Düzensiz hizalanmalar...

Düzensiz hizalanmalar...


II. Dünya Savaşı ertesinde kurulan ABD merkezli sistem, bu çarka teslim olmayı kabul eden ülkelere “güvenlik vaat ediyordu”. Bu “koruma vaadi” her zaman parlatıldı ve gözümüzü aldığı için arkada/içimizde ne döndüğüne ancak o kamaşmayla bakabildik.

Teslim şartları ise es geçildi...

Bugün, ekonomik/altın-dolar-petrol/siyasi/sosyal/moral-etik krizleri yükseltip, etkisini katlayan virüs sonrasında o sistemden geriye ne kalabileceğini tartışıyoruz. Sorun şu ki, tıpkı virüs gibi mutasyona uğrayabilir!..

ABD/Batı’nın ‘güvenlik vaadi’ sadece askeri değildi. Yukarıda saydığımız kriz alanları çarkın dişleriydi ve bunlara ek, dil, kültür-sanat dahil sistemin bütünlüğünü savunan ‘değerler’ sunuyordu.

‘Salgın sonrası-yeni-dünya düzeni’ dediğimizde, yüzeysel olarak şu kadarcık bir açmazı tartışıyoruz; kendi vatandaşlarını koruyamayan, hatta sene sonundaki Başkanlık seçimleri nedeniyle onları gözden çıkaran, Vietnam’da yaptığını/kayıplarını da aşarak, seçmenlerinin bedenlerini konteynırlarda çürümeye terk eden ‘süper güç’, diğer ülkelere nasıl bir güvenlik şemsiyesi sunacak?..

İşin kötüsü, seçimde yönetime aday olan alternatifler de dünya düzenine aynı gözle bakan ama ayrı bir ekolü temsil ediyorlar. Enerji, savunma, istihbarat, din içinde her iki cephenin hücreleri var...

***

Şaşırtıcı biçimde, Ortadoğu ve Orta Asya’da, genel olarak ‘Doğu’ denilen ülkeler, kısıtlı kaynaklarıyla, hep ‘bilimden anlamazlıkla’ suçlanırken ve virüsün menbaına daha yakınken salgınla baş ettiler...

Tayvan’da 6 kişi hayatını kaybetti. Malezya 100, Kazakistan 27, Bangladeş 182, Kırgızistan 10, Laos 0, Kamboçya 0, Myanmar 6, Nepal 0, Tayland 54, Vietnam? 0!.. ABD’ye de yardım gönderdi.

Vietnam, 1 Şubat’ta virüsü yüksek ölüm oranıyla hızla yayılabilen A sınıfı bulaşıcı hastalık olarak kategorize etti. Bu ulusal acil durum ilanı 6’ıncı vaka teşhis edildiğinde geldi. (‘Containing the coronavirus: Lessons for Vietnam’, 30/04, World Bank blogs.) ABD yönetimi ise 46 eyalette yaklaşık 2000 vakadan sonra ancak 13 Mart’ta ulusal acil durum ilan etti. Bugün 70 bin insanını kaybetti ve 100 bini aşacağı tahmin ediliyor.

Ama Amerikan siyasal nizamı için bu önemsiz. Seçim her şeyden önemli!..

***

Şimdi Washington, dünyada ve Amerika’da binlerce insanın ölümünden Çin’i sorumlu tutan bir politika izliyor. Bir çok uzmana göre bunun sebebi, salgınla mücadelede uğradığı başarısızlığı örtme ve sandığa etkisini azaltma arzusu.

Bu hızlı kabul eksik. Trump’ın Çin’i suçlaması salgınla direkt ilgili değil. Hatta ihtiyacı var mı o bile şüpheli. Çünkü anlamlı bir seçmen kitlesi hükümetin salgını ele alış biçimini hâlâ destekliyor! Fakat hem Cumhuriyetçi hem Demokrat seçmenin ağırlıklı ortak paydası Çin’e yönelik kaygılar. Amerikalıların üçte ikisi Çin’e karşı olumsuz görüşe sahip. Trump tam buna oynuyor. (‘US views of China increasingly negative amid coronavirus outbreak’, 21/04, PEW.)

Seçim her şeyden önemli dememiz o. Virüs karşısındaki yenilgiyi cambaza bak yöntemiyle gözlerden kaçırmak tamam ama ABD Mart ayının ortasına kadar Çin’i övüyordu. Ne zaman, işsizlik, ekonomik daralma, finans piyasaları Başkanlık seçimini etkileyecek güce yükseldi, o zaman üslup değişti...

Trump, bu kamuoyu dalgasına biniyor. Muhtemel rakibine, “Beijing Biden” diye hitap etmesinin sebebi de o.

***

Çin en çok ekonomi demek...

Bu yüzden Çin’e yüklenmenin bir dengesi olmak lazım. Yani iç politikada Çin üzerinden seçim kazanmaya çalışırken bu ülkeyle ilişkileri dünya için tehlikeli hale getirebilirsiniz. Pekin elbette seçim korkusunu anlıyor. Sınırlı müsamaha göstermeye de hazır.

Ya sınırlar aşılırsa?..

Çin’in elinde çok kart var. Bunların bir kısmı salgınla görülmüş gerçekler; küresel sağlık kaynakları üzerinde önemli bir kontrolü var. Amerikan hastanelerinin ihtiyaç duyduğu koruyucu donanımları, maske, elbise, solunum cihazlarını elinde tutuyor. Hele Çin daha önce aşı geliştirirse, yükselen küresel duruşunu pekiştirecek.

Bununla da bitmiyor. İki yıl içinde ABD’den 200 milyar dolarlık mal alma taahhüdü var! Yeni Zelanda ve Avustralya benzer bir ders aldılar. Çin mallarına ambargo uygulamaya giriştiler ama Pekin, bu iki ülkeden yaptığı ithal miktarını anımsattığında (195 milyar dolar) yelkenler hızla suya indi.

Kaldı ki, Çin salgın sonrası ekonomik faaliyetleri ısıtmaya başladı. Yani önde. Çin ve bölgesinin ekonomik sahası ABD ile rabıtalı.

Eğer bir ticaret savaşı başlatılacaksa bu hayli kötü bir zamanlamaya denk geliyor; pandemi, ABD ve küresel ekonomileri eziyor. İşsizlik yükseliyor. GSYİH eşi görülmemiş hızla çöküyor. Kurumsal kârlar düşüyor. Üretim daralıyor. Ve bunlar salgından evvel zaten pişiyordu. Şimdi ABD salgındaki-henüz tartışmalı-rolü için Çin’i cezalandırma yolunu seçerse, küresel finansal acı nedir hep birlikte öğreniriz!..

***

Peki daha fazla risk var mı?

Çok sayıda analist bir savaş olasılığının arttığı gerçeğinin altını çiziyor. Devlet Güvenlik Bakanlığı’nın, Devlet Başkanı Xi Jinping ve üst düzey Pekin liderlerine sunduğu taze bir rapordan bahsetmeliyiz... (‘Exclusive: Internal Chinese report warns Beijing faces Tiananmen like global blacklesh over virus’, 04/05, Reuters.)

Raporun ortaya koyduğu kötü senaryo, “salgın üzerinden artan anlaşmazlık nedeniyle ABD-Çin arasında askeri çatışma olasılığını açıkça ortaya koyuyor”...

Salgın ve seçim sonrası Çin’e yönelecek bir dalganın beklendiği sır değil. Pekin’in bunu ulusal güvenlik sorunu olarak kabul ettiği de sır değil. Çünkü, işin İpek Yolu ve Pasifik’teki dengelere dayanacağının farkındalar.

Haliyle, ‘hiçbir şey değişmeyecek’ diyenler bilmeli ki, bu daha tariflerin izahı.

Arkası dolu...

Google+ WhatsApp