Duygusallık

Duygusallık


İtidal ile duygu karşıtlığı ya da birbiriyle olan ilgisi bağlamında baktığımız gene uçlarda olmanın bir sonucu çıkar ortaya. Duygu bazen insanın karar verme sınırlarını aşar. Bazen bir tutkuya dönüştürür. Bu da kimi zaman anlamsız bir hâle dönüşür. Ama duygusuz da yaşanmaz. Duygusuzluk katı, acımasız, merhametsizliğe neden olur.

 

İslâm milletinin duygu yönü kuvvetlidir. İnanmanın ve bağlanmanın bir aşk oluşundan kaynaklanıyor bu. Çünkü kayıtsız ve koşulsuz bağlanma ve aşk hâlini yaşama bir güç oluşturur. İbadetler, ilişkiler, sevgiler duygu ile olur. İnsana bu güç de verir. Bir milleti hareketlendirme, eyleme sürükleme, ayakta tutma da duyguyla olur. Sevgi ve bağlılık insana aşk hâlini yaşatır. Kimi kararlarda veya yaklaşımlarda duygu yoğunluğu sağlıklı sonuçlar vermeyebilir. Bunda da ölçü ve itidal gerekir.

 

Dünya yurdu insanlar için bir oyun alanıdır da. Hem yaşama bilinci, dikkati, disiplini hem de sıradanlıktan uzak, eğlenceli bir hayat yaşanır.

 

Böyle olmasa dünya hayatı çekilmez olur. İnsanların aşırılıkları, çabaları çıkara ve bencilliğe dönük olunca beklenmedik sonuçlara neden olabilir. Bir insanın sonradan Müslüman ve iman sahibi olması doğal bir yakınlığa neden. Bu, bir anlamda kazanımdır. Bir insanın kurtuluşu ve hakikate erişi her Müslüman’ı mutlu eder, olması da gerekir. Bir insanın Müslüman olmasına vesile olmak ise en büyük mutluluk ve huzur getirir. Çünkü Müslümanların kardeşlik bağları çok kuvvetlidir.

 

Bu dünya oyununda çıkara dayalı yaklaşımlarda Müslümanlar zaman zaman yanılabilirler. Bu oyun sahnesinde Müslüman görünme, Müslüman’ca yaklaşımlarda bulunma Müslümanları doğal olarak mutlu eder. Kimin ne gibi bir hesap peşinde olduğu kestirilemez. İnsanın aşk ruhuyla bağlılığı önemli. Yoksa diğerleri geçicidir, bir süre sonra uzaklaşmalar olur. Özellikle siyasal anlamdaki oyunlar insanı yanıltabilir. Bu, uluslararası olunca çok daha dikkat, diğer deyişle itidal gerekir. Oryantalizmin geçmiş dönemlerdeki yoğunlukta, oryantalistlerin kimi duygulu yaklaşımları yanılgılara neden oldu. Kendi iç dünyalarını, sırlarını neleri varsa saçıp savrulmalara neden oldu. Müslümanlar üzerinde yaşanan savaşların sonuç almasının nedeni Müslümanların kendilerini ele vermeleridir.

 

Bugün de bu oldukça etkili ve yoğun. Duygu seline kapılanların anlık davranışları da birçok yıkıma neden oldu. Çıkara dayalı yakınlaşmalarda daha dikkatli olunmalı. Ya da yaşanan kimi durumlara da kapılmamak gerekiyor. Özellikle emperyallerin ve onların kuklalarının tutumlarına dikkatle yaklaşılmalı. İşte bunda itidal gerekir. Geçmişte, çok uzak zamanda değil yakın zamanda uluslararası ilişkilerde büyük hatalara neden olundu.

Emperyal ülkelere, hangisi olursa olsun dikkat edilmeli.

 

Çıkarlarımız söz konusu olunca bile bunları ihtiyatla karşılamalı. Bir bakarsınız emperyalist Amerika yanında ve yandaşı, bir bakarsınız bir diğer emperyal güç olan Rusya’nın yanında olmak büyük yanlışlara götürdü. Bunun altından da kalkılamıyor.

 

Müslüman bir millet olan Türkiye’nin ilişkileri bu anlamda önemli. Allah’ın kendisine bağışladığı yer ve konum onu güçlü kılıyor. Bunu da dengede tutmak gerekiyor. Stratejik konumumuz, Müslüman oluşumuz, arkamızda milyarları bulan Müslüman halkın varlığı önemli bir güç. Arada kopukluklar olsa bile iman bağı insanların her şartta yakınlaşmasını sağlar. Yeter ki yaklaşımlar halis ve iyi niyetli olsun.

 

Müslümanlar birbirlerinin haklarını korumakla nasıl yükümlülerse, mazlumların da haklarını korumakla yükümlüdürler. Darda ve zorda onların yanında olmak insanî bir sorumluluk ve gereklilik. Şeytan daha çok insanı duygularıyla avlıyor. Buna dikkat etmek gerekir. Hem kendine sahip çıkması hem de çevresini gözetmesi itidaldir. Duygu onun denetiminde olunca anlamlıdır.

Google+ WhatsApp