Düşüncede Salgın Sapmalar

Düşüncede Salgın Sapmalar


Çağımızın sorunları çok yönlü ve çok katmanlı. Günümüzde yaşanan salgın hastalık -korona- bedenseldir. Tıp dünyası ve bilim insanları bu konuda büyük bir çaba gösteriyorlar. İlâç sanayi ve sektörü buradan çıkar devşirse ve istiflese de ortada bir sağlık sorunu var. İnsanlık maskeli ve birbirinden kaçıyor. Bunun bir çözüm yolu olduğu düşünülüyor. İnsanlık büyük bir zarar görse de.

 

İnsanlığın manevî sorunları çok daha büyük ve büyüklüğü oranında da büyük bir çıkmazda.

 

İnsanlığın ve insanımızın İslâm düşünüş bilincine çok daha büyük bir gereksinimi bulunuyor. Bedensel hastalıkların giderilmesi ile ilgili ilâç yani tıbbî tedavi çözüm üretiyor.

 

Müslümanların dağınıklıkları, kopuşları, ayrışmaları ise çok yönlü. Büyük bir uçuruma doğru hızla yol alıyor. İnsanlığın İslâm ruh ve bilincine fazlasıyla ihtiyacı bulunuyor. Müslümanların zihinsel anlamda yeni bir donanım ile yeni ve özgün bir çıkışa ihtiyaçları var. İslâm bilincine sahip olduğunu düşündüğümüz insanların zihin dünyaları alabildiğine karışık ve karmaşık. Bu, hemen bütün Müslüman coğrafyayı sarmış. Bir kesimin bir diğerinden hemen hemen hiç farkı yok.

 

Bir Müslüman için aslolan İslâm’ın özgün ve öz düşüncesini, Batı ruhlu bakış açısıyla ya da mantığıyla sorunlarını gideremez düşünülemez. İki yüz yılı aşkın bir süredir Müslümanların asıl sorunu budur. Yani kendi özgün düşüncesinden kendini yenileyerek ve çıkış yaparak değil, İslâm’ın özünü kendi anlamının ve anlayışının dışındaki mantıklarla kavrama derdinde.

 

Türkiye özelinden baktığımızda derinleşen ve bir kangrene dönüşen hâllerin önü alınamıyor.

 

Müslümanların İslâmî düşünüşlerinin, mevcut anlayışın dışında, dünyada var olanları daha iyi anlama ve kavramasıyla kendisini yenilemesi gerekiyor. Batı, ırk olgusunu hayatın merkezine oturttu. Müslümanlar da bu dalgaya kendilerini iyice kaptırdılar.

 

Hangi ırkın hangi peygamberin, ya da eşinin soyundan geldiğinin ve bunu ırkî bakışla kendisini konumlandırması ve güçlü görmesi ne anlama geliyor? Türkler Hz. Nuh soyundan geliyor, olabilir. İnsanlığın atası Hz. Âdem’den çıkış. Peygamberimiz Müslümanları inanç bağlamında Hz. İbrahim’e bağlıyor. İnsanlığın zihin dünyasında, gerçek hayatında var olan putların kırılma dönümüdür. Buna bağlı olmayanlar ve kalmayanlar ırk putunu önceliyorlar.

 

Her inanan Müslüman insan Allah katında azizdir, değerlidir. Hazreti Nuh’un oğlu kendisine isyan etti gemiye binmedi. Babasının ısrarlarına rağmen. Büyüklenme veya önemsememe putu ruhunu kuşatmış bulunuyordu. Sonu felâket oldu.

 

Batı düşüncesinde Avrupalı beyazlar üstün insan ırkıdır. Yahudilere göre de Yahudiler üstündür. Gerek Batı düşüncesi kaynaklı, gerek diğer çevrelerden kaynaklı Müslümanlar da kendi ırklarının üstünlüğünü gerekçelendirmek için çeşitli sapkın yollara başvuruyorlar.

 

Müslümanlar arasında salgın bir “ırkçılık” sendromu bulunuyor. Edebiyat dünyasında geçmiş zamanda sınırlı bir kesimde bulunuyordu.

 

Kemalist milliyetçiler ile Turancı milliyetçiler arasında ton farkı bulunuyor. Batıcı modern ırkçılar ile biraz dindar ırkçılar gibi. İslâmî düşünüşte var olan sonra da kendilerine yeni tanımlamalar getiren, sağcı, muhafazakârlar ile İslâmcılar aynı ruh ortamında buluşuyorlar. Emperyalizm güdümlü her görüş birbirine benzer. Farklı renkler taşısalar bile. Batı ruhluluğu, emperyalizm güdümlülüğü düşünüşlü kimselerin birbirlerinden çok da farkı yok. Liberalizm, kapitalizm, sosyalizm, bunların şiddet yanlı olan faşizm birbirinden türemedirler, biri Tanrı’yı inkâr eder, biri paraya kendine tanrı kabul eder.

 

Çıkarı uğruna gerçeklerden kaçan, dili tutulan, susan sonra da o yabancı ruhlara kalp olanlar, dönüşenlerin üzerinde durmamız gerekiyor. Müslümanların temel sorunu da budur. Kur’an ve sünnet öz değildir onlar için. Irklarının yüceliğini sahiplenme ve bunu savunma için bin dereden su taşıma derdindedirler. Ama bu sular onların kirlenen ruhlarını asla arındırmaz. Abdest suyu yüzlerini arındırsa bile ruhlarına hükmetmez. Ancak midelerini besler.

Google+ WhatsApp