Emperyalistlerin canlı kalkanları

Emperyalistlerin canlı kalkanları


İslâm topraklarında dış güçlerin ezik piyonları büyüyen, güçlenen Müslümanların varlığından rahatsızlık duyarlar. Bunun için durmadan felaket tellallığı yaparlar. Bunlar, içimizdeki “Emperyalistlerin Kanlı Kalkanları”dır. Kâfirleri Müslümanlardan üstün görürler ve göstermeye de çalışırlar. Rabbimiz bizleri uyarıyor:

 

“Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e ve “tâğût”a inanıyorlar. İnkâr edenler için de, “Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar.” (Nisa Sûresi/ 51)

 

Cinayet işleyen cani şebekelerin, terörist örgütlerin ilk yardım çadırına dönüşen politik partiler, siyasi dernekler, sosyal ve siyasal görünümlü yapılar, yapılanmalar, meşrepler, İslâm topraklarında görev yapan ve kendilerini görevli kabul eden içimizdeki “Emperyalistlerin Canlı Kalkanları”dır. Bunlar, İslâm topraklarında emperyalistlerin menfaatleri tehlikeye girdiğinde meydana inerler, insanları sokaklara dökerler, kendi vatandaşlarının kanlarını dökmekten, mallarını yağmalamaktan geri durmazlar. Pislik adına, kötülük adına ellerinden ne gelse onu yaparlar.

 

Zaman ve mekân kaydı olmaksızın emperyalizme, vesayete, müstemlekeye ve etki ajanlarına karşı savaşmak, Müslümanlar için Allah’a yapılan ibadet cümlesindendir.

 

İslâm topraklarında emperyalistler adına etki ajanlığı hüküm sürmektedir. Etki ajanlığı; bir ülkenin, bir başka ülkedeki insanların, görüş, tavır, duygu ve davranışlarını etkilemek için savaşa başvurmaksızın propaganda yöntemleriyle, planlı bir görüş ve bilgi iletiminde bulunma faaliyetidir. Yabancı ülkelerin menfaatini kendi ülkesinin menfaatinde üstün tutma gayretidir. Özellikle yabancı gizli servislerin algı operasyonu amacıyla kullanmış oldukları yerli dinamikler (İşadamı, gazeteci, yazar, bürokrat, akademisyen, STK’lar) için kullanılabilecek en doğru sözcük, Etki Ajanlığı ve Nüfuz Casusluğu’dur. 

 

Emperyalistlerin kiralık kalemlerinin ifa ettikleri görevin ismi etki ajanlığıdır. Etki ajanları, gazetecilik dürtüsüyle değil bir yerlerden uyarılarak ya da direktif alarak, kaleme sarılan, kalemini satan, halkın haber alma hakkını okurları bilgilendirmek amacıyla kullanmak yerine o hakkı maddi çıkar için istismar ederek kafa karıştıran kişi veya kişilerdir. Bunu en yoğun 28 Şubat ta gazete sayfalarında, işadamı derneklerinde rastladık. Günümüzde ise; zaman zaman muhalefet ve iktidara çalışan etki ajanlarının soğuk savaşına tanık oluyoruz. Gezi olaylarında bu etki ajanlarını gördük. Barış süresinde akil insanların aralarında gördük. Etki ajanları, bukalemun oldukları için her yerin rengine bürünebilirler. 

 

İslâm topraklarında vekâlet savaşı devam ediyor. Etki ajanları savaş ihaleleri alıyorlar. CIA etki ajanları alanında; hedef ülkelerde çalışma yapmak için milyar dolarlar harcıyor. Çeşitli think-tank kuruluşları, STK’lar, üniversiteler, vakıflar buna yöneliktir. Hatta green card sistemi de bunun bir parçasıdır. Yeşil kart oyunuyla, çok zeki, İngilizceye hâkim olanları istihdam ederler; böylece beyin gücünden istifade eder; ABD sempatizanı yaparlar; kendi propagandalarını yaptırırlar. Kişiliği uygun görülenler profesyonel eğitime tâbi tutulur, özel olarak yetiştirirler. Yetiştirdikleri bu insanlarla, kimi manipülasyonlarla etnik yapıları, fanatik sağcıları-solcuları, radikal ve aykırı mezhepleri, teröre açık grupları, hatta dindar insanları bile yönlendirir ve kullanırlar. Etki ajanlarının en etkili sahaları yazılı basındır.  Bir ülkeni medyası, basını, akademisyeni emperyalizmin âli menfaatlarini koruyor ve kolluyorsa, hainlerle çalkalanıyor demektir.

 

Kendi ülkelerindeki hainleri idam edip,  başka ülkelerdeki hainleri iktidar yapan emperyalist ülkeler, canlı kalkanlarla kalkınırlar. New York’ta Rockefeller Vakfı’ndaki bir toplantıda konuşurken ABD Dışişleri bakanı Henry Kissinger, “Amerika iki sebeple güçlüdür. Ülkesindeki vatan hainlerini bulur öldürür. Diğer ülkelerdeki vatan hainlerini bulur kullanır” demiştir. ABD ve Türkiye etki ajanlarının en yoğun olduğu iki ülkedir. Neden mi Amerika tarihi ve kültürel derinliği olmayan bir ülke... Amerika lobiler ülkesidir. Pusulası olmayan bir ülkeyi herkes kullanır. Türkiye’nin de tarihi derinliği ve medeniyet ufku yoktur. Harf Devrimini yapanlar ve Hilafeti kaldıranlar sadece teknik bir takım değişiklikler yapmadılar. Tam tersi, Türkiye’yi köklerinden, geçmişinden kopardılar. Harf devrimiyle Türkiye’yi kültür soykırımına uğrattılar. Kelimelerin kıyamını durdurup kıyımını başlattılar. Artık Türkiye, ne tam Batılıdır ne de Doğulu. En önemlisi Türkiye’nin de, artık bir pusulası yoktur. Bu bizi algılara açık bir hale getirir. Böylece sürü psikolojisinin uygulandığı bir toplum olup çıkarız. Halkından Müslüman veya halkı Müslüman olan hiçbir ülke iktisadi, siyasi, hukuki ve coğrafi olarak olduğu yerde durmadığı gibi, Türkiye de olduğu yerde değildir. Türkiye’nin dünkü “Cümle Haramlar Partisi”, bugünün “Cümle Haşhaşiler Partisi” olarak varlığını ispatlamaya çalışıyor. Birileri de ibadet aşkıyla buna payanda olmaya gayret ediyor. Anlayacağınız şu ki; genelde İslâm coğrafyasında, özelde ise Türkiye’de “Emperyalistlerin Canlı Kalkanları”ndan geçilemiyor. Vakit, emperyalizme ve emperyalizmin içimizdeki canlı kalkanlarına karşı direnme vaktidir. 

Google+ WhatsApp