Düşünmenin Derinliği

Düşünmenin Derinliği


Zamanın hızlı akışında geçen anların anlamı ağırlık kazanıyor. Boşa geçen bir hayatın insanı tükettiği bir dönem. Zamanı kendimiz değil de başka şeyler yönetiyor. İradesizlik. İrademizi şeylere teslim. Onlara ayrılan zaman, onlara için tüketilenler insanın özgür kılmıyor, köleleştiriyor. Eşyanın ve duyguların kölesi olunuyor.

 

İnsanın kendisine ve olaylara, durumlara hükmedebilmesi için özgün bir iradeye ve düşünmeye gereksinimi var. Kendi kendini var kılması için zorunlu.

 

Sıradan yaşamanın yolu düşünmemek şeylerin kölesi olmadır. Bu da onu kendisi olmaktan uzaklaştırıyor.

 

Dünyayı karartan bir baskı ve kuşatılmışlık zamanımızı elimizden alıyor. Düşünme kumrular gibi başımızı önümüze düşürme yöntemi değildir. Uzun soluklu okuma, düşünme, her anı eyleme dönüştürme ve üretimle olur. Üretimin yolları var. Her insanın üsteleneceği sorumluluk alanları açar. Herkes doğası gereği bir alan açarsa bu bir toplum için çok daha iyi ve güzel, hayırlı bir iş olur.

 

Düşünmenin elbette zorlukları var. Entelektüel olmanın yoları çilelidir, zorludur. Katlanmaya razı olanlar sadece kendileri için değil mensup bulundukları toplumlar için gereklidir. İslâm medeniyeti dairesinde bulunanlar, kim ne iş yaparsa yapsın, hangi yöntemi denerse denesin yapacağı şey gelecek yolculuğuna bir şeyler katması. Yol veya yapı inşasında insanın manevî gücünün sağlanması ve daha da korunması zorunlu.

 

Bilgi edinmeden bir yere varılamaz. Kulaktan dolma bilgiler başkalarının düşünüş alanıyla sınırlı kalır. Çok yönlü okuma, düşünme, arada kendi medeniyet ve düşüncesinin süzgecinden geçirerek yepyeni ve özgün bir yol bulunur. Yeter ki arzulansın ve dilensin.

 

Günümüzde düşünmeyen ya da başkalarının düşünüş biçimiyle yabancılıkların içinde eriyen ve yok olan bir ortam var.

 

Müslümanlar olarak kendimize ait bir endişemiz yok. Endişemiz Batı ruhunun etkisine giren, onların düşünüş mantığıyla düşünmedir. Bilgi ve bilinç edinilenlerin dönüştürülmesiyle özgünleşir. Şu güneşin altında insanlık bir şeyler üretiyor. Bunlar düşünmenin ve çalışmanın çabasıyla oluyor. İnsanlığın birbirine armağan edecek çok şeyi var. Müslümanlara düşen iyi ve hayırlı olanları kendine ait kılması, bunları kendine dönüştürmesidir. Körü körüne düşman olmanın sakıncaları ve yararları ortada.

 

Çarpık, hayırsız ve zararlı düşüncelerden hayırlı iyi ve güzel sonuçlar da çıkarılabilir. Zıtlardan daha iyi şeyler elde edilebilir. Günahlardan kaçınma insanı hayırlı kılar. Günahın ne olduğunu görür en azından. Yaşananlardan zaten bir sonuç elde edilebilir. Zihnen veya düşünce olarak darda kalan insanlar var. Bunlar insanlığın çoğunu teşkil eder. Her insana bir dokunuş yetebilir. Yeter ki Müslüman bir insanın temsili söz konusu olabilsin. Müslümanların temel sorunu da budur. Düşünme yetisinin yeniden kazanılması, daha bir donanımlı olması bunu kişiliğinin özgünlüğünde eritmesidir.

 

Günümüz sorunlarına çözüm üreten, yol bulan çıkışa sahip olunmasıdır. Siyasanın karanlık ve boğucunun tuzağına düşülmeden. Çünkü insanın ruhunu kirleten karşıtlıklar insanı düşüncesizliğe yöneltiyor. Kör dövüşü kavgalara itiyor ve zaman yitirmesine neden oluyor.

 

İnsanı tefekkür ettiren, fikrettiren bir anlayışın dışına itiyor.

 

İnsanın kendine ayıracak zamanı kendisiyle sınırlı kalmıyor. Maddeci, çıkarcı, bencil anlayışlar insanlığa zarar veriyor. Başkasının hakkını kendinde görme bencilliği.

 

Yeryüzünde dönen ve yaşanan bir hayatlar var. Dinler, medeniyetler ve onların insanları var ve yaşıyorlar.

 

Müslümanlar Allah’ın kendilerine sunduğu ve kendilerini içinde buldukları bir yoldur. Bu yolun evrenselliğinde geniş, derin ve ince düşünmenin sorumluluğu bulunuyor. Düşünceyi geliştirmenin, insan ruhuna dokunacak güzellikte ulaşabilme, anlatabilme ve yaşamadır.

Google+ WhatsApp