Dünya nereye doğru dönüyor?

Dünya nereye doğru dönüyor?


Rahmetli Erbakan Hocam, küresel sermayenin kirli tuzaklarına dikkat çeker ve bütün kötülüklerin müsebbibi olan bu karanlık güçleri ahtapot metaforu ile açıklardı. Hocam, mazlum halkların kaynaklarını sömüren ve dünyayı şiddete boyayan zihniyeti bir ahtapota benzetir, “Ahtapotun beyni Siyonizm, gövdesi masonluk, kolları ise Rotary ve Lions kuruluşlarıdır” derdi. Ne yazık ki işbirlikçilerin sessizliği ve ezilenlerin çaresizliği bu ahtapotu o kadar büyüttü ki, artık hangi taşı kaldırsak altından bunlar çıkıyor ve haddi aşıp, Allah’ın koyduğu düzeni bozmaya kalkıyorlar.

 

Kendilerini piramidin zirvesinde konumlandıran bu zümreler yeryüzünde istedikleri toprakları işgal ediyor, mazlum hakları katledip kaynaklarını sömürüyor, eşyanın dokusunu bozuyor ve adeta ilahlığa soyunuyorlar. Mazlum halklar salgın hastalıkla başa çıkmaya çalışırken onlar uzayda hayat olup olmadığından, yapay zekâdan, dijital paradan ve robotlardan bahsediyor ve Allah’ın koyduğu intizamı bozarak kendi ilahlıklarını dayatmaya çalışıyorlar.

 

Artık dayanacak ne gücümüz ne de sabrımız kaldı. Sözümüzden döndüğümüz ve tutunduğumuz değerleri terk ettiğimiz gün gücümüzü de kaybettik ve edilgen varlıklara dönüştük. Allah bizden zulmü ortadan kaldırıp, adaleti tesis etmemizi emretmişti ancak samimiyetimizi, direncimizi ve güven duygumuzu kaybedip rüzgârın önünde savrulan yapraklara dönüştük. İyiler atlarına binip gittiler, bizler ise ne o temiz atlara ulaşabildik ne de yol kat edebildik… Zaaflarımızın, tavizlerimizin, yılgınlıklarımızın altında ezildik ve karanlığa geçit verdik. Allah’ın arzında hükümranlığa soyunan bu zümreler, bu karanlık güçler toprağın, suyun, havanın ve tükettiğimiz ürünlerin genetiğini bozdular ve dünyayı yaşanmaz hale getirdiler. Artık nefes alıp vermekte dahi güçlük çekiyoruz…

 

İnsanımsı robotlar, dijital hayat, yapay zekâ söylemlerine şimdi bir de yapay et eklendi. Adını aşılarla ve virüslerle duyduğumuz Bill Gates asırlık sığırların hava kirliliğine sebebiyet verdiğini, laboratuar ortamında üretilen yapay etin ise daha uygun ve anlaşılabilir olduğunu ve hızla artan dünya nüfusunun et ihtiyacının bu şekilde karşılanabileceğini söylüyor. Sanırsınız ki adam bizim kursağımıza gidecek eti düşünüyor, sanırsınız ki dünyayı kirletenler, toprağın fıtratıyla oynayanlar onlar değil.

 

Dünyayı avuçlarının içine alan küresel elitler bizim varlığımızı kabul etmiyor ve aklımızla dalga geçiyorlar. Be kardeşim Allah’ın bahşettiği imkânlar bütün canlıların rızkı için kâfi… Yeter ki dünya nimetlerini, ihtiraslarınıza, kin ve nefretinize, karanlık ideolojilerine alet etmeyin… Bırakın toprak toprak olarak, su su olarak, hava hava olarak kalsın… Bırakın ufuklarda uçan güvercinler özgürlük şarkıları söylemeye devam etsinler, hayatlarını toprakla kazanan köy halkı organik hayata geri dönsün, hormonlu gıdaların şişirdiği çocuklar ağaçların gölgesinde koştursun. Bırakın tarihe insanla başlayan hayvanlar yaşamaya ve insana hizmet etmeye devam etsin. Yeter ki düşün yakamızdan ve kendi karanlığınızda kaybolup gidin.

 

Hatırlarsınız Nemrut ilahlığa soyunmuş ve dünyayı avuçlarının içine aldığını zannetmişti fakat gücünün bir sinek kadar dahi olmadığını görüp ibretlik bir sonla ayrıldı bu hayattan. İnsanlık tarihinde Nemrut’un izini sürenler hep olmuştur ancak Allah onlara mühlet verdikten sonra kendi bataklıklarında kahr-u perişan etmiştir. İnanıyoruz ki kanla beslenen bu zümrelerin sonu da farklı olmayacaktır.

 

Allah kâinatta insanın ve eşyanın fıtratıyla uyumlu olan kusursuz bir düzen kurmuş ve bu düzenin sürdürülmesini istemiştir. Göklerde ve yerde olan her şey bu düzeneğe tabi olur ve Allah’a boyun eğerler. Küresel zümreler ise yeryüzünün hükümranlığına soyunmuş ve Allah’ın koyduğu bu düzeni bozmaya çalışıyorlar. Düşünün… Adam sizin yediğinizden içtiğinize kadar her şeyinize müdahale ediyor adam sizi köleleştirmiş, sizin ne düşündüğünüzü ne istediğinizi ne beklediğinizi dikkate dahi almıyor. Allah’ın bahşettiği bütün imkânları kurutup kendi icat ettiği zehirli hayatı dayatıyor. Ve kimse sesini çıkarmıyor, kimse dur diyemiyor, kimse kitlelerin bilincini uyandıracak bir adım atmıyor, atamıyor. Haklı olanlar sustukça zulmedenler güçleniyor ve karanlık icraatlarına bir yenisini daha ekliyorlar. Müslümanlar buna daha fazla sessiz kalmamalı, başlarını kaldırmalı, bedel ödemeyi göze almalı ve karanlığa dönüp hakkı haykırmalıdırlar. Firavun’lar sokaklarımızda gezerken Müslümanlar uykuyu kendilerine yasak etmeli ve bir araya gelip çözüm üretmelidirler. Yoksa ezilenlerin hesabı hepimize sorulacaktır bu bir gerçek!

Google+ WhatsApp