Dünyayı iyiler kurtaracak

Dünyayı iyiler kurtaracak


70 yaşında bir adam kuşların, kış mevsimini rahatça geçirebilmeleri için atölyesinde özenle yaptığı kafeslerin içine yem ve su koyup ormandaki ağaçlara monte ediyor. Ağaçtan ve metalden yaptığı kafeslerin aşınmaması için üzerlerine saç koyuyor ve yuvaya girip burada karınlarını doyuran kuşları uzaktan izliyor.

 

İnsanların kişisel ihtiraslarının, bitmek bilmeyen taleplerinin ve kutsadıkları nesnelerin gölgesinde kayboldukları bir dönemde bir adam üşüyen kuşlar için barınak yapıyor ve şefkatini ormandaki ağaçlara iliştiriyor. Hayatımızı etki altına alan bunca sorun varken bir adamın kuşlar için yaptığı kafesler nasıl oldu da dikkatini çekti diyebilirsiniz ama hayatımıza değen iyilikler vicdanlarımızda keskin bir sese ve harekete dönüşüyor. Nitekim yaşadığımız toplumda varlıklı, okumuş ve yüksek mevkilere gelmiş çok sayıda kişi ile karşılaşabilirsiniz ancak iyiler bir elin parmakları kadar azdır, o nedenle hayır kapsamında yer alan küçük kırıntıları dahi dikkate almak zorundayız.

 

İnsanların ben duygusu ile hareket edip bütün ilgilerini, enerjilerini ve harcadıkları vakitleri kendilerine çevirdikleri bir dönemde iyiliğe dair hiçbir şeyi gözden kaçırmamak gerekir. Zira dünyayı kendilerine özel bir paye biçmiş ve tek kişilik adalarda hayat aramaya kalkmış bireyler değil, iyiler, iyilerin yüreklerindeki adalet ve merhamet kurtaracak buna yürekten inanıyorum. Aşina olduğumuz bir durumdur; merhamet damarları tıkanmış kalpler, kıyıya itilenlere karşı hiçbir şey hissetmez ve başlarını göklere çevirip kibirle geçip giderler. Kibirleri ile körleşenler, çocuk tacizcileri, kadın katilleri ve şiddeti bir hayat tarzına dönüştüren caniler dünyayı kirletmeye devam ederken, kendilerini koruyabilmek için duadan zırhlar ören zayıflara el uzatmak merhameti kuşananlara düşüyor.

 

Yer ve gök, nefesleri kan kokan zorbaların zulmüne tanık oluyor… Toprak her dakika bir çocuğun kanı ile buluşuyor, gök kubbe “ah” sesleri ile inliyor ve yeryüzünde hayat süren bütün canlılar adalet özlemi ile tutuşuyor. Güne yas görüntüleri ile başlayan insanlar kulaklarına çarpan her seste, her nefeste adaleti arıyor ve bunun için aşındırmadık kapı bırakmıyorlar. Ve kötülerin her gün biraz daha güçlendiği bir çağda iyilerin ektiği sevgiyi zayi etmemek için itina gösteriyoruz.

 

YAŞLILIK HAYATTAN ÇEKİLMEK DEĞİLDİR

 

1-Hayatımızın hangi mevsiminde olursak olalım, iyilik algımızı, öncelediğimiz şeyleri ve meramlarını anlatamayacak olan canlılara karşı beslediğimiz şefkat duygusunu kaybetmemeliyiz.

 

2-İnsanlarımız ancak mülk sahiplerinin iyilik yapabileceğine inanıyor ve bizim zaten gücümüz yok deyip sorumluluk almaktan kaçınıyorlar. Oysa iyiliğin büyüğü küçüğü olmaz, insanlara rahatsızlık verecek bir taşı kaldırmak da, bir çocuğun başını okşamak da, tebessüm etmek de, bir yoksula ikramda bulunmakta da, bir canlıyı su ile buluşturmak da iyilikler hanesinin öğelerindendir ve küçümsenemez.

 

3-İnsanı ekonomik imkânları üzerinden değerlendiren kapitalist sistem, iyiliği ulaşılmaz bir değer olarak aktararak insanları bencilleştiriyor. Oysa nefes alıp veren her kişinin yapabileceği iyi şeyler vardır, insan yeter ki yönünü hayırdan yana çevirsin ve harekete geçsin.

Google+ WhatsApp