Dönmekte olan çarkı tersine çevirmek

Dönmekte olan çarkı tersine çevirmek


Hayat akıyor, kendi akışında ve yönünde. Dünya dönüyor, kâinat hareket hâlinde. Hiçbir şey boş ve nedensiz değil. Anlamlar dünyası her yanıyla. Her şey doğasında. İnsan hayata bilinçle başladığı andan itibaren hep bir yön üzeredir. İyi ve güzel olan tercih olunan, istenen, dilenen. İnsanın hayatında, iyilikler, güzellikler olduğu gibi kötülükler, çirkinlikler yanlışlar da var.

 

Kavramlarımız var hayır ile şer, iyi ile kötü, güzel ile çirkin. Bunlardan oluşanlar da insanın yönünü, tarzını ve tavrını belirler. Hayırlı, iyi, güzel insan denir. Zıtlar da benzer şekilde belirtilir.

 

İnsanın insan olma, insan olana yakışanı yapmak onun güzelliği olur.

 

Bu zıtların çatışması dünyanın hâlini ve genel anlamda da insanların tutumunu belirler. İyilikler ve güzellikler, hayırlar ve sevaplar insandan insana yansıyınca ve yaşanınca dünya güzelleşir. Değilse olumsuzluklar yaşanır.

 

Kötülükler, çirkinlikler, günahlar etkili olmaya başlayınca dünyanın rengi sanki o yöne evrilmiş ya da öyle görünmüş olur. İnsanlar bundan etkileniyorlar. Bunların çoğalması insanları tedirgin ve mutsuz eder. Hayatı kuşatan olumsuzular, günahlar, şerler, kötülükler insanları hem mutsuz hem umutsuzluğa iter. Yanlışta çare arama, onda ısrar etme ve o tarz yaşamayı tercih etme sorunları katmerleştirir, içinden çıkılamaz hâle getirir.

 

İnsan, hayır ile şer melekleri arasında. Şeytanlar biliriz ki hep olumsuzluklar iledirler. Onlardan elimizden geldiğince sakınmaya çalışırız. Kimi zaman insanın ayağı kayar, dili sürçer, gönlü yanlışa yönelir. O zaman kendini denetleme, korunma insanın elinde. İnsanın iyi ve güzeli, çirkin ile kötüyü ayırt etme bilinci, duygusu, maneviliklerle bulunur ve sahip olunur.

 

Yanlışlar üzerine kurulmuş hayatların bir sonu yok. O yanlışlar daha derinlere sürükler, uçurumlara götürür. İnsanın aklıyla erebileceği yapabilecekleri olabileceği gibi ama eremeyip yapamayacakları da var. Manevî yoksunluklar ister istemez insanı umutsuzluğa ve bunalımlara iter. İnsanlıkta büyük bir boşluk var. Bunu gidermesi bu koşullarda zor görünüyor. Çünkü yanlışta ısrar etmek çözüm olmuyor, sorunları artırmaktan başka bir işe yaramıyor. Dünya çarkını tersine çevirmek anlamına geliyor bu. Bu da ne yazık ki baskın bir durum. İnsanların günahta, şerde, yanlışta ısrarı çıkmazı.

 

Batı düşüncesinin tuzaklarına düşen insanın bundan kurtulması gerekir. Hakikat yolculuğu, manevîdir daha çok. Dünyanın mülkünü, varlığını, gelirlerini ellerinde tutanlar ve semirenler insanlığa bir hayırları yok. Olsa olsa onlar alt katmandakileri sadece köleleri gibi görürüler. Onlara katkı sağlayacak makinanın dişlileri gibi.

 

İnsanın hak arayışının sınırları var. Özgür gibi görünen Batı’da, sınırları belirleyen güç sahipleridir. Onlar hakikat dışı bir hayatın içindedirler. Hakikat sadece kendileridir. Dünyayı çekip çeviren Abede’nin varoşları, sokakları, ötekileri birçok haktan mahrumdur. Özgürlükleri ve yaşama alanları bir yere kadardır. Bunu hemen bütün dünyaya yayabiliriz. Her ülkenin benzer durumu var. Adaletsizlik, haksızlık ve zulüm fokur fokur kaynıyor.

 

Afrika başlı başına içler acısı bir durumda. İnsan olma varlıklarından bile hem yoksunlar hem de habersizler. Onların hemen bütün maddî kaynaklarını acımasızca sömürüyorlar. Bilinçlenmelerini ve bilgi sahibi olmalarını istemiyorlar, izin de vermiyorlar.

 

Dünyanın medenî görünen, gösterilen, özellikle o ruhu taşıyanların Batı ruhunun taşeronluğunu yapanların görmedikleri, görmek istemedikleri yönleri budur. Sanki kendileri de onlar gibi olma arzu ve niyetindedirler. Fransa’nın, İtalya’nın, İngiltere’nin Afrika üzerindeki baskı ve sömürü çarkı hiç durmuyor. Türkiye’nin pozitivist, akıl tapıcılarının aklı ne yazık ki buna yetmiyor. Ya da işine gelmiyor. Kendi aklına taparken aklının bazı şeylere ermediğinin farkına varmıyor. Manevî yoksunluk, aklın vicdansızlığı ve merhametsizliği o ruhu oluşturuyor.

Google+ WhatsApp