Ekonomiyi ve seçimleri aştıktan sonra…

Ekonomiyi ve seçimleri aştıktan sonra…


Başta Avrupa mimarisini hem de Batı ittifakını, NATO dahil yeniden yapılandıracak zaman akarken, böyle devam ederse olmayacak işi başarıp Çin-Rus askeri ittifakı da doğurtacaklar…

 

Çıkan kısmın fevkalade özeti şu; Biden-Putin görüşmesinin ardından, Rusya’nın boğazına dayanmış bıçak saydığı Ukrayna merkezli Avrupa sınırlarının üzerine iteklenmesi ve kimi rahatsız edici silahların konuşlandırılmasından sonra Moskova, “şu 90’lı yılların hesabını kapatalım. Sözünüze güvenilmediği ortada. Vesikaya bağlayalım” teklifini/baskısını yükseltti. ABD de arkasına aslında hepsi aynı ortak kümenin karakterleri, AB/NATO/İngiltere/G7’yi alarak Rusya’ya yükseldi. Haliyle Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile Vladimir Putin arasında herkesi ‘bağlayacağı’ anlaşılan zirve gerekti ve yapıldı. Bu sırada ABD ile Rusya, ‘anlaşma’ için alış-veriş arayışları sürdürüyordu…

 

***

 

ABD’nin iki öncelikli ‘düşmanı’ var. Rusya ve Çin. İki ülkenin bu duruma bakarak, ABD’nin ‘gölge dost’ olarak içlerinden birini seçip, diğerine yürümek’ tuzağına basmayıp ‘saf’ oluşturduklarını herkes kabul ediyor…

 

Çin-Rus ittifakı jeopolitik bir gerçek. Küresel potansiyeli de inanılmaz. Fakat, ‘askeri-stratejik ittifak’ değil! Uzmanlar, iki ülkenin birbirleriyle deneyimlerinden hareketle, zaten bunun mümkün olmadığını söylüyorlar. Oysa mümkün. Fakat ‘ihtiyaç kalmayacak’…

 

Biri, Ukrayna üzerinden Avrupa-Batı sistematiğini farklı boyuta indirmeye, diğeri Tayvan üzerinden Asya-Hint-Pasifik’i farklı dinamiğe çevirmeye çalışıyor.

 

Zirvede de görüldü ki, sıkıştıkları noktada, açık ve güçlü desteklerini birbirlerinden esirgemiyorlar. Nitekim, Biden-Putin görüşmesinin ardından gelen G7 zirvesi Moskova’yı ‘ikaz’ edince, Putin-Jinping zirvesi de hepsine ‘ayar vermiş’ oldu…

 

Pekin-Moskova ittifakı, ABD’nin herhangi bir ortağı veya ortaklıkları ile kıyaslanamaz. Esasen, dünyada görülmüş herhangi bir ittifaka benzemiyor. Etki katma değeri hepsinin üzerinde.

 

ABD o efsanevi askeri gücüne rağmen ne Ukrayna ne Tayvan’da cesaret gösterisine girişmeyecek. Sebebi, sonuçlarına katlanamayacak olması. Hele eş zamanlı iki çatışma patlaması Washington için katlanılamaz maliyetler getirir…

 

Yine de ABD, iki süper gücü kontrol altına almaya çalışıyor mu çalışmıyor mu? Öyle ise bu ‘kendini bilmeme’ halinin kör-kibir boyutu. Çin ve Rusya gibi iki ülkenin üzerine gidebilirsiniz ama ezemezsiniz.

 

Bu yüzden Rus-Çin liderleri buluşması, askeri ittifak kuran değil.. ‘Akla düşüren’ bir görüşmeydi!..

 

***

 

Haliyle ABD, Ukrayna’yı baştan düşünüyor. Putin’in, Biden’la tele-konferans üzerinden görüşmesine rağmen ertesi gün, ‘yüz yüze görüşmek istiyorum’ demesinin nedeni, ‘yanında Pentagon olmadan’ demektir! İhtimaldir, Biden Rusya’nın istekleri konusunda esneyecek. Bu da Afganistan’dan sonra, Batı ittifakının ağır hayal kırıklıklarına yenisini ekleyecek…

 

Rusya iki şey istemişti, alt başlıkları var ama; ‘Doğu’ya, üzerime doğru daha fazla gelme. İki, sınırlara silah konuşlandırmayı bırak’. Kırmızı çizgiler bunlar. ‘Güvenlik garantileri’ deniyor ve Moskova, mektup olarak ABD’li yetkililere bunları teslim etti…

 

Çin tarafına gelince. Belki burası daha ciddi, Pekin; Belarus, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve tabi Rusya ile ‘Kolektif Güvenlik Anlaşmasa Örgütü’ özelinde, bölgedeki güvenliği desteklemek amacıyla işbirliğini geliştireceğini açıkladı! Bu örgütte Afganistan ve Sırbistan da gözlemci statüsünde.

 

Çin-Rus ‘işbirliği’, Asya-Pasifik gibi dünyanın yarısından fazlası alana basıyor, ilerliyor ve güvenliğini etkiliyor…

 

***

 

Burada sahneye Hindistan giriyor. Çin-Rusya-Hindistan gibi her açıdan stratejik oyuncuların, konvansiyonel sorunlarını aşarak farklı bir enerji üretmesi, yerkürenin Batı’ya dönüşünü durdurabilir…

 

Zor üçgen. Ama eskisi kadar değil. Rusya-Delhi ilişkileri daha sıcak ve belli ki ısıyı Çin’e iletiyor. ABD, Çin ve Rusya’nın Hindistan’ı zehirlediğine yönelik ağır propaganda yapıyor Delhi’ye ama inandırıcılığı tartışılıyor. Hindistan Dışişleri Bakanlığı’nın kimi taze açıklamaları garip işaretler taşıyor. Hatta ülkenin Genelkurmay Başkanı’nın ‘öldürülmesi de’ tabloya eklenebilir…

 

İlaveten.. Üç süper gücün uluslararası kuruluşlardaki stratejik tavırlarında da sıklaşan uyum gözlemleniyor…

 

***

 

Hepsi çok kutupluluğu pekiştiren ve en azından söylemi, ‘daha eşit-adil bir düzen’ için alan açıyor. Doğası itibariyle Rusya-Çin askeri ittifakına ihtiyaç bırakmıyor. Yani bu haliyle de iş görüyor!..

 

Böylece geliyoruz, heybedeki büyük turpa; Rusya tarafından ısrarla talep edilen, Çin tarafından desteklenen ‘kırmızı çizgiler’; yeni bir Avrupa mimarisini rahminde barındıran, devamında Batı ittifakının/NATO’nun vücut bütünlüğü üzerine düşünmeyi besliyor!..

 

Avrupa’daki askeri ve politik yaralar bu krizle daha açıldı. Dilin altındaki bakla şu; NATO ittifakının ‘sorumluluk alanının’ yeniden düzenlenmesi ‘tehlikesi’! (Yeni Alman hükümeti şimdiden Amerika’ya yatmasaydı, istikrarsızlık kanamaya başlayacaktı.)

 

Bu mümkün mü? Batı nüfuzu bunu düşünmeyi dahi sakat bıraktığından ancak hayatın gerçeklerini takip edebiliriz; ABD’nin Orta ve Batı Asya’da, Kafkasya’da, Ortadoğu ve Avrupa’da azalması. Küresel imajın erimesi. Ekonomik buhran. Ve ortaklar arası açmazlar…

 

Şimdi Türkiye’nin son dönemde rol aldığı uluslararası gelişmeleri hatırlayın…

 

Ankara, ekonomik sıkıntılarını ve seçimleri aştıktan sonra, yeni dünyanın nimetlerini toplayacak…

Google+ WhatsApp