Düpedüz kalleşlik bu! Türkiye kundaklandı! Yeni bir şey denediler. Korku mu, yılgınlık mı? Asla!

Düpedüz kalleşlik bu! Türkiye kundaklandı! Yeni bir şey denediler. Korku mu, yılgınlık mı? Asla!


Türkiye bir haftada ülkenin bütün güney bölgesini kaplayan, iki yüzün üzerinde yangını kontrol altına aldı, büyük oranda da söndürdü. Canla başla bir mücadele yürütülüyor. Bazıları gizlemeye çalışsa da bunun dünyada örneği yok.

Bir hafta boyunca ormanlarımız kundaklandı. Evet “kundaklandı”. Herkes bununla uğraşırken “iç işgalci cephe” ve sosyal medya örgütleri yalan ve iftiralarıyla bu sefer “Türkiye’yi kundakladı.”

PKK’yı korumak için Türkiye’ye saldırdılar

Orman yangınlarının sebebi iklimmiş… Evet, bunu sorgulayalım. Ama sabotaj ihtimallerini de sorgulayalım. İşte asıl “Türkiye’yi kundaklama” kampanyası bu sorgulama ile başladı.

Arkasından PKK çıkar korkusuyla ve bu durumu gizlemek için alabildiğine devlete, ülkeye, yangınla mücadele edenlere, ciğerleri yananlara, yüreği Türkiye için atanlara saldırdılar.

Zihin bulandırdılar, gözlerimizi kararttılar, hedef şaşırttılar, örtbas ettiler, milleti birbirine düşürmeye çalıştılar. Devleti zaafa uğratmak, “devlet yok” imajı oluşturmak için yangın söndürme çalışmalarını sabote ettiler.

Çirkef yalan ve kurgularla…

Laf oyunlarıyla, zihin oyunlarıyla, çirkef yalan ve kurgularla, siyasi ajandalarını, ideolojik kin ve öfkelerini sahaya sürdüler. Mücadele eden binlerce insanı küçümsediler. Kurumları, organizasyonları, havadan müdahaleleri yok göstermeye çalıştılar.

Söndürme çalışmalarını yerinde izleyen gazetecilerle “ödülünü aldın mı” diye alay ettiler. İspanya bir uçak gönderdi onu pazarladılar ama Türkiye’nin mücadelesiyle dalga geçtiler. Her gün on dört saat havada mücadele eden pilotları, uçakları, helikopterleri yok saldılar.

Büyük kötülük fırtınası: FETÖ, PKK ve DHKP-C ile kol kola hareket ettiler.

Türkiye; sadece son bir haftada iki kundaklama ile, iki tür felaketle aynı anda mücadele etmek zorunda kaldı. Ki, bunlar arasında bağlantı olduğunu artık bal gibi biliyoruz.

Çok büyük kötülük fırtınalarıyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin felaketine yatırım yapanların, çirkin istismarları ile bir kez daha yüz yüzeyiz. Bunu Gezi teröründe gördük, 17-25 Aralık’ta gördük, 15 Temmuz’da gördük. Aynı örgütlenmeyi, orman yangınlarında bir kez daha gördük.

Hep aynı çevre… FETÖ’cüler, PKK’lılar, DHKP-C’liler, onların yörüngesinde hareket eden gazeteciler, medya organları, sanatçılar… Yine tam bir dayanışma içinde Türkiye’ye saldırdılar. Dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan bir içeriden saldırı denediler.

Terör örgütlerinin arkasına sığındılar

Koca siyasi partiler işte bu şer ekseninin kontrolüyle, söylemiyle hareket ettiler. Asıl tehlike burasıydı. Türkiye’yi yönetmeye aday siyasi partilerin, örgütlerin söylem üstünlüğüne sığınmaları, kendi ajandalarını onların arkasına gizleyerek yürütmeleri faciadır, çok büyük bir tehlikedir!

Ülkenin tamamı için bir afet durumu söz konusu iken bu siyasi partilerin, liderlerin, vekillerin, danışmanların, yönetim kademelerinin, tam da o örgütlerin söylemiyle paralel biçimde kitleleri provoke etmeleri bir milli güvenlik, bir ülke bütünlüğü meselesidir.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları toplumsal düzeni tehdit ediyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun son aylarda öne çıkan açıklamaları, toplumsal düzeni tehdit ediyor. Ülke bütünlüğünü tehdit ediyor. Bir infial uyandırıp demokrasi dışı arayışları öne çıkarma işaretleri veriyor. Daha önce PKK’nın açıklamalarıyla, Kandil’den gelen mesajlarla benzerlik gösteriyor. Cümleler, çağrılar, tonlamalar çok benziyor.

Ne kadar kızarsanız kızın; CHP Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan olmasıyla Türkiye Ekseni’nden çıkarıldı. Artık o “kurucu parti” değil. Atatürk’ün partisi değil. CHP’deki milli damar tasfiye edildi. CHP’den bir HDP çıkarıldı. Devletten çok, Türkiye düşüncesinden çok örgütler ekseninde hareket eden bir yapı üretildi.

Terör örgütlerine hedef gösterdiler

Bunları yazınca çıldırıyorlar. Kılıçdaroğlu bana dava açıyor. Bütün teşkilatlara dava açma talimatları veriliyor. Eren Erdem gibi; Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’e uzanan siyasi genetiğe savaş açan Eren Erdem gibilerden terör örgütlerine hedef gösteriliyorum.

Tuncay Özkan, Faruk Bildirici, Eren Erdem, Zafer Arapkirli, Lütfi Türkkan, Celal Çelik (KK’nın Avukatı), Bülent Emrah Parlak, Ümit Kıvanç, Zeynep Altıok Akatlı, Gökhan Özbek, Mehmet Demirkol,Ümit Dikbayır (İP, Sakarya mv.) ve daha tespit ettiğimiz yüzlerce isim üzerinden linç kampanyası, hedef göstermeler başlıyor. Bu kişilerin hakaretlerini, küfürlerini, tehditlerini saymıyorum bile.

Bu örgütlerle mi çalışıyorsunuz?

Neden bu kadar paniklediniz? Niye öfkeden deliye döndünüz? Yazdıklarımızı hakaret kabul ediyorsanız siz bin katını yaptınız. Benim hiçbir zaman ifade edemeyeceğim kelimelerle binlerce insanı üzerime saldınız.

Emniyet raporlarına göre, yangın sırasında sosyal medyadan terör estirenlerin yüzde 32’si FETÖ’cü, yüzde 18’i PKK’lı, yüzde 12’si DHKP-C’li. İşte yukarıda bahsettiğim olayda da durum aynen böyleydi. Peki siz kimsiniz? Kimlerle çalışıyorsunuz? Hangi terör örgütüne hedef gösteriyorsunuz?

Ve bunu nasıl yapabiliyorsunuz?

Hep birlikte yeni bir şey denediniz.

Hep birlikte bir şey denediniz. Yine denediniz. Dünyayı da yardıma çağırdınız. İşte bunları ortaya koyunca deliye döndünüz. Damarınıza bastık. Sizi açık ettik. Kötülüğünüzü suratınıza çarptık. Hesaplarınızı bozduk.

Bunları yapmaya devam edeceğiz. Tek ajandamız Türkiye’dir ve bu yolda mücadeleyi sürdüreceğiz. ABD’den, Avrupa’dan ya da başka ülkelerden sinyaller alıp Türkiye ile uğraşanların, ülkemizi hırpalayanların, bu amaçla içeride ortaklıklar kuranların, milletimizin zor anlarında kendi kişisel ajandalarını ortaya koyanların karşısında geri adım atmayacağız.

Korku mu, yılgınlık mı? Asla!

Türkiye’yi zaafa uğratanlara direneceğiz. Direnmenin ötesinde, ülkemize omuz vereceğiz. İçerideki ve dışarıdaki ortaklıklara karşı, Türkiye Ekseni’ne güç vereceğiz. 21. Yüzyıl Türkiye’si elbette inşa edilecek.

Türkiye’yi durdurmanın mümkün olmayacağını, tarihin yanlış sayfalarında yer aldıklarını onlar kadar herkes görecek.

Korku mu, yılgınlık mı, bezginlik mi?

Asla…

Google+ WhatsApp