“Doğruyum, çalışkanım” deyip, gaylere destek, avukatlara kösteklik!

“Doğruyum, çalışkanım” deyip, gaylere destek, avukatlara kösteklik!


İstanbul Barosu, internet sitesinin ana sayfasına, ilkokul çocukları gibi, öğrenci andını koymuş.

 

“Türküm, doğruyum, çalışkanım” diye başlıyor..

 

Keşke, ilkokul çocukları gibi okusalar..

 

Ve hayatlarında da uygulamaya çalışsalar..

 

Doğruluğu bize gösterseler..

 

Bir yandan baro başkanı Mehmet Durakoğlu, gayler için çırpınıyor..

 

Gay yürüyüşünde Fransız haber Ajansı muhabiri gözaltına alınırken, emniyet mensuplarının haddinden fazla sert muameleleri üzerinden yorumlar yapıyor:

 

“Bir taraftan da polisin sertleşmesi Türkiye’de otoriterleşmenin giderek artacağı gibi bir göstergeyi bize yansıtıyor.”

 

İlginçtir, yüzlerce paylaşımda, ismi Bülent olan, ama ne hikmetse Fransız Haber Ajansı’nda çalışan muhabirin, gözaltına alınma öncesinde bir görüntüsü yok.

 

Dersiniz ki..

 

Bir video çekilmiş..

 

O videoyu çeken kişi de, “Zinhar 50 saniye öncesini göstermeyeceksiniz” şeklinde bir yerlerden emir almış.

 

Vermiş görüntüyü, muhabir yerde iken, polislerin ters kelepçe takması girişimlerini.

 

Ne olmuş da, bu görüntüler yaşanmış, kimsede bir bilgi yok.

 

Kimsede bir anlatım yok.

 

İstanbul Emniyeti dün akşam saatlerinde açıklama yaptı, “Gazeteci olduğunu bilmiyorduk” dedi ama..

 

Onlar da, sonuçta muhabir de olsa, bir insan olduğu için, yerde yatarken ters kelepçe takılması gibi sert bir işleme niçin ihtiyaç duyulduğunu anlatmamışlar.

 

Biraz bekleyelim, bir hayırsever, gözaltı öncesinde yaşanılanları da, paylaşır elbet.

 

Muhabir, muhabir gibi davrandığı halde, polis mi gereksiz şiddet göstermiştir?

 

Yoksa..

 

Muhabir polis tartaklamaya kalkmış, sonrasında o gözaltı işlemi mi yaşanmıştır?

 

Biraz bekleyelim..

 

O sırada, İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu’nun, “Türkiye’de otoriterleşme” yorumuna dönelim.

 

Hani baro başkanı, “Doğruyum, çalışkanım” diye.. 

 

Her sabah, baro binasına girerken öğrenci andımızı okuma yerine..

 

Toptan okunmuş sayılması için, internet sitesine, o andı yerleştirmiş ya..

 

Ben de şimdi merak ediyorum, “Doğruyum” diyen baro başkanı, iki haftadır Akit’in sürmanşetinden duyurulan, avukatlar arasında ayrımcılık niteliğindeki uygulamaları hakkında ne düşünüyor? 

 

“Ne düşünüyor” biraz iyi niyetli bir soru..

 

Bizzat kendisi, o “uygulama” işinin içinde.

 

İstanbul’da iki tane baro var.

 

Adalet Bakanlığı, adliye içinde eski yıllarda 1. Nolu Baro’ya tahsis ettiği odalardan, 2 Nolu Baro üyelerinin de yararlanması gerektiğine dair, avukatlar arasında eşitlik gözeten bir yazı yollamış.

 

Buna rağmen, İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Zırtooo.. Siz istediğinizi söyleyin. Doğruluk, öğrenci andı ile sınırlıdır. Biz ‘Doğruyum’ deriz. Öğrenci andını okur gibi yaparız.. ‘Savunma susarsa, halk susar’ deriz. Ama savunmayı susturmak için, en şiddetli uygulamayı biz yaparız. Doğruluk da ne ki? Hikaye kitaplarının bir malzemesi değil mi?”  modunda bir yaklaşımla...

 

2 Nolu Baro üyelerinin, adliye binalarındaki baro odalarından yararlanmasına getirdikleri engellemeleri sürdürüyor.

 

“Otoriterleşme” ile suçladığı AK Parti iktidarının Adalet Bakanı, “Şu görüşten, bu görüşten” diyerek, farklı söylemlere sahip baro yönetimlerinin olduğu illerde, adliyelerde baro odası tahsis edilmesi hakkında, ayrımcılık yapmıyor.

 

Bütün illerde, hangi çizgide olursa olsun, barolara, adliyelerde yer tahsisi yapıyor.

 

Ama “otoriterleşme”den şikayetçi olan İstanbul Baro Başkanı, kendisine “bütün avukatların hizmetinde kullanmak üzere” tahsis edilen odayı, bazı avukatlara yasaklayarak, “otoriterleşme”nin kralını yapıyor..

 

Oysa öğrenci andında ne deniyor:

 

“İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.”

 

Hani Mehmet Bey?

 

Küçükleri korumayı boşverdik..

 

Sizinle eşit durumdaki avukatlara, sırf 2 Nolu Baro üyesi diye, yaptığınız şu “bilgisayarlara şifre koyma” muamelesi de ne?

 

“Adalet Bakanlığı bize, avukatlar için tahsis etmiş olsa da.. Biz o odalardan 2 No’lu baro üyelerini kovarız” diyorlar..

 

Sonra da..

 

“Küçükleri korumak, büyükleri saymak”tan bahsediyorlar.

 

Siz ne küçükleri korursunuz, ne de büyüklere saygı gösterirsiniz, Mehmet Bey..

 

Sizin elinize, Baro’daki yetkinin benzeri merkezi yönetimde bir geçse..

 

Muhafazakar insanları ülkeden sürmeye bile kalkarsınız..

 

Daha 5-6 yıl önce, başörtülü avukatları boradan atmaya kalkmadınız mı?

 

Başörtülü avukatları, duruşmalardaki kıyafetleri sebebi ile cezalandırmaya kalkmadınız mı?

 

Hukuk fakültesini bitirmiş, stajını tamamlamış, avukatlık hakkı elde etmiş kadınlara, sırf başlarındaki örtü sebebi ile, ruhsat vermeme hukuksuzluğuna imza atmadınız mı?

 

Öğrenci andında, “Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir. Ey Büyük Atatürk!” demek kolay..

 

“Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim” demek kolay..

 

Gaylere destek vermek için, gözaltına alınan bir gay destekçisi muhabir üzerinden, devlete suçlama yapmak kolay..

 

Gaylere gösterdiğiniz tahammülü, meslektaşlarınıza niye göstermiyorsunuz?

 

Dün ruhsat vermiyordunuz..

 

Bugün baro odalarındaki bilgisayarlara yaklaştırmıyorsunuz..

 

“Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diyorsunuz da..

 

Türk gazetelerine, Türk televizyonlarına hukuk dışı uygulamalarda toz oluyorsunuz..

 

Ekrem İmamoğlu, Akit TV’ye haciz getirip, bir de haczettiği haber yapımındaki bilgisayarları yediemine götürürken, sesiniz çıkmıyor..

 

Ama Fransız haber ajansındaki muhabir için, hemen sahneye çıkıyorsunuz..

 

“Ne mutlu Türküm diyene!” sözünü, önümüzdeki baro seçimlerinde yeniden seçilmek için söylemiyorsanız..

 

Samimi iseniz..

 

Şu Diyarbakır Baro Başkanı ile birlikte söyler misiniz?

 

İzmir Baro Başkanı ile birlikte tekrarlar mısınız?

 

Güneydoğu’daki baro başkanları ile tekrarlar mısınız?

 

İşinize gelince ulusalcılık..

 

İşinize gelince Kürtçülük..

 

İşinize gelince Türkçülük..

 

Ne güzel bir yanar dönerlik bu?

 

O kadar da güzel konuşuyorlar ki, dinlediğinizde yağlarınız eriyor.. Bakın Mehmet Bey’in sözlerine:

 

“Toplantı ve gösteri yürüyüşleri anayasayla belirlenmiş temel bir hak. Bu hakkın kullanımının engellenmesi hiçbir biçimde kabul edilebilecek bir şey değildir.”

 

Affedersiniz beyim, siz bu ülkede, avukatların baro odasında bilgisayar kullanımına engel oluyorsunuz..

 

Nerede kaldı, “İlla da illa.. İstanbul’un hiçbir yerini istemem, Taksim’de gösteri yaparım” diyenlere, tahammül gösterme? 

 

2 Nolu Baro üyeleri bir gösteri yapsınlar, ben o zaman görürüm sizin “Anayasal hak” yorumunuzu!

Google+ WhatsApp