazırlanıyor.

 

Tek umutları Millet İttifakı.

 

FETÖ geçmişte orduya, emniyete, yargıya sızmıştı. FETÖ'nün geçmişte medyası, bankası, şirketleri, vakıfları vardı.

 

Eyvallah geçmişte siyasi partilere de sızmıştı. Ama şimdi ele geçirdi. Türkiye'de artık FETÖ'nün sahip olduğu, yönettiği siyasi partiler var. Artık en korunaklı yerdeler!

 

Çünkü sırtlarında 'demokrasi' zırhı karşılarında 'diktatör' var!

Google+ WhatsApp