Durdurun dünyayı inecek var!

Durdurun dünyayı inecek var!


10 Eylül, Dünya İntiharı Önleme Günü idi. Ama o günlerde CoVID konusuna odaklanmıştık. Aldığım notlar vardı. Bu konu önemli. 2020 yılı başı verilerine göre, dünyada 40 saniyede bir kişi intihar ediyor. DSÖ verilerine göre her yıl dünyada 800 bin kişi intihar ediyor. Bu da kırk saniyede bir kişinin intihar ettiği anlamına geliyor. Öte yandan; intihar girişiminde bulunanlar bunun 20 katı. 

 

DSÖ istatistiklerine göre 100 bin nüfus başına intihar edenlerin sayısı dünyada ortalama 10,5 kişi. Yüksek gelirli ülkelerde bu sayı 11,5’e yükseliyor. Türkiye ise 100 bin kişi başına ortalama 7,2 intiharla dünya ve Avrupa’da görece iyi bir durumda.

 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun en son yayınladığı verilere göre 2018’de toplam 3 bin 161 kişi intihar etti. Bunların % 75,6’sı  erkek, % 24,4’ü ise kadın. 2015-2019 yılları arasında ise 16 bin 355 kişi intihar etti. İntihar oranı en yüksek iller Tunceli, Ardahan, Burdur, Aydın ve Edirne. Sayısal olarak en fazla intihar İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Antalya’da!

 

İntihar edenler daha çok, iş, hastalık ve geçimsizlik sebebi ile intihar ediyor. İstanbul sözleşmesinin geçimsizlik sebebi ile intihar olaylarını artırdığı gözlemleniyor. 

 

En yüksek intihar, yaş aralığı olarak 15-25 yaş grubu. Türkiye’de her gün ortalama 10 kişi intihar ediyor ve bu sayı artış eğiliminde. İntihar daha çok üst gelir grubu, eğitimli, seküler çevrelerde.

 

TÜİK verilerine göre, intihar vakalarının gerçekleşme şekilleri; asarak, kimyevi madde kullanarak, yüksekten atlayarak, suya atlayarak, ateşli silah kullanarak, kendini yakarak, kesici bir alet kullanarak, doğalgaz, tüpgaz vb. kullanarak, tren veya başka motorlu araç altına atlayarak ve diğer biçimlerde olduğu belirtildi. Uyuşturucu, alkol, psikolojik sorunlar ve hastalık, aile içi çatışma, gençlerde ölüme götüren bilgisayar oyunları, CoVID sürecinde hastalık korkusu ile intihar olaylarında artış gözleniyor. Evlilerde intihar, bekarlardan daha fazla: en fazla intihar vakası ‘Evli’ (8090) kategorisinde görülürken; ikinci sırayı ‘Hiç Evlenmeyen’ (6090 kişi) kategorisi oluşturdu.

 

En yüksek intihar sayısı 2012’de 3 bin 287 kişiyle oldu. Avrupa İstatistik Kurumu’nun (Eurostat) 2016 yılı verilerine göre Avrupa’da en düşük intihar oranı Türkiye’de. 100 bin kişiye düşen intihar sayılarına bakıldığında Türkiye 34 ülke içinde 2,6 ile son sırada. Türkiye’yi 3,9 ile Kıbrıs ve 4,3 ile Yunanistan takip ediyor. AB’ye üye 28 ülkenin ortalaması ise 10,3. Avrupa’da en yüksek intihar oranı ise 28,3 ile Litvanya’da. Bu ülkeyi Letonya (18,6) ve Slovenya (18,1) takip ediyor. 100 bin kişiye düşen intihar sayısı Macaristan’da 17,1; Fransa’da 13,2; Almanya’da 11,3 ve İngiltere’de 7,2. 

 

2002 ile 2019 yılları arasında, 17 yılda intihar edenlerin 5.443’ü aile içi sorunlar, 4.801’i geçim sıkıntısı, 11.621’i hastalık, 1.011’i ticari başarısızlık, 2.502’si aşk ve istediği ile evlenememe, 5.402’si diğer nedenlerle intihar etti. 22.645 kişinin ise neden intihar ettiği bilinmiyor.

 

Almanya İntiharı Önleme Ulusal Programı Başkanı Barbara Schneider, “Koronavirüs döneminde yalnızlıktan şikayet edenlerin sayısının arttığına dikkat çekerek, sokağa çıkma yasakları ve kısıtlamaların yoğun olduğu dönemde yapılan araştırmalar, alınan önlemlerin başta yaşlılar ve gençler olmak üzere depresyon eğilimlerini artırdığını ortaya koymuştu” diyor.. Kovid süreci oksijen yetersizliği, psikolojik baskı, kaygı, tedirginlik, maskenin göze üflenen sıcak hava sonucu retinada sorunlara yol açması, aşı ve PCR’nin doğrudan ve dolaylı etkileri, yaşlı ve gençlerde, kas, eklem ve kemikler üzerinde sebeb olduğu olumsuzlukların, özellikle de sosyal mesafe döneminde çaresiz durumda hisseden insanlarda ciddi sorunlara yol açtığına dikkat çekiyor.

 

Şu veriler ilginç değil mi? 2001 yılında intihar eden erkeklerin oranı % 65 iken, 2018’de %76’ya yükseldi.. Kentliler daha çok intihar ediyor. İntihar konusunda en riskli grup kentte yaşayan erkekler, en risksiz grup ise kırsalda yaşayan kadınlar.. İlkokul mezunlarının intihar vaka sayısı düşüş gösterirken, lise ve dengi mezunları ile yükseköğrenim mezunlarında intihar vakaları artmaktadır. Evliler bekarlara göre daha fazla intihar ediyor. 

 

Ölüyoruz, öldürülüyoruz, sonunda ecel! Trafik bir bela, sigara öyle, Şimdi bir de RF ve Elektromanyetik dalgalar, rafine şeker, ilaç, gıda, sağlık için aldığımız birçok şey aslında ölümcül hastalıklara sebeb olabiliyor. CoVID süreci bazı gerçeklerle yüzleşmek için aslında iyi bir fırsat. Kozmetikler, deterjanlar, geni ile oynanmış ürünler, birçok sanayi ürünü, kimyasallar, bitkisel ilaç dedikleri zehirler aslında hayatımızı zehir ediyor. Bunlar maddi sebebler. Bir de manevi sebebler var. Ahlaki hastalıklar, kıskançlık, hased, şükretmeyi, sabretmeyi bilmeyen, çile nedir bilmeyen insanların stresleri, iman eksikliği, israf, abur-cubur, helal-haram demeden tüketilen ürünler hayatı zehir ediyor insanlara.

 

CoVID durup dururken başımıza bela olmadı. Akılsızca işlerle aslında kaçtığımızı sandığımız şeye doğru koşuyoruz sanki.

 

İntihar aslında büyük bir günahtır. İmani ve ahlaki zaaflarımız bu anlamda işimizi daha da zorlaştırıyor. Bu sonuçta, İstanbul sözleşmesi, CoVID süreci, yanlış eğitim, media, internet intihar eğiliminin artmasında çok büyük role sahip. İstanbul sözleşmesinin yaşatmadığı, öldürdüğü, intihar istatistikleri üzerinden de görülebilir.

 

“Ölüm” fıtrata bağlı olarak beşeri bir hadise. Sonuçta “Her nefis ölümü tadacaktır”. Ama öte yandan, aynı zamanda insanın başkasını ya da kendini öldürmesi, en büyük günahlardan biridir.

 

Bugün en yüksek intihar oranları, Japonya, ABD ve İskandinav ülkeleri gibi yerlerde görülüyor. Daha doğrusu sıralama şöyle: Sri Lanka, Guyana, Moğolistan, Kazakistan , Fildişi Sahili, Surinam, Ekvator Ginesi, Litvanya, Angola, Güney Kore, Sierra Leone, Bolivya, Belarus, Polonya, Zimbabve, Rusya, Esvatini, Kamerun, Letonya, Ukrayna, Burkina Faso, Belçika, Hindistan, Macaristan, Japonya. Tabii Çin gibi ülkelerden veri yok.

 

Bir yandan Şeytan “yeryüzünde bir cennet ve ebedi bir hayat” vaad ederken, tam aksini yapıyor. Bill’in, Elon’un adamları, TransHumanizm ile “Tanrıyı kıskandıracak” bir şey yapmak istediklerini söylüyorlar. İnsanı ölümsüzleştirecekler akıllarına göre, yeni ve üstün insanı “yaratacaklar” ve bu insanlarla yeryüzünde bir cennet kuracaklar.

 

Taşlanmış Şeytan yalan söyledi. Allah ona lânet etsin. Esselamü, menittebeal Hüda ve dua ile.

 

Not: Benim, Kayıt yayınları arasında yeni çıkacak kitabım DUA inşallah önümüzdeki hafta kitapçılarda olacak.

Google+ WhatsApp